Mehmet Altaş (Köşe Yazısı) MAVİ GÖZLÜ KENT ÖKSÜZ KALDI - Tekirdağ Canlı HaberTekirdağ Canlı Haber

11 Mart 2026 - 03:33

Mehmet Altaş (Köşe Yazısı) MAVİ GÖZLÜ KENT ÖKSÜZ KALDI

reklam
Mehmet Altaş (Köşe Yazısı) MAVİ GÖZLÜ KENT ÖKSÜZ KALDI
Son Güncelleme :

15 Şubat 2026 - 18:28

512 views

“ÖKSEL DEMİR (1940-2026)”

Tekirdağ’ın bir değeri. Öğretmen, şair, yazar, sanayici. Mavi gözlü kentin isim babası. Öksel Demir’i sonsuzluğa uğurladık.

O bir öğretmen. Çanakkale Öğretmen Okulu, ardından İstanbul Eğitim Enstitüsünü bitirir. İlk öğretmenliği Erzincan Ticaret Lisesi. Sonrası Tekirdağ Ticaret Lisesi ve 50. Yıl Ortaokulu Türkçe öğretmenliği. Ve Okul Müdürlüğü.

Çanakkale Öğretmen okulunda Edebiyat öğretmeni Mehmet Aydın şiiri sevdirir. Sonra İzmir’de edebiyat üzerine bir grup oluşumun içinde yer alır. Bir grup arkadaşı ile Nasır adlı bir dergi çıkartırlar. Oldukça ilgi görür ve etkili olur.

İstanbul Eğitim Enstitüsü yılları şiirinin gelişmesinde etkili olur.  Şükran Kurdakul ile tanışır. Onun çıkardığı Yelken Dergisini takip eder. İkinci şiir akımı etkilidir o yıllarda. Şiirde arayış ve açılım dönemi sürüyor. 1965’te şiirde toplumcu dönem başlıyor. Şiire yeni bir soluk geliyor. Bu akımdan etkileniyor. Yeni Gerçek Dergisinde bir şiir manifestosu yayımlanıyor.  Ataol Behramoğlu, İsmet Özel, Bülent Habora, Afşar Timuçin, Egemen Berkez.

Şiir de toplumsal gerçekçi bir yapı oluşturmak gerektiğini, sanatçının toplumdan soyutlanamayacağını savunur manifesto.  Manifestoya katılır. 1994’te Kiraz dergisin de Bosnalı Çocuklar adıyla yayımlanan bir şiiri vardır. Çiçek adıyla yayımlanmış.

“Büyür ellerin gecede./İğrenç, kaygan, ipleyin./Büyür gözlerin, Bir eski yıldız yalnızlığı sürdürerek…/Ey korkunç ve kutsal inilti../Dinelen, yücelen bir evrenin özgür çiçeği./Doymamış çocuklar tırmandıkça yüreğimi/Büyür, dağların gecede”.

İlk öğretmenliğe başladığı Erzincan’da şiir ve yazın yönüyle zengin bir dönem geçirir.  Ahmet Say (Fazıl Say’ın babası) , İlhan Demiraslan, Ozan Rıza Polat Akkoyun. Şiir ortamını etkin kılan bir süreçtir.

Erzincan’dan Tekirdağ’a atanır. Öğretmenlik, yöneticilik, sonrada serbest iş yaşamı şiirini olumsuz etkilediğini düşünür. Tekirdağ’da bir kitapevi açar. Yeni yayınları getirip iyi bir okuyucu çevresi oluşturur.  Sonrası kitapevini devreder.

12 Eylül Askeri yönetiminden nasibini alır. Resen emekli edilir. Buğday ticareti, çiftçilik yapar. Un fabrikası kurar.

1993-1995 yılları arası Hasan Akarsu ile birlikte kiraz dergisini çıkarır. 38. Kiraz Şenliği’nde, şiir dinletisi etkinlikleri düzenler. Türkiye Yazarlar Sendikası üyesi ünlü ozan konukları Tekirdağ’da misafir eder.  Ruşen Hakkı, Güngör Gençay, Eray Canberk, Kemal Özel vb.

Hasan Akarsu ile yaptığı bir söyleşide;” Az şiir yazmış olsanız da az ve öz şiirlerinizle adı unutulmayacak bir ozansınız. Niçin önce şiir diyorsunuz?”

Önce “Yorgun Pencere” şiirini Hasan Akarsu’ya okur. Ve der; “Biliyorsunuz önce şiir vardı, masallar vardı, düz yazı da vardı elbet; ama gördüğünüz gibi şiir daha etkileyici bir sanat dalı. Şiir toplumsal çelişkiler yoğunlaşınca öne çıkıyor. 1962-1965’te yayımlanan şiirler soyuttu. Ama bir söylem zenginliği vardı. Sınırları zorluyordu. 1965’te bu şiirlere toplumsal bir içerik de girdi. Söylem ve simge zenginliği şiiri olumlu etkiledi.  Afşar Timuçin, Bülent Habora, Özdemir İnce, buna güzel bir örnek. Bireysellikten toplumsallığa geçiş çoşkusu şiire de yansıdır.”

Tekirdağ’a yeni atandığım yıllarda’ Ankara’da Mülkiyeliler Lokalinde Ahmet SAY ile bir Şair ve Çocuk Kitapları yazarı bir dost Özlem Sezer, Ahmet SAY ile tanıştırdı. Kendisine Tekirdağ’da görev yaptığımı öğrendiğin de biraz heyecanla Öksel Demir’i tanıyor musun diye sordu. Hemen telefonuma sarıldım.

