
Bir zamanlar nefes alan şehirler, şimdi betonun içinde boğuluyor.
Ruhunu Kaybeden Şehirler
Eski fotoğraflara baktığınızda fark etmiyor musunuz? Bir zamanlar yeşilin, suyun, taşın ve ahşabın uyumuyla nefes alan şehirlerimiz, bugün gri betonun gölgesinde boğuluyor.
Yeşil azalıyor, yağış düzeni bozuluyor, beton artıyor. Şehrin geleceğine biz değil, başkaları karar veriyor; onların bize uyum sağlaması gerekirken biz onlara uyum sağlamak zorunda kalıyoruz.
Rantın Gölgesinde Kentleşme
Rant uğruna yapılan, karaktersiz 1+1 kutu daireler sokakları daraltıyor. Depreme dayanıksız bahanesiyle yıkılan binaların yerine daha da çirkin beton bloklar dikiliyor.
Mimarlar bile, yurtdışındaki estetik örnekler yerine, müteahhitlerin küçücük arsalarına sığdırdığı şekilsiz bloklarla övünüyor. Bu, mimarlığa hakaretten farksız.
Yeşilin ve Güvenliğin Vedası
Yeşil alanlar artık yok denecek kadar az. Yollar kazaya davetiye çıkarıyor; apartman köşelerine denk getirilen çıkışlar, adeta “çarpışma noktası” olarak tasarlanmış gibi.
Komşuluk kültürü yok oluyor; şehirden kaçıp huzur arayan emeklilerin bile ertesi gün yanı başında site projeleri yükseliyor.
Gidişat Tehlikeli
Böyle giderse bir gün sadece şehrimizi değil, ekmeğimizi bile kaybedeceğiz. O zaman çok geç olacak…
Güven Tekirdağ Gazetesinin 85-86. Sayısından alınmıştır.
TEKİRDAĞ CANLI HABER

-->