
Canavarlaşan beton lobisinin kılcal damarları olan mahalle müteahhitlerinin birçoğunun para hırsı ve aç gözlülüğü ülkenin göz ardı edilen ama en çok kanayan yarası.
Bilhassa en önemli ve hayati kısım olan şantiye şefliği konusunda birçok mahalle müteahhitlerinin teklif ettiği düşük ücretlerden dolayı yetkisi, bilgisi ve donanımı olan bütün meslek sahiplerini canından bezdirmiş ki kimse tekliflerini kabul etmiyorlar ve kabul etmemekte de sonuna kadar haklılar. Çünkü resmen kendilerine kurban seçiyorlar ve en sonunda da şantiyelerine şef bulamıyorlar. Sonra da gidiyorlar olmayacak yetkisiz bölümlerden mezun (İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı vb.) insanları artık nasıl anlaşılıyorsa, aralarında ne dönüyorsa şantiye şefi yapıyorlar.
Bir önceki yazımda da değindiğim ve beni çok büyük rahatsız eden olaydaki İç Mimar vasfındaki (Şantiye Şefi olmaya yetkisi olmayan) kişi sırf tecrübe göstermek için kariyer sitesinde tecrübe kısmına utanmadan bunu yazıyor ve bu olay 2021 yılı pandemi zamanında ve İstanbul’da gerçekleşiyor. Evet hepimizin dışarıya adım atmasının yasaklandığı, mimarlık ve mühendislik fakültelerinin online olarak eğitim verdiği pandemi döneminde gerçekleşiyor! Aklıma çok takılıyor bu kişi bu yetkiyi nasıl almış, kendi mesleğini bile belli ki beceremeyen kişi hangi olmayan teknik bilgi birikimiylekontrol yapmış, hangi zekayla böyle bir sorumluluğu sorumsuzca sırf elbise, güzellik salonu, kozmetik vb. masrafım çıksın diye üstlenmeyi kabul etmiş ve kimse bunu fark etmedi mi? Herhalde oranın Çevre Şehircilik müdürlüğündeki ve belediyesindeki yetkililer pandemiden dolayı evlerinde virüsten korunmakla meşguldüler ki bu çirkin olay göz ardı edilmiş…
Evet virüsten, hastalıktan korunmak için çok güzel önlemler aldık fakat olası büyük bir depremden kaynaklanan felaketten nasıl korunacağız? Hiç kimse de nasıl olsa depremde o binanın performansı ne olacak, dayanımı nasıl olur, zemini sağlam mı, etriyeler doğru açıyla bağlanmış mı, beton sınıfı uygun mu diye sormaz bile. İnsanlar sadece başını sokacak, yatırım yapacak ev alma mantığında olduğundan dolayı kimsenin umurunda değil böyle olaylar, yıkıcı bir deprem olunca belki anlaşılır bir süreliğine de olsa. Bu tarz kişilere edilen tekliflerin sayısı özellikle son zamanlarda iyice arttığını duymaya başladım, bu olay çok sıkıntı olabilir ilerleyen zamanlarda ve bu konuya artık bir an önce el atılması gerekiyor.
Son zamanlarda ki yapılan inşaatların çoğu denetlense özellikle alt, alt-orta ve orta sınıf semtlerdeki yapılarda görülen ‘’paran yoksa öl’’ mesajını veren birçok yapı var. Estetiklik ve kullanışlılıktan zaten bahsedemiyorum bile onlar zaten yok çünkü tasarımında onların ve diğer mimari ilkelerinde önüne geçen para hırsı ilkesi diye yeni kutsal bir ilke var o ön planda. Bu ülke öyle yer edinmiş ki Türk yapı sektöründe insanların can güvenliğinden bileçok değerli!
Gözümle şahit olduğum ve bizzat şikayetini yaptığım binanın kolonunun sehim (kayma) yapmasına rağmen yıkmayıp geçici bir durdurma kararı alınıyor ve kusurun üzeri örtülüp makyajlanıp kaldığı yerden devam ediliyor fakat inşaatın diğer bir sürü kusuru da ortaya çıkınca ve toplu olarak defalarca edilen şikayetten sonra ancak durdurulabildi.
Fakat yine de halkımız bu tarz olaylardan rahatsız olmayıp sokaktaki masum köpeklerden rahatsız oluyorlar, karnı aç sokak hayvanlarının yanından bile korkudan geçemiyor ama canını açgözlü insanlara teslim edebiliyorlar.
Şunu söyleyeyim kaçtığın evin kuduz sokak köpeğinden daha tehlikeli olabilir!
Şimdi sorun masum sokak köpekleri mi yoksa açgözlü müteahhitler ve yetkisi olmayan şantiye şefleri mi?
Sen yine de bir düşün derim.
Güven Tekirdağ Gazetesi’nin 59. sayısından alınmıştır.
TEKİRDAĞ CANLI HABER

-->