Buyurun sizi görüştüreyim dedim. Teli kendisine verdim. Heyecanlandı. Öksel Hocam’da biraz şaşkın. O tok sesi ile Müdür Bey nelerdesin yine. Nereden ses veriyorsun sesi yankılandı. Size bir dostunuzu veriyorum. Görüşün dedim. Ahmet SAY ile görüştürdüm. Sonrası Öksel Demir sohbeti başladı. Ahmet SAY Öksel Hoca ile Erzincan’da tanıştığını belirtti. ”Benim gözümde o çok düzgün bir insan. Değerli bir edebiyatçı, iyi bir eğitimci, bu özelliklerinin yanında bariton sesi ile şiir okuması da beni çok etkiler. Okur olarak şiire duyduğum ilgi, ikinci yeni akımının şairanelik özelliği ile başlamıştır. Öksel’in şiirinde bu niteliği bulmuşumdur.  Şairler ile dost olmam herhalde şiir sanatının bu üstün özelliğinden kaynaklanmaktadır.” Diye sohbet etmiştik. Rahmetlinin vefatından sonra internette gezinirken, Ahmet SAY’ın Kiraz Çiçeği dergisinde sohbetimize yansıyan yorumunu okumak bana bu karşılaşma ve tanışmayı hatırlattı. Dergide Öksel Hoca için Ahmet SAY” Varlık ve Yeditepe dergilerinden şiirleri yayınlanan tanınmış bir genç şairdi. Dönemin önde gelen eleştirmeni Mehmet Fuat Tür edebiyatı yıllığında yer verdi.” Diye söz eder.

Maarif Müfettişi Muhsin Durucan ise Milliyet Gazetesi bloğunda; “Yalnızlık ve özlem temasından ilerleyerek soyuttun, toplumcu gerçeğe yol aldığını gözlemledim.  İmge ve yazınsal sanatları gözlemleme başarısı da göz ardı edilemez.” der. Blogdaki yazısını Mevlana’nın bir sözü ile sonlandırır. “Kamil odur ki. Kaya dünyada bir eser./Eseri olmayanın yerinde yeller eser.” Sanırım yazar Öksel Hoca’nın Mavi Gözlü Kent, Tanığı hüzündür sonbaharın, Ölüm biraz eserlerinden etkilenerek, göçüp giderken bu dünyada bir eser bırakmanın betimlemesini mi yapmıştır!

Tekirdağ’a ilk geldiğimde, yöre ile ilgili ilk kitaptı MAVİ GÖZLÜ KENT. Özellikle kenti tanıtan bölümü; Tekirdağ’ın üç girişi vardır.  Üç kapısı. Ben bu anlatımdan çok etkilendim.

“Tekirdağ’ın üç girişi vardır, üç kapısı. Yunanistan hattından gelip İpsala gümrük kapısından yurdumuza girenler ve İzmir Çanakkale hattından gelenler, Malkara’yı geçip İncek ile Marmara denizini bulurlar. Birkaç dakika sonra da masmavi bir deniz ve kıyısında dizilmiş, gerdanlık gibi bir Tekirdağ görünüm ile karşılaşırlar.

Kapıkule gümrük kapısından giriş yapanlar, Edirne, Kırklareli, Babaeski, Lüleburgaz’ı geçip Muratlı’ya dönerek Tekirdağ’a yöneldiklerinde karşılarında masmavi bir deniz bulurlar.

İstanbul girişi de öyledir. Karşınıza ansızın bir deniz ve muhteşem Tekirdağ manzarası çıkar. Hele gelişiniz yaz başına denk geldiyse, değerli dostum İhsan Yücel’in deyimiyle ‘tarlaların sarışın balerinleri, ayçiçekleri’ karşılar sizi. Ayçiçeği ve kanola tarlalarının bal sarısı renkleri üzerinden, birdenbire, masmavi bir Marmara çıkıverir. Renklerin uyumu, güzelliği gözlerinizi kamaştırır.

Tekirdağ, sarı ayçiçeği ve kanola tarlalarının üzerinden masmavi bakar gelenlere. Bu nedenle Tekirdağ sarışın ve mavi gözlü kenttir.”

Ben bu bölümü dizelere döktüm. Öksel Hocam çok beğenmişti. ”Ben şiirde yazarım fakat böyle hiç düşünmemiştim demişti.” “Tekirdağ’a üç yoldan geliş vardır./Her yoldan gelenleri./Masmavi bir deniz/Hele bir de yaz başına denk geldi ise gelişiniz./Tarlaların sarışın Balerinleri karşılar sizi./Sarı ayçiçeği ve kanola tarlalarının üzerinden./ Masmavi bakarlar size./Sarışın ve Mavi gözlü Kent.,/TEKİRDAĞ”

Öksel Hoca geride bıraktığı üç eseri vardır. Tekirdağ Mavi Gözlü Kent, Tanığı Hüzündür Sonbaharın, Ölüm Biraz. Ve Varlık ve Yeditepe ve başka edebiyat dergilerinde şiirleri yayınlanmıştır.                       Öksel Hocam seni hiç unutmayacağız, şiirlerinle bize bıraktığın anıların ile hep anacağız. Ve yaşatacağız.  Ruhun şad olsun.

Güven Tekirdağ Gazetesi’nin 97. sayısından alınmıştır.

TEKİRDAĞ CANLI HABER

reklam

YORUM YAP

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

reklam-->
reklam