
Türk edebiyatı, her dönem farklı duygulara, farklı mücadelelere ayna tutan kalemler yetiştirmiştir. Kimisi kelimeleriyle devrim yaparken, kimisi ruhun en derin acılarına dokunmayı başarmıştır. İşte bu ikinci gruba, yani insan ruhunun en kırılgan noktalarına temas eden yazarlara en güzel örneklerden biri Cezmi Ersöz’dür.
Cezmi Ersöz, 80’ler ve 90’lar gençliğinin kalbine kazınmış bir isimdir. Onun dizelerinde, yalnızlığın naifliği, aşkın teslimiyeti ve hayatın acı gerçekleri iç içe geçmiştir. Öyle ki, aşkı yalnızca bir duygu olmaktan çıkarıp bir yaşam felsefesi hâline getirmiştir. Onun için aşk, çoğu zaman karşılıksız, hüzünlü ve teslimiyet doludur. Belki de bu yüzden onun dizelerini okuyan herkes, kendi kalbinde bir kırıklık hisseder.
Ersöz’ün edebi dilinde, betimlemeler adeta bir ressamın fırça darbeleri gibi yumuşak ama bir o kadar da etkileyicidir. Satırları, bir roman kahramanının iç hesaplaşmalarına benzeyen duygularla doludur. Melankoliyi, hüzünlü ama huzurlu bir hale getirir. Ona göre aşk, yalnızca karşılıklı bir his değil, bir kabullenme, bir teslimiyet ve kimi zaman da acıyla yoğrulmuş bir mücadeledir.
Edebiyatımızda yeraltı edebiyatının izlerini taşıyan yazarların başında gelir Cezmi Ersöz. Ancak onun farkı, yalnızca sert bir gerçekçilik değil, aynı zamanda romantik bir hüznün de eserlerinde baskın olmasıdır. Hem edebi metinleriyle hem de denemeleriyle okurlarına içsel yolculuklar sunar. Bazen sisteme karşı bir eleştiri, bazen de insanın kendi iç dünyasına dair sarsıcı bir itiraf barındırır yazdıkları.
Gençlik yıllarının kahramanı olmak kolay değildir. Bir yazarın genç nesillere sesini duyurabilmesi, onların ruh hâlini anlayıp kelimelere dökebilmesi gerekir. İşte Cezmi Ersöz, bunu en iyi başaran kalemlerden biridir. Belki de bu yüzden hâlâ, onun kitapları bir gençlik manifestosu gibi okunur.
Edebiyat yalnızca hayali dünyaların kapılarını açmaz; aynı zamanda duyguların en saf hâlini de bizlere sunar. Cezmi Ersöz, işte tam da bunu başaran bir kalemdir. Onun yazdıklarında kendimizi, hayal kırıklıklarımızı, sevgimizi ve en çok da kaybettiğimiz masumiyetimizi buluruz. Kim bilir, belki de bu yüzden Cezmi Ersöz’ün mısraları, hâlâ genç kalabilmeyi başaran yüreklerde yankılanmaya devam ediyor.
Güven Tekirdağ Gazetesi’nin 93. sayısından alınmıştır.
TEKİRDAĞ CANLI HABER

-->