Özlem Gürakar (Köşe Yazısı) BİR TÜRLÜ ÇÖZÜLEMEYEN İL/İLÇE KRİZİ… - Tekirdağ Canlı HaberTekirdağ Canlı Haber

22 Eylül 2026 - 17:52

Özlem Gürakar (Köşe Yazısı) BİR TÜRLÜ ÇÖZÜLEMEYEN İL/İLÇE KRİZİ…

reklam
Özlem Gürakar (Köşe Yazısı) BİR TÜRLÜ ÇÖZÜLEMEYEN İL/İLÇE KRİZİ…
Son Güncelleme :

20 Eylül 2026 - 20:03

13 views

Kısa bir süre önce gözümün önünde bir kriz yaşandı.

Aslında gördüğüm ilk kriz değildi.

Son da olmayacağına eminim.

Ancak artık bu konuya da değinmem gerektiğine karar verdirdi.

İsim belirtmeden konunun temelinde siz değerli okuyucularımla paylaşmak istiyorum…

Bundan yaklaşık 14 yıl önce, 6360 sayılı Kanun ile birlikte Tekirdağ büyükşehir statüsüne kavuştu.

Bu yasa ile birlikte Ergene, Kapaklı ve Süleymanpaşa adında 3 yeni ilçemiz doğdu.

Tabii bu ilçeler yoktan var olmadı.

Mevcut ilçelerin sınırları yeniden düzenlendi; bazı belde ve köyler mahalleye dönüştürüldü ve Tekirdağ’ın idari yapısı baştan aşağı değişti.

Bu değişimin en dikkat çekeni ise belki de yaşadığım yer olmasından kaynaklı olarak Süleymanpaşa oldu.

Bir gecede il olmaktan çıkıp ilçe olan Süleymanpaşa…

Tekirdağ’ın merkezi yine buradaydı.

Valilik, il müdürlükleri, Büyükşehir Belediyesi, siyasi partilerin il başkanlıkları hep buradaydı; ama artık burası aynı zamanda bir ilçeydi. İşte sorun da tam olarak burada başladı.

Tekirdağ’ın büyükşehir olmasıyla birlikte diğer ilçeler açısından çok daha net bir tablo ortaya çıktı.

Çorlu’da Çorlu Kaymakamı, Çorlu Belediye Başkanı ve siyasi partilerin ilçe başkanları aynı ilçenin yöneticileriydi.

Çerkezköy, Malkara, Şarköy, Muratlı, Hayrabolu, Saray ve Marmaraereğlisi’nde durum farksızdı.

Kapaklı ve Ergene’de de zaman içerisinde kendi ilçe protokolleri oluştu.

Bayramlarda, resmi törenlerde, anma programlarında ilçe protokolü belliydi:

Kaymakam, belediye başkanı, siyasi parti ilçe başkanları, kamu kurumlarının ilçe müdürleri ve diğer ilgili yöneticiler…

Herkesin yeri, görevi ve temsili netleşmişti.

Peki, Süleymanpaşa’da?

İşte orada işler biraz karıştı.

Çünkü Süleymanpaşa aynı zamanda Tekirdağ’ın merkeziydi ve dolayısıyla il protokolü de buradaydı.

Vali, Büyükşehir Belediye Başkanı, milletvekilleri, il müdürleri ve il başkanları buradaydı.

Bir de bunların üzerine Süleymanpaşa Kaymakamı, Süleymanpaşa Belediye Başkanı, ilçe müdürleri ve siyasi parti ilçe başkanları eklendi.

Böylece protokol halktan daha çok hale geldi!

Bir salon düşünün…

Bir tarafta il protokolü, diğer tarafta ilçe protokolü ve herkes aynı törene davetli.

Koltuk sayısı belli ama makam sayısı her geçen gün artıyor.

İşte protokol krizi de tam olarak burada patlak veriyor.

Diyeceksiniz ki: “Devlet protokolünün belirlenmiş bir listesi ve Valiliğin uyguladığı resmi protokol kuralları var.”

Kimsenin bu kuralları yok saydığı yok.

Ancak mesele sadece resmi törenlerden ibaret değil.

Asıl karmaşa; belediyelerin kendi organizasyonlarında, siyasi partilerin toplantılarında ve geniş katılımlı etkinliklerde ortaya çıkıyor.

