
Tekirdağ bir yol ayrımında.
Bir yanda tarihinden miras kalan, insan ölçeğini koruyan ahşap evler, Cumhuriyet dönemi apartmanları…
Diğer yanda zemin katı ticaret, üstü kimliksiz bloklarla doldurulmuş sokaklar.
Bu bir estetik meselesi değil.
Bu bir kent kimliği, ekonomi ve gelecek kuşak meselesi.
Cumhuriyet’in Hafızası
Az katlı, balkon korkulukları işçilikle dolu, Art Deco esintili apartmanlar…
O dönemin modernleşme anlayışının yerel yorumuydu.
Tekirdağ’da da olan ve şehrin kalbinde tüm ihtişamı ile şehri izleyen kimlikli, huzur veren yapılar.. Fakat bugün çoğu vahşice yok edilmiş veya yok edilmek üzere.
Sokaklar Yavaş Yavaş Yok Oluyor
Süleymanpaşa’da her sokak aynı hikâyeyi anlatıyor:
Zemin kat ticaret, üst katlar kimliksiz blok,
Sokak ölçeği yok, güneş ışığı kesilmiş,
Plan yok, vizyon yok; sadece kısa vadeli kazanç.
Sonuç? Tekirdağ anonimleşiyor, sıradanlaşıyor.
Kimlikli Kent Ekonomik Olarak Daha Güçlü
Paris, Barselona, İzmir Alsancak…
Kimlikli apartman dokusu turizm üretir, gayrimenkul değerini artırır, küçük esnafı yaşatır, zincir mağazalara direnç sağlar.
Ruhsuz blok sadece kısa vadeli kazanç üretir.
Uzun vadeli marka değeri üretmez.
Modern Kent Kimliğini Kaybetmeden Gelişir
Eskiye özlem değil.
Akılcı şehircilik…
Kimliğini yok eden bloklar sadece mekânı doldurur; ruhu yok eder.
Modern kentler kimliğini koruyarak gelişir.
Yapılacaklar Net
Erken Cumhuriyet apartman envanteri çıkarılmalı
Cephe rehberi hazırlanmalı
Kat yüksekliği sınırlandırılmalı
Kimlikli cephe teşvik edilmeli
Restorasyon yapanlara vergi indirimi
“Cumhuriyet Caddeleri Koruma Alanı” ilan edilmeli
Sonuç: Tekirdağ Kararını Verecek
Kentler ya planla korunur, ya piyasa refleksiyle silinir.
Bugün Tekirdağ’da, özellikle Süleymanpaşa merkezinde yapılan tercihler çok net bir tablo ortaya koyuyor: kısa vadeli metrekare hesabı mı, yoksa uzun vadeli kent değeri mi?
Ne yazık ki, sokaklarda ve caddelerde gördüğümüz dönüşüm, bir vizyon eksikliğinin sonucu gibi. Parça parça alınan kararlar, planlı şehircilik yerine anlık ekonomik reflekslerin ön plana çıktığını gösteriyor. Kentin kimliği, tarihsel dokusu ve insan ölçeği, bu tercihlerle göz ardı ediliyor.
Tekirdağ sıradan bir Marmara kenti olmak zorunda değil. Ama bunu engelleyecek tek şey, yani gereken irade, çoğu zaman şehir yönetiminde süreklilik ve strateji eksikliğiyle zayıflıyor. Karar alma süreçlerinde kısa vadeli ekonomik kazanımlar öncelik kazanıyor; kent hafızası ve gelecek kuşaklara bırakılacak miras ise risk altında.
İrade yoksa, gelecekte çocuklarımıza miras olarak sadece beton bloklar kalacak.
Düşünün: bir zamanlar balkonlarında işçilik, cephelerinde silmeler olan apartmanlar…
Yerini tekrar eden gri bloklar alacak.
Güneş ışığı kesilecek, sokaklar insan ölçeğini kaybedecek, küçük esnaf yerini zincir mağazalara bırakacak.
Ve o an, her adımda duyacağınız sessizlik…
Tekirdağ’ın ruhu, sokakların hafızası, tarihsel kimliği… hepsi sessizce kaybolacak.
Bu şehrin geleceği birilerinin çıkarları için yok edilemeyecek kadar değerlidir!
Güven Tekirdağ Gazetesi’nin 100. sayısından alınmıştır.
TEKİRDAĞ CANLI HABER

-->