Akın Şenel (Köşe Yazısı) "UMUDUN PARADOKSU: YAŞAMDAN ŞİKAYET EDEN İNSAN DAHA FAZLA YAŞAMAK İÇİN NEDEN ÇABALAR?" - Tekirdağ Canlı HaberTekirdağ Canlı Haber

20 Ocak 2026 - 08:43

Akın Şenel (Köşe Yazısı) “UMUDUN PARADOKSU: YAŞAMDAN ŞİKAYET EDEN İNSAN DAHA FAZLA YAŞAMAK İÇİN NEDEN ÇABALAR?”

reklam
Akın Şenel (Köşe Yazısı) “UMUDUN PARADOKSU: YAŞAMDAN ŞİKAYET EDEN İNSAN DAHA FAZLA YAŞAMAK İÇİN NEDEN ÇABALAR?”
Son Güncelleme :

29 Ağustos 2025 - 19:54

688 views

Günümüzde birçok insan, hayatın zorluklarından şikayetçi. Ekonomik krizler, eğitim sistemindeki yetersizlikler, sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan problemler, hukukun adalet dağıtmaktan uzaklaşması, toplumsal ahlaki çöküş… Her geçen gün daha fazla insan, yaşamın kendisiyle ilgili derin bir memnuniyetsizlik duyuyor. “Bu hayat yaşanmaz” diyenlerin sayısı artıyor.

Ancak ilginç bir çelişki var. Aynı insanlar, daha uzun ve sağlıklı yaşamak için büyük çaba sarf ediyor. Organik beslenmeye çalışıyor, spor yapıyor, meditasyon yaparak stresle başa çıkmaya uğraşıyor, sağlık kontrollerini aksatmıyor, hastalandığında tedavi olmak için her yolu deniyor. Bir yanda hayatın çekilmez olduğuna inanmak, diğer yanda ona daha sıkı tutunmak… Bu nasıl mümkün olabilir?

İnsanın Varoluşsal Paradoksu

İnsanın bu çelişkisi, aslında varoluşunun temelinde yatan en büyük gerçeklerden biridir. Şikayet etmek bir vazgeçiş değil, tam tersine daha iyisini istemektir. Bireyler yaşadıkları dünyayı acımasız, adaletsiz ve dengesiz bulabilirler. Fakat bu memnuniyetsizlik, insanın hayattan kopmasını sağlamaz; aksine onun içinde bir umut yeşertir.

Umutsuzluk, sürekli bir hâl değildir. En kötü günlerde bile, insanın içindeki yaşam arzusu kendini hissettirir. Çünkü insan, geleceğin belirsizliği içinde, bir gün her şeyin daha iyi olabileceği fikrine tutunarak varlığını sürdürür. Bu bazen bilinçli, bazen de bilinçsiz bir süreçtir.

Yaşam İçin Çabalamanın Gerisindeki Güç: Umut

Umut, insanın yaşam mücadelesinin temel itici gücüdür. Dünyanın adaletsizliğine, zorluklarına, acılarına rağmen, insanın hala daha fazla yaşamak istemesi tamamen umutla ilgilidir. Çünkü insan, geleceğin ne getireceğini bilmez. Şu an yaşadığı zorlukların geçici olabileceği, belki bir gün daha iyi şartlarda yaşayabileceği, belki de kendisi için anlamlı bir şey bulabileceği ihtimali, onu hayata tutunmaya iter.

Belki bir gün daha iyi bir iş bulunur. Belki ekonomik sıkıntılar azalır. Belki toplumsal düzen değişir. Belki daha güvenli bir ülkede yaşama şansı doğar. Belki bir gün aşk, dostluk, sanat ya da doğanın güzelliği insanı hayata daha sıkı bağlar. İşte bu “belki” ihtimali, insanı yaşama dair çabalarını sürdürmeye teşvik eder.

Çelişki Değil, Evrensel Bir Gerçek

Hayattan şikayet eden insanların aynı zamanda uzun yaşamak için çabalaması, bir tutarsızlık değil, insanın doğasında var olan bir gerçektir. Umut, insanın varoluşuna kazınmış bir program gibidir. Ne kadar karanlıkta olursa olsun, bir ışık aramaktan asla vazgeçmez.

Bu yüzden her sabah kalkıp işe giden, ekonomik krizden yakınan ama yine de geleceğe yatırım yapmaya çalışan, toplumsal çöküşten şikayet eden ama çocuklarını en iyi şekilde yetiştirmeye uğraşan milyonlarca insan var. Çünkü insanoğlu için asıl felaket, umut edememektir.

Hayatın yaşanmaz olduğunu düşünen insanlar bile, belki bilinçaltında, belki de içgüdüsel olarak yaşamayı sürdürmek isterler. Çünkü bir gün her şeyin değişebileceğine dair inanç, insanın en büyük güç kaynağıdır.

Bu yüzden, umutsuzluk içinde bile yaşamak için çaba harcıyoruz. Çünkü umudun olduğu yerde, insan var olmaya devam eder.

Güven Tekirdağ Gazetesi’nin 85-86. sayısından alınmıştır.

TEKİRDAĞ CANLI HABER

reklam

YORUM YAP

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

reklam-->
reklam