
Bazı ayrılıklar bir gecede yaşanmaz. Hatta o “bitti” denilen gün, aslında sonun değil, çoktan yaşanmış bir sürecin yalnızca ilanıdır. Kadınlar, genellikle bir ilişkiyi bitirmeden çok önce bitirir içlerinde. Geriye yalnızca beklemek kalır: İçlerindeki vedanın kelimelere döküleceği doğru zamanı.
Kadınlar, ilişkideki eksilmeyi çok erken hisseder. Artık mesajlar eskisi kadar heyecanla yazılmıyorsa, bakışlar kaçıyorsa, söylenmeyen cümleler birikiyorsa, kadın fark eder. Ama hemen gitmez. Gitmeden önce savaşır, çabalar, değiştirir, sabreder. Sessiz bir yas sürecine girer içinde, kimse görmeden.
O yas, gözle değil, içten yaşanır. Sevmenin karşılık bulmadığı o yalnız yerde, kadın çoktan hesaplaşmasını yapar. Önce öfkelenir, sonra üzülür, kabullenir ve en sonunda uzaklaşır. Bu süreçte hâlâ birlikte gibi görünse de aslında çoktan gitmiştir. Fiziksel olarak oradadır ama ruhu ilişkiyi çoktan terk etmiştir.
İlişki bittiğinde ise erkek çoğu zaman afallar. “Ne oldu şimdi?” der. Oysa kadın çoktan anlatmıştır, belki kelimelerle değil ama davranışlarıyla, sessizliğiyle, gözlerindeki yorgunlukla. Erkek o sırada hâlâ ilişkinin içinde olduğunu sanırken, kadın gitmenin huzuruyla vedasını çoktan tamamlamıştır.
Bu yüzden bazı kadınlar bir ilişkiden çıkınca hemen güçlü görünür. Ağlamaz, sarsılmaz, geri dönmek istemez. Çünkü o gözyaşlarını çoktan dökmüştür. O sarsıntıyı ilişki içindeyken atlatmıştır. Geriye sadece bir iç çekiş kalır: “Ben elimden geleni yaptım” diyebildiği bir huzur.
Kadınlar gitmeden önce gider. Ve bazen, vedalar en sessiz anlarda gizlidir. Bu yüzden dikkatli bakmak gerekir. Bir kadın artık susuyorsa, belki de en yüksek sesle “bitiyor” diyordur. Ama sadece duymak isteyenin duyabileceği bir sesle.
Güven Tekirdağ Gazetesi’nin 98. sayısından alınmıştır.
TEKİRDAĞ CANLI HABER

-->