
Çevre Yüksek Mühendisi Cansu Küp & Peyzaj Mimarı Yılmaz Sami Gökçe


Tekirdağ’da su krizi kapıda değil, çoktan başladı. Bugün Tekirdağ Naip Barajı içme suyu açısından en kritik kaynaklarından biri ve doluluk oranı %1’in altındadır. Çevre Yüksek Mühendisi ve Peyzaj Mimarı olarak, bu krizi geleceğe ait bir senaryo gibi konuşmak artık gerçekçi olmadığını düşünüyoruz; çünkü etkileri günlük hayatın içinde, tarlada, sanayide ve musluk başında hissediliyor. Baraj doluluk oranlarının düşmesi, yeraltı su seviyelerinin alarm vermesi ve artan kesintiler, yaşadığımız tablonun açık göstergesidir. Tekirdağ’daki su krizi yalnızca iklim değişikliğinin sonucu değildir. Asıl mesele, yıllardır sürdürülen plansız ve kontrolsüz su kullanımı ve kentsel uygulamalardır.
SU KRİZİ AYNI ZAMANDA BİR YÖNETİM KRİZİDİR
Tekirdağ’daki su krizi teknik olduğu kadar yönetsel bir sorundur. Su kayıp-kaçak oranlarının hâlâ yüksek olması, tarımsal sulamada verimsiz yöntemlerin sürmesi ve sanayi su tüketiminin yeterince denetlenmemesi, bu krizi hızlandıran temel etkenlerdir. Sorunu sadece “Vatandaşın bilinçsiz su kullanımına indirgemek, asıl sorumluluk alanlarını görünmez kılmaktadır.
Tekirdağ’ın su geleceğini tek bir baraja bağlamak, bu kente yapılacak en büyük haksızlıktır. Naip Barajı bize açıkça şunu söylüyor, “Beni kurtarmaya çalışmayın, sistemi düzeltin.”
Çarpık kentleşmenin yaygınlaşmasıyla beraber boş olan her arazi ve yeşil alana inşaat yapıldıkça kentsel ısı adası etkisi daha da tetikleni yor ve bu yağış rejimini gözle görülür şekilde etkiliyor ve toprağı öldürüyor. Ayrıca Tekirdağ’da inşaatlar gerçek anlamda denetlenmiyor ve hafriyat atıkları gece yarısı kimse görmeden doğaya dökülüyor, doğal yaşamın dengesi bozuluyor ve yetkililerden hiç kimse bu durumu umursamıyor! Şehrin içindeki yollarda kullanılan koyu renkli asfalt hem kentin içindeki ısıyı yükseltiyor hem de yüzey geçirimini engelliyor ve yağmur suyu yer altına ulaşamıyor.

NEDEN BU KADAR ISRARCIYIZ?
Çünkü biz bu kentin geleceğini düşünüyoruz.
Bir Çevre Yüksek Mühendisi ve Peyzaj Mimarı olarak biliyoruz ki su yoksa sanayi durur, tarım çöker, yaşam kalitesi düşer. Su krizi bir gün ansızın gelmez; yavaş yavaş, göz göre göre ilerler.
Bugün önlem alınmazsa, yarın alınacak hiçbir önlem yeterli olmayacaktır.
Atık suların geri kazanıldığı, sanayide kapalı devre sistemlerin zorunlu olduğu, kentsel ısı adası etkisinin artmasına sebep olan sert zeminlerin yerine olabildiğince yeşil alana dönüştürüldüğü ve bitkilendirmede Tekirdağ’ın iklimine uygun seçimler yapıldığı, sulama ihtiyacı olmayan veya şebeke suyunun yüzde yirmisinden az kullanıldığı bitkilerle yapılan kurakçıl peyzajın uygulandığı, şehir içinde baştan sona yeşil alan koridorlarının uygulandığı, yol yapımında siyah yüzey geçirimi olmayan asfalt yerine yüzey geçirimli ve açık renkli taşların tercih edilmesi, tarımda suyun planlı kullanıldığı bir Tekirdağ mümkündür. Bu “sonra bakarız” denilerek ertelenecek bir konu değildir.
Son olarak, şunu net bir şekilde söylemek gerekir;
Tekirdağ’ın su sorunu yok, su krizi var. Bu kriz, doğru adımlar atılmazsa daha da derinleşecek.
Bugün konuşmadığımız her gerçek, yarın susuzluk olarak karşımıza çıkacak.
Biz sessiz kalamıyoruz. Umarım bu kent de artık kalmaz.
Güven Tekirdağ Gazetesi’nin 98. sayısından alınmıştır.
TEKİRDAĞ CANLI HABER

-->