Çünkü siyasi partilerde de artık çok sayıda makam ve görev var.

Bir organizasyon düşünün; milletvekilleri, il başkanları, ilçe başkanları, Büyükşehir Belediye Başkanı, ilçe belediye başkanları, büyükşehir belediye meclis üyeleri, ilçe belediye meclis üyeleri, il ve ilçe yöneticileri, kadın ve gençlik kolları başkanları, hatta partinin genel merkez yöneticileri ve eski başkanlar var.

Listeyi daha da uzatabiliriz.

Şimdi bütün bu isimleri aynı salona topladığınızda ister istemez şu soru ortaya çıkıyor:

Kim nerede oturacak? Kim en önde duracak?

Tekirdağ’da zaman zaman yaşanan protokol krizinin asıl kaynağı da bu.

Tabii ki “İl başkanı mı, ilçe başkanı mı önde oturmalı?” diye tartışmıyoruz; ancak hiyerarşik piramitten aşağı doğru indikçe liste iyice karışıyor.

 Sonuçta ise kırgınlıklar, dargınlıklar, hatta küslükler ortaya çıkıyor.

Bazıları “Alt tarafı bir sandalye, ne olacak?” diyebilir.

Aslında mesele bir sandalye kapma yarışı değil.

Siyasette oturduğunuz yer, temsil ettiğiniz makamın ve gücün bir göstergesi olarak algılanır.

Bir il başkanının ilçe başkanından sonra oturtulması, bir belediye başkanının il başkanının arkasına verilmesi ya da milletvekilinin konumlandırıldığı yer farklı anlamlara çekilebilir.

Hele bir de aynı partinin içerisinde farklı siyasi klikler varsa; işte o zaman bir oturma düzeni, tek bir fotoğraf karesi, hatta bir isim anonsu bile günlerce konuşulabilir.

“Beni neden oraya oturttular?”

“Neden benim yanımda şu isim vardı?”

“Neden ilçe başkanı benden önde oturdu?”

“Belediye başkanına neden o protokol uygulandı?”

Böylelikle toplantının asıl gündemi unutulur ve konuşulan tek konu protokol olur.

İşin bir başka boyutu da siyasi partilerin kadın ve gençlik kolları.

Birçok partide bu teşkilatlar ciddi bir örgütlenme gücüne sahip.

Kendi yönetimleri, kendi programları ve çalışma alanları var.

Ancak il teşkilatının veya ilçe teşkilatının bir programında bu kolların konumu nasıl belirlenecek?

İl kadın kolları başkan yardımcısı mı önde olacak, ilçe kadın kolları başkanı mı?

Gençlik kolları başkanları nereye oturacak?

Bir milletvekili, belediye başkanı ya da genel merkez yöneticisi geldiğinde sıra baştan mı düzenlenecek?

İşte bunların hepsi, bugün çözülmezse yarın yine karşımıza çıkacak sorular.

Bir partinin il toplantısında uygulanacak düzen ile Valilik tarafından düzenlenen 30 Ağustos törenindeki düzen aynı olmak zorunda değil.

Ama her ikisinde de ortak bir unsur bulunmalı: Netlik.

Büyükşehir yasasının üzerinden yaklaşık 14 yıl, Süleymanpaşa’nın da fiziki olarak ilçe oluşunun üzerinden de 12 yıl geçti.

Artık “Yeni sistem zamanla oturur” demenin pek bir anlamı kalmadı.

Çünkü aradan geçen yıllara rağmen sistem hâlâ oturmadıysa, bir yerde ciddi bir eksiklik var demektir.

Belki de eksik olan şey; bu yeni idari yapının siyasi ve sosyal hayata yeterince uyarlanamamış olmasıdır.

Tekirdağ artık bu meseleyi bir sonuca bağlamalı.

Ben her toplantıda bu sorunları görmekten, birilerinin yüzünün asılmasından birilerinin ise başkasının yerini kapmasından duyduğu memnuniyeti görmekten yada birilerinin alanı terk etmesini izlemekten yoruldum.

Dilerim bundan sonrasındaki krizler hizmet yarışında kim en iyi olacak noktasında olur.

Saygılarımla…

Güven Tekirdağ Gazetesi’nin 111. sayısından alınmıştır.

TEKİRDAĞ CANLI HABER

reklam

YORUM YAP

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

reklam-->
reklam