
KUMBURGAZ VE ANILARI MAZİ OLUYOR
İstanbul’un en gözde tatil beldelerinden biri olan Kumburgaz, yıllar içinde pek çok değişim ve dönüşüm yaşadı. Şimdi, bu değişimlerin ne kadar kalıcı olduğunu sorgulayan bir bakış açısıyla, Kumburgaz’ın geçmişine, bugüne ve belki de geleceğine bir göz atmak istiyorum.
Kumburgaz, İstanbul’un Büyükçekmece ilçesine bağlı, 45 kilometre mesafede yer alan, 1892 hektarlık bir araziye sahip, 8 kilometrelik uzunluğunda altın kumlu sahiliyle bir zamanlar göz alıcıydı. Ancak bugün, sahilin durumu eski parlaklığını yitirmiş durumda. Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün, dostlarına yaptığı özel bir açıklamada, yıllardır vicdan azabı çektiğini dile getirdi. “Kumburgaz sahilindeki 200’e yakın sitenin her birinde 100 ile 200 daire arasında yaşayan binlerce vatandaşın deprem anında kurtuluşu mümkün değil,” diyen Akgün, bu sitelerin yıkılması gerektiğini vurguladı. Ancak ne yazık ki, gerekli meclis çoğunluğu sağlanamıyor. Başkan Akgün, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aynı üzüntüyü paylaştığını belirterek, “İnşallah bu seçimlerde meclis çoğunluğunu elde ederiz ve kararımızı uygularız,” diyerek umutlu bir açıklama yaptı.
1988 yılına kadar Çatalca’nın bir mahallesi olan Kumburgaz, o dönemde İstanbul’a bağlı bir köy olarak varlık gösteriyordu. Ancak 1988’de Büyükçekmece’ye bağlandı. 1970-1980 yılları arasında, sahilin genişliği 50 metreye kadar ulaşırken, inşaat sektörünün hızla büyümesiyle birlikte, sahilden günümüzde geriye yalnızca 10 metre kalmış durumda. Geçmiş yıllarda İstanbul’daki büyük inşaatlar için kum temini amacıyla Kumburgaz sahilinden günde 200 mavna kepçeyle kum taşınırdı. Bu durum, Kumburgaz’ın doğal güzelliklerine büyük bir darbe vurmuş oldu.
Kumburgaz’daki eski sitelerde yaşayanlar, zamanla sıvı sızıntıları ve yapısal bozulmalarla karşılaştılar. Bugün, satılık daireler çok olsa da, alıcı bulmak neredeyse imkansız. Ev sahipleri, çatlak duvarları onarıp, kaliteli boyalarla boyayarak dairelerini çok ucuza satmaya çalışıyorlar. Ancak bu evlerin geçmişteki cazibesi artık çok uzakta kalmış gibi görünüyor.
DENİZ BAYKAL’IN DOĞDUĞU YER: DEĞİRMENKÖY
Rahmetli Deniz Baykal, Silivri’ye bağlı Değirmenköy’deki köy halkıyla sık sık bir araya gelirdi. Değirmenköy, İstanbul’a taze domates gönderen ve bu domateslerin lezzetiyle ünlü bir köydü. Yıllar önce, İstanbul haline her gün günde 400 kamyon domates gönderilirdi. Ancak zamanla, domateslere yönelik bir hastalık nedeniyle bu meşhur ürün kayboldu ve Değirmenköy domatesi unutuldu.
Baykal, köydeki domates festivaline katılmadan yazları geçirmezdi. Özellikle “Domates Güzeli” yarışması, festivalin en renkli anlarından biriydi. Bu yarışmada, köyün kızları değil, yazlıkçılardan gelen kızlar yarışırdı. Yarışmanın birincisi, aldığı hediyelerle oldukça değerli bir ödül kazanır, hatta araba tutarak evine dönerdi. Deniz Baykal, bu tür festivalleri her zaman desteklemiş ve köyün üreticileriyle yakından ilgilenmişti. Birincilik ödüllerini kazanan üreticilere, cebinden para vererek moral desteği sunardı. O dönem, Baykal’a “Domates Deniz” diyenler de olurdu ve bu isim, rahmetlinin çok hoşuna giderdi.
MARMARA EREĞLİSİ’NDE YENİ BİNALAR
Son olarak Marmara Ereğlisi’nden bahsetmek istiyorum. Bölgede son depremde, yeni yapılmış olan Adliye ve Kaymakamlık binaları büyük çatlaklarla karşı karşıya kalmıştı. Yöneticiler “tehlikeli bir durum yok” deseler de, bu binalarda çalışanlar her gün korkuyla görevlerine geliyordu. Sonunda bu binalar yıkılarak yeniden inşa edilmeye başlandı. Yeni bina tek parça olarak inşa edilecek ve hem Kaymakamlık, hem Adliye, hem de İlçe Emniyet Müdürlüğü burada hizmet verecek. Bu yeni binada, vatandaşların park ihtiyacı da göz önünde bulundurularak geniş bir otopark alanı oluşturulacak. Yeni binaların 29 Ekim’de açılması bekleniyor, ancak açılışın Cumhurbaşkanı tarafından başka bir tarihte yapılacağı yönünde iddialar da mevcut.
Güven Tekirdağ Gazetesi’nin 91. sayısından alınmıştır.
TEKİRDAĞ CANLI HABER

-->