Özlem Gürakar (Köşe Yazısı) OLMUŞU SİLMEK ÖLMÜŞÜ DİRİLTMEK MÜMKÜN MÜ? - Tekirdağ Canlı HaberTekirdağ Canlı Haber

19 Haziran 2026 - 14:00

Özlem Gürakar (Köşe Yazısı) OLMUŞU SİLMEK ÖLMÜŞÜ DİRİLTMEK MÜMKÜN MÜ?

reklam
Özlem Gürakar (Köşe Yazısı) OLMUŞU SİLMEK ÖLMÜŞÜ DİRİLTMEK MÜMKÜN MÜ?
Son Güncelleme :

17 Haziran 2026 - 20:53

108 views

Bundan birkaç ay öncesine kadar yalnızca hukuk fakültesi amfilerinde veya mahkeme koridorlarında yankılanan “mutlak butlan” terimi, bugün ülke gündeminin tam merkezine yerleşmiş durumda.

Hâlâ aşina olmayanlar için en basit tanımıyla anlatmak gerekirse; borçlar, ticaret, idare veya medeni hukukta sıkça karşımıza çıkan bu kavram; bir işlemin veya olayın sosyal yaşamda fiziken gerçekleşmiş olsa bile, taşıdığı sakatlıklar ve eksik şartlar nedeniyle hukuken “hiç yaşanmamış” sayılmasıdır.

Diğer bir deyişle; olmuşa çare bulmak, hukukun sihirli değneğiyle geçmişi silip, siyaseten ölmüşü belki de yeniden diriltmek…

Gelin, bugünün Türkiye’sini sarsan bu kördüğümü, madalyonun iki yüzünü de görmeye çalışarak değerlendirelim.

Her şey, AK Parti’den CHP’ye transfer olan ve son yerel seçimleri kaybeden eski Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş’ın açtığı o meşhur davayla başladı.

Savaş, yerel seçim yenilgisinin ardından, seçimden çok daha önce gerçekleşen CHP 38. Olağan Kurultayı’nın iptali için yargıya başvurdu.

Süreç; CHP’nin o kurultayda koltuğu devreden lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun derin sessizliği ve mahkemenin “mutlak butlan” kararı vermesiyle bambaşka bir boyuta evrildi.

Kararın kabulüyle birlikte Kılıçdaroğlu, hukuken yeniden CHP Genel Başkanı olarak koltuğuna döndü.

Şimdi eğri oturalım, doğru konuşalım!

Kurultayda usulsüzlükler yapılmış olabilir mi?

Belki de.

Ya da her şey tamamen tüzüğe uygun yürütülmüş de olabilir.

Ancak hukuki teknikleri bir kenara bırakıp büyük resme baktığımızda, ortada göz ardı edilemeyecek bir gerçek var.

Gelinen noktada yaşananların; ana muhalefet partisi, hatta son yerel seçimler sonrası Türkiye’nin birinci partisi konumuna yükselen Cumhuriyet Halk Partisi’ni bölmek, içeriden sarsmak ve enerjisini tüketmek amacıyla tasarlanmış bir siyasi mühendislik harikası olduğunu görmemek, kör olmanın da ötesinde bir göz kapamadır.

Tam da bu noktada, Sayın Kemal Kılıçdaroğlu ve onun etrafında şekillenen yeni-eski yönetimin alacağı tavır, sadece CHP’nin değil, tüm Türkiye siyasetinin de rotasını çizecektir.

Madalyonun diğer tarafında ise Sayın Özgür Özel ve diğer muhalefet partilerinin yaşananlar karşısındaki tepkileri, inanın az bile!

Daha şimdiden derin bir ayrışma içine giren Cumhuriyet Halk Partisi’nde; milletvekillerinin, parti meclisi üyelerinin, belediye başkanlarının, il ve ilçe başkanlarının ihraçları gündemde uçuşuyor.

Peki, vizyona giren bu filmin sonu ne olacak?

Hukuki olarak boşa düşen ve yeniden CHP Grup Başkanvekilliği görevine dönen Sayın Özgür Özel geri gelebilecek mi?

Yoksa CHP, Kemal Kılıçdaroğlu liderliğinde yeni bir dönemin kapısını mı aralayacak?

Masada o kadar çok can alıcı soru var ki…

Şimdilik her şeyi zaman gösterecek gibi duruyor.

Ancak bilinen tek bir gerçek var.

Cumhuriyet Halk Partisi, kendi içindeki bu hukuk ve güç savaşını yönetirken ya küllerinden yeniden doğacak ya da adliye koridorlarında kendi geleceğini tüketecek.

Peki kazanan kim mi olacak?

Eğer ki bu bölünme, bu taraflaşma kısa sürede son bulmazsa; “Adam yine kazandı” pankartları eskimeden, yakın zamanda meydanlara tekrar asılacak!

Bunu görmek için kahin olmaya gerek yok.

Olmuşu silip ölmüşü diriltmenin mümkün olduğunu hep birlikte yaşayarak gördük.

Muhalefeti tam ortasından bölmek için bu hamleyi başarıyla uyguladılar.

Peki, sıradaki hamle sizce ne olacak?

Bakalım daha neler göreceğiz…

Neler öğreneceğiz…

Saygılarımla.

Güven Tekirdağ Gazetesi’nin 105. sayısından alınmıştır.

TEKİRDAĞ CANLI HABER

reklam

YORUM YAP

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

reklam-->
reklam