Mehmet Altaş (Köşe Yazısı) PERDEYİ AÇAN KAYMAKAM - Tekirdağ Canlı HaberTekirdağ Canlı Haber

27 Temmuz 2026 - 13:06

Mehmet Altaş (Köşe Yazısı) PERDEYİ AÇAN KAYMAKAM

reklam
Mehmet Altaş (Köşe Yazısı) PERDEYİ AÇAN KAYMAKAM
Son Güncelleme :

26 Temmuz 2026 - 10:09

19 views

1983 yılında bir tiyatro turnesi için gittiğimiz Akçakoca’da, sahnesi bile olmayan düz bir salonda oyun sergilememiz nerede ise olanaksız görünüyordu. Ancak bir kaymakamın sanata, insana verdiği değer, söze bağlılığı, o gece yalnız bir tiyatro oyunu değil, hafızalardan silinmeyecek bir dostluğu da sahneye koydu.

Bazı insanlar görev yaptıkları makamlarla değil, dokundukları hayatlarla hatırlanırlar. Aradan yıllar geçer, şehirler değişir, insanlar yaş alır; Fakat bir isim hafızanızın en özel köşesinde yaşamaya devam eder.

Yıl 1983

Bolu Kültür Merkezi bünyesinde amatör bir tiyatro grubumuz vardı. Adımız da çok iddialı. Bolu Kültür Merkezi Sanat Tiyatrosu. O yıl için hazırladığımız oyun Necati Cumalı’nın Nalınlar’ı. Yönetmenimiz ise Türk Tiyatrosunun büyük ustası, Müşfik Kenter. Oyunumuz Bolu merkez de çok ilgi gördü. İlçelerden turne talepleri gelmeye başladı. Bizlerde yola koyulduk. İlçe ilçe turne yapıyoruz. Oyunumuzu tiyatro severler ile buluşturuyoruz.

Turne organizasyonunu ben yürütüyorum. Bir gün yolum Akçakoca’ya düştü. Oyunun sahneleneceği salonu görünce içimden, “Burada tiyatro oynanmaz” dedim. Sahne yoktu. Düz bir salon. Son derece yetersizdi. Geri döndüm. Durumu zamanın İl Kültür Müdürümüz rahmetle anıyorum,  İsmail Aydın’a anlattım.

Aradan birkaç gün geçmişti ki, müdürümüz beni makamına çağırdı.” Akçakoca Kaymakamı aradı. ”dedi. “Neden ilçemize tiyatroyu getirmiyorsunuz diye sordu.” Salonun uygun olmadığını öğrenince de beni yeniden Akçakoca’ya davet etmiş.

Bir kez daha yola çıktım.

Kaymakam Bey beni son derece sıcak karşıladı. Anlattıklarımı dikkatle dinledi. Ve ardından şu cümleyi kurdu. “Merak etmeyin, sizin istediğiniz gibi bir sahne kurdururuz.”

Hemen bir marangoz çağırdı. Ben sahnenin krokisini çizdim, nasıl olması gerektiğini not ettirdim. Ardından Halk Eğitim Müdürü Makama çağrıldı. Organizasyonun tüm ayrıntıları ile ilgilenilmesini istedi.

Salon düzenlenecek, biletler satılacak, salon dolacak, tiyatro Akçakoca’ya gelecekti.

Bir hafta sonra büyük heyecanla Akçakoca’ya vardığımızda ise adeta donup kaldık. Salonda tek bir hazırlık bile yapılmamıştı. Hemen Kaymakam Beyi aradım.

“İlgileniyorum” dedi.

Aradan yarım saat geçmemişti ki kapıda Kaymakam Bey’i ve marangozu gördük. Sonra hep birlikte işe koyulduk. Kısa sürede salon düzeni ve sahne hazırdı. Öğrenci matinesine her şey yetişmişti.

Öğrenci matinesinde salon ağzına kadar doluydu. Hiç boş sandalye kalmamıştı. Akşam temsilinde de aynı manzara vardı. Perde kapandığında yükselen alkışlar, bütün yorgunluğumuzu alıp götürmüştü.

Temsilin ardından sahilde bir restorana geçtik. Yemek, sohbet ve müzik derken zamanın nasıl geçtiğini anlayamadık. Vakit gece yarısını çoktan geçmişti. Birden emniyet görevlileri içeri girdi. Mekân sahibine,” Bu saatte neden kapanmadınız?” diye sordular. Ne dediysek, derdimizi anlatamadık. Bizim yüzümüzden mekân mühürlenecekti. Aklıma yine Kaymakam Bey geldi.

Gecenin o saatinde telefon ettim. “Telefonu görevliye verin. ”dedi. Bir süre konuştular. Görevlilerin sadece şu sözleri duyuluyordu.

“Tamam efendim. Emriniz olur efendim.” Telefon kapandı.                                                                                               Görevli bize dönerek; “Arkadaşlar, yemeğinize devam edin. Kaymakam Beyin talimatı var. Biz de sizin güvenliğinizi sağlamakla görevliyiz. “dedi.

İşte o zaman karşımızdaki kişinin yalnızca bir kaymakam olmadığını bir kez daha anlıyorduk.  Ertesi sabah kahvaltıda bizimleydi. Oyunumuz için bize teşekkür etti. Yeni temsillerimizi beklediği söyledi.

Sonra yıllar geçti.

Akçakoca’nın çehresini değiştiren, kahvehanelerinde kitaplık kurduran, günlük gazetelerin bulunduğu köşeler düzenleten, yöre insanına gazete okuma alışkanlığı kazandırmaya çalışan, Akçakoca’yı turizmde marka yapmaya çalışan, gittiği her yere hizmet ve heyecan taşıyan o kaymakam, Türkiye’nin en sevilen valilerinden biri oldu.

Çünkü “O” makamını bir ayrıcalık değil, millete hizmet etmenin bir aracı olarak gördü. Bugün “O” Kaymakamın, “O” Valinin adı, bugün hala saygıyla anılıyor. Adına kitaplar yazıldı. Dizi filmler çevrildi.

Recep YAZICIOĞLU

 Bazı insanlar aramızdan ayrılır. Fakat, hatıraları, hizmetleri, iyilikleri ve geride bıraktığı izleri ile yaşamaya devam eder. Efsane Vali Recep YAZICIOĞLU’nu sevgiyle, saygıyla ve rahmetle anıyorum.

Ruhu şad, mekânı cennet olsun.

Güven Tekirdağ Gazetesi’nin 108. sayısından alınmıştır.

TEKİRDAĞ CANLI HABER

reklam

YORUM YAP

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

reklam-->
reklam