Özcan Büyükoğlu (Köşe Yazısı) “VATANDAŞIN ORTAK DERDİ: GEÇİM, GÜVENLİK VE ADALETSİZLİK” - Tekirdağ Canlı HaberTekirdağ Canlı Haber

17 Ocak 2026 - 21:49

Özcan Büyükoğlu (Köşe Yazısı) “VATANDAŞIN ORTAK DERDİ: GEÇİM, GÜVENLİK VE ADALETSİZLİK”

reklam
Özcan Büyükoğlu (Köşe Yazısı) “VATANDAŞIN ORTAK DERDİ: GEÇİM, GÜVENLİK VE ADALETSİZLİK”
Son Güncelleme :

18 Aralık 2025 - 10:37

743 views

BAĞIŞ DOLAPLARI NİYE TAŞIYOR? KİM TOPLUYOR, KİM FAYDALANIYOR?

Tekirdağ genelinde, özellikle de Marmara Ereğlisi’ne bağlı Yeniçiftlik Mahallesi Gazi Mustafa Kemal Atatürk Caddesi üzerinde bulunan giysi ve ayakkabı bağış dolapları, son yılların en dikkat çeken sosyal dayanışma araçlarından biri oldu. Vatandaş, kullanılmış ama temiz, giyilebilir durumdaki kıyafetlerini bu dolaplara bırakıyor; belediye de toplayıp ihtiyaç sahiplerine ulaştırıyor… ya da en azından öyle olması gerekiyor. Ancak sahadaki manzara düşündürücü.

Yeniçiftlik’teki marketlerin yakınında bulunan bağış dolapları her gün daha öğleden önce ağzına kadar doluyor. Hatta öyle ki, dolapların yanına yığılacak kadar fazla bağış bırakılıyor. Bu tablo, halkın dayanışma isteğinin büyüklüğünü göstermesi bakımından gurur verici. Fakat geceleri ortaya çıkan başka bir manzara var…

Havanın kararmasını bekleyen bazı kişiler, dolap taşınca yere bırakılan kıyafetleri topluyor ve ortadan kayboluyor. Yani ihtiyaç sahibi olup olmamaları kontrol edilemeyen insanlar, adeta dolabın sahipliğini üstlenmiş durumda. Asıl ihtiyaç sahipleri ise belki de o kıyafetlere hiç ulaşamıyor.

Buradan yetkililere küçük ama etkili bir önerim var: Zabıta ekipleri, bu dolapları günde en az bir kez kontrol etsin. Taşan kıyafetleri araçlarına alıp belediyenin merkez depolarına ulaştırsın. Böylece hem kötü niyetli kişilerin toplamasının önüne geçilir hem de bağışlar gerçekten ihtiyaç sahiplerine gider.

Sosyal dayanışma hepimizin ortak değeriyse, bu dolaplar sahipsiz kalmamalı.

TELEVİZYONDAKİ “CENNETİN ÇOCUKLARI” VE GERÇEK HAYATIN YANIŞ YÖNLENDİRMESİ

TRT 1’de yayınlanan Cennetin Çocukları dizisini izliyorsanız son bölümde dikkat çeken sahneyi fark etmişsinizdir. Mahallede haraç toplayan gruplarla mücadelede bazı vatandaşlar kolluk kuvvetlerine gitmek isterken, mağdur olan diğerleri “biz kendi göbeğimizi kendimiz keselim” diyerek karşı çıkıyor.

Bu tür sahneler, farkında olmadan yanlış bir mesaj veriyor. Madem ki ortada haraç var, tehdit var, suç var… O halde devletin polisi ve jandarması dururken, insanlar neden kendi yöntemleriyle mücadele etmeye yönlendiriliyor?

Evet, dizi kurgudur ama milyonlarca izleyeni etkilediği de bir gerçek. Hele ki böyle hassas konularda dizilerin mesajları toplum psikolojisini şekillendirebilir. Devletin ilgili kurumları görev için var. Suçla mücadelede vatandaşın yalnız olmadığı bilinmeli.

TELEVİZYONLARDAKİ ETLİ YEMEK TARİFLERİNE KARŞI GERÇEKLER

Gelelim ekranların başka bir çelişkisine…

Ülke olarak ekonomik sıkıntıların kıskacında olduğumuz bu dönemde, televizyonlarda yayımlanan yemek programlarında sürekli etli yemek tarifleri verilmesi, gerçekten toplumun büyük bölümünü yaralıyor.

Bugün Türkiye’de bir emekli ailesinin, bir esnafın, bir dar gelirlinin evine ayda bir kez bile et girmiyor. Ekranda ise dana kavurmalar, kuzu tandırlar, kuşbaşılı tarifler gırla gidiyor. Bu durum, adeta fakirle alay etmek gibi.

Televizyonlar elbette tarif verecek ama toplumun yüzde 85’inin ulaşamadığı menüler üzerinden mis gibi sofralar kurmak, sosyal gerçeklikle bağdaşmıyor. Biraz empati hiç fena olmaz.

ET VE BALIK KURUMU’NDAKİ ÇELİŞKİLER

Türkiye’de et fiyatlarının yükselmesini engellemek amacıyla kurulan Et ve Balık Kurumu’nda yaşananlar ise ayrı bir tartışma konusu. Vatandaş, 1 kilo indirimli kıyma alabilmek için geceden kuyruğa giriyor. Yeni zamlarla kurumun kıyma fiyatı 650 TL oldu. Peki neden düşmüyor?

1 Kasım’da Halk TV’nin ana haberinde verilen bilgiye göre, kurumun ithal et alımları sayesinde 2025 yılının Eylül sonuna kadar elde ettiği kazanç 360 milyon dolar, yani yaklaşık 14 milyar TL. Eğer kurum kâr düşünmeseydi, bugün 1 kilo kıymanın fiyatı 500 TL’ye kadar düşecekti.

Bu tabloyu duyunca insan sormadan edemiyor: Bu kurum vatandaşa ucuz et sağlayacak diye mi kuruldu, yoksa kazanç elde etmek için mi?

SON SÖZ

Dayanışma dolaplarından et fiyatlarına, televizyon dizilerinin mesajlarından yemek programlarına kadar toplumsal yaşamın her noktasında gerçeklerle yüzleşiyoruz. Ama çözüm önerileri de yok değil!

Bağış dolaplarında düzenli zabıta kontrolü, medyada toplumun gerçek ihtiyacına uygun yayın politikası, kamu kurumlarında şeffaflık ve vatandaşı koruyan fiyat politikaları…

Tekirdağ’ın da Türkiye’nin de çözümsüz hiçbir sorunu yok. Yeter ki sorunları görmekten, söylemekten ve çözmekten vazgeçmeyelim.

Güven Tekirdağ Gazetesi’nin 93. sayısından alınmıştır.

TEKİRDAĞ CANLI HABER

reklam

YORUM YAP

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

reklam-->
reklam