Yılmaz Sami Gökçe (Köşe Yazısı) KİBRİT KUTUSUNA SIKIŞTIRILAN HAYATLAR - Tekirdağ Canlı HaberTekirdağ Canlı Haber

17 Mayıs 2026 - 18:36

Yılmaz Sami Gökçe (Köşe Yazısı) KİBRİT KUTUSUNA SIKIŞTIRILAN HAYATLAR

reklam
Yılmaz Sami Gökçe (Köşe Yazısı) KİBRİT KUTUSUNA SIKIŞTIRILAN HAYATLAR
Son Güncelleme :

18 Mayıs 2025 - 20:44

706 views

(Betonun Şanlı Yürüyüşü ve Biz Zavallı Organik Varlıklar)

Bir gün şehrin sokaklarında yürürken şöyle dediniz mi hiç: “Ah, keşke daha fazla gri beton, daha az gökyüzü görebilsem!” Hayır mı? Olsun, müteahhitler sizin yerinize düşündü. Artık her boşluk bir “fırsat”, her arsa bir “yatırım”, her nefes alınacak alan bir “inşa edilecek potansiyel” dir. Hatta kuşlar bile göç ederken önce imar planına bakıyor. Daireler? Onlar da artık birer mimari origami eseri. 1+1’ler öyle dar ki, içeride aynı anda nefes alırsanız balkon kapısı içerliyor. Komşunun hangi diziyi izlediğini değil, hangi sahnede ağladığını bile duyuyorsunuz. Bonus: Lavabodayken fırının ısısını kontrol edebiliyorsunuz. Ultra pratik!

Ama durun, mesele sadece fiziksel alan değil. Ruhsal alan da aynı şekilde sıkışmış. Camdan dışarı baktığınızda eski bir çınar görmek ister misiniz? Çok geç! Yerine 14 katlı “Butik Rezidans” dikildi. Altında da zincir kahveci var, çünkü latte olmadan yaşam anlamsız.

Yıkılan her eski yapı için bir mimari ruh öbür dünyada ağlıyor. Özene bezene yapılmış, kültürel miras sayılabilecek o yapılar, “eski” oldukları için bir gecede yok ediliyor. Yerine dikilen apartman, sabah selam veriyor: “Ben buradayım, ama neden bilmiyorum.” Müteahhit ve belediye el ele, gönül gönüle… Nasıl da güzel anlaşıyorlar. Yeşil alan mı kaldı? Orası artık çocuk parkı değil, “ticari imarlı karma yaşam alanı.” Ahşap konak mı var? Aman canım, turist çeker diye düşünüyor olabilirsiniz ama mühim olan 3+1’in salonunun 27 metrekare olması. Tarih değil, metrekare konuşuyoruz artık.

Ve emlakçılar… Onlar da bu tiyatronun pazarlama birimi. “Muhteşem doğa manzaralı!” derken aslında karşı binanın çatısını kastediyorlar. “Ultra lüks” dendi mi anlamamız gereken şu: Dairedeki duş başlığı altın rengi, ama kendisi plastik. Ha bir de site girişinde güvenlik var, sadece kapı kolunu tutmakla görevli olsa da içimiz rahat. İnşaat atıkları? Merak etmeyin, onlar da doğaya “iade ediliyor” — siz mışıl mışıl uyurken direkt uçurumdan aşağı. Usule uygun mu? Eh, usul biraz yöresel değişiklik gösterebilir. Ceza? Yok, çünkü “abi tanıdık” sistemi çalışıyor. Deprem mi oldu? Yüzlerce bina yıkıldı mı? Hemen teoriler devrede: “Çünkü crop top giyildi!”, “Çünkü inanç eksikliği var!” Binanın neden kağıttan yapılmış gibi yıkıldığını sormak yok, ayıp olur.

Ve sonunda: halk uyanır. Ama genelde daire çöktükten, ev yıkıldıktan, tarlaya kule dikildikten sonra. Çünkü başta “kelepir” diye satılan yerin, sonradan kel alaka olduğunu ancak dolandırılınca anlıyoruz. Üstüne bir de hakkını arayınca, “rahatsızlık veriyorsun” deniyor.

Yani ne diyelim? Bu beton masalında kötü karakterler çok, ama hâlâ mutlu son bekleyenler de az değil. O yüzden devam! Bir sonraki parkın yerinde yükselen “elit yaşam projesi” için sıraya girelim…

Güven Tekirdağ Gazetesi’nin 79. sayısından alınmıştır.

TEKİRDAĞ CANLI HABER

reklam

YORUM YAP

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

reklam-->
reklam