
Hadi bugün biraz hayal kuralım…
Çoğu insan sağlıktan, mutluluktan, aşktan, sevgiden, hayatlarına girecek iyi insanlardan önce çok para ister.
Olmaz ama diyelim ki bir anda çok paranız oldu.
Ve ticarete atılmaya karar verdiniz.
İlk yapmanız gereken şey nedir?
Oda kaydı, resmi başvurular ve hatta şirketi de kurmaktan önce?
Tabii ki siyasi partilere giriş yapmak…
Evet bildiğiniz, sürekli ülkeyi, bölgeyi, şehri hatta resmi olmadan kendi adaylarıyla mahalleyi yönetmeye talip olan siyasi partilere.
Ne alakası var demeyin geleceğiniz için burası çok önemli!
Şirket sahibi olarak mutlaka iktidar partisine girmeniz, şirket ortağınızın da ana muhalefet partisinde yer alması ilk şartımız.
Böylece iki tarafı da garantiye almış ve gelebilecek tehlikelere karşı önceden hazırlığımızı yapmış oluyoruz.
Şirketimiz iktidar partisinin kamu nimetlerinden yararlanırken aynı zamanda da muhalif ortağımız sayesinde de muhalif belediyelerin kaymaklı ihalelerini bir güzel almaya başlıyor.
Vatandaş zaten geçim derdinde ki yarın ne yiyeceğini düşünürken sizin yaptığınız yolsuzluklarla uğraşmasına zaten imkan yok!
Ola ki bir gazeteci çıkıp da foyanızı ortaya çıkarıp aldığınız kaymaklı ihaleleri ve yaptığınız yolsuzlukları açık ederse ne olacak?
Aman efendim onu da düşündük.
3-5 kuruşa kalemşörlük yapacak satılık gazeteci mi yok?
Var var, olmaz mı hem de her şeyden çok!
Bir de yargı gücünü de aldık mı arkamıza değmeyin keyfimize!
Bir anda gelen bolca para artık aydan aya hatta günden güne kendini katlar olur.
Akarken doldurmak lazım.
7 sülalemize yetecek kadar da doldurduk.
Peki şimdi ne olacak?
Tabi akıtmak da lazım.
Sizin önünüzü açan siyasilere, onların vakıflarına, derneklerine, bu işlere yeni girenlere ve gazetecilere akıtmak lazım.
Zaten bunu yapmazsanız size de akıtmıyorlar.
Sistem tam anlamıyla kazan kazan.
Peki ya bu kadar kazançlı bir sistemin kaybedeni yok mu?
Olmaz mı? Tabi ki başta devlet, belediyeler ve en nihayetinde belediyeler ve devleti vergileri ile ayakta tutan halk!
Bu kadar göz göre göre halkı yoksullaştıran sisteme karşı halk ne yapıyordu?
Hak, hukuk, adalet üçgeninde 3 kuruş maaş ile bir sonraki gün karnını az buçuk doyurabilecek mi onu düşünüyordu!
Sevmedim bu bir anda zengin olma hayalini. Eminim ki siz de sevmediniz.
Böyle şeref yoksunu bir düzen ne bana ne siz değerli okuyucularıma uygun.
Biz en iyisi bırakalım paraları da forsları da yere batsın.
Onurumuzla yaşayıp başımız dik yok olalım.
Saygılarımla…

-->