Şehrimizin kimliğini ve tarihini önemli ölçüde yansıtan, yapımında büyük emek ve sanat barındıran tarihi eserler, yıllar geçtikçe kasıtlı olarak metruklaştırılıyor, yakılıyor veya tinerci yuvası haline getiriliyor. Nihayetinde, bu eserler yıkılarak yerlerini vizyonsuz, tamamen ticari kazanç odaklı apartmanlara bırakıyor. Kimse bu durumdan rahatsız değil; oysa bu eserleri cahil müteahhitlerin eline kaptırmayıp sahip çıksak, yaşadığımız şehir bu kadar huzursuz olmazdı.
Bu evlerin yapımında şehir plancılığı ön plandaydı ve kentin doğal yapısı ile bütünleşecek şekilde tasarlanmıştı. Eski şehir planlarının en güzel özelliklerinden biri, havanın ve rüzgarın akışını sağlayacak şekilde tasarlanmış olmalarıydı. Ancak günümüzde, rüzgar bile esmiyor; her köşeye, iki koyunu güdemeyecek kapasitedeki kişilerin çıkarları uğruna dikilen apartmanlar yüzünden doğanın dengesi bozuldu.
Halkımız, kendi eliyle sonunu hazırlıyor ama bunun farkında değil. En büyük derdi, daire sahibi olup kiraya verip çalışmadan para kazanmak. Kendi şehrimize en büyük zararı, maalesef kendi insanımız veriyor. Gittikçe kendi şehrimizde yabancılaşıyoruz, fakat henüz bunun farkında olan pek az insan var.
Güven Tekirdağ Gazetesi’nin 68. Sayısından alınmıştır.
TEKİRDAĞ CANLI HABER