
Bu yazımda sizlerle bazı bilgilere bir yolculuk yapalım. Bir çalışanın 2000 öncesi dönemde sigorta başlangıcı varsa ve 25 yıl boyunca prim ödemişse, aylık bağlama oranı yüzde 76 olarak alınır. Bu oran, çalışanın brüt maaşı ile çarpılarak emekli maaşı hesaplanır. 2000-2008 arası dönemde bu oran yüzde 65’e, 2008 sonrası dönemde ise yüzde 50’ye kadar düşer. Bizim seçtiğimiz adı Milletvekili olan yani bizlerin vekili olarak meclise gönderdiğimiz vekillerin 2025 yılı maaşı 273.196.-lira, emekli milletvekili maaşı 177.658-lira, hem emekli hem milletvekili maaşı alanın aylık maaşı 450 bin lira oluyor. Milletvekili emekliliği nasıl oluyor? Milletvekilliği bir meslek midir?
2002’de en düşük işçi emeklisi aylığı asgari ücretin %39 fazlası iken bugün en düşük emekli maaşı 20 bin liraya çıkarıldı. Dört kişilik ailenin aylık gıda harcaması tutarı (açlık sınırı) 30.143 TL, gıda ile birlikte diğer tüm temel harcamalar için haneye girmesi gereken toplam gelir tutarı (yoksulluk sınırı) ise 98.188 TL’ dır. Bir seçtiğiniz vekillerinizin maaşına bir de seçtiğiniz vekillerin size verdiği emekli maaşına bakın, yorumu sizlere bırakıyorum.
Vekillere kızmaya hakkınız yok. Oy verirken sizi hatırlayanlara alkış tuttuğunuz, size seçim döneminde hediyeler veren veya adayanlara inandığınız, verdiğinizin oyun karşılığını alamadığınızda sessiz kalıp yine onlara oy vermeye devam ettiğiniz için, kızmaya hakkınız yok.
Türkiye Kadın Federasyonu verilerine göre 2025 yılında 391 kadın erkekler tarafından öldürüldü. Şüpheli kadın ölümleri de var. Kadınlar sokak ortasında boşandığı veya boşanmak istediği eşi, ayrıldığı nişanlısı veya erkek arkadaşı tarafından bıçaklanarak veya ateşli silahla öldürülüyor. Katledilen bu kadınları öldürenler yeterli cezayı alıyorlar mı?
Günümüzde her 7 çocuktan biri akran zorbalığına maruz kalırken son aylarda buna can almalar eklendi. Bu ölümlerle ilgili yasalarda yeni düzenlemeler yapılması gerekmiyor mu? Bu çocukların suça itilmelerinden veya daha çocuk yaşta katil olmalarından sorumlu olanlar yok mu? Burada ailelerin de payı yok mu? Son yıllarda artan dijital bağımlılık, yayınlanan şiddet içerikli televizyon dizilerinin katkısı yok mu?
Gündüz kuşağı kadın programları ya yemek yapımını içeriyor ya da kimin karısı bilmem kaç çocuğunu bırakıp başka kocaya kaçan, üç-beş çocuklu adamın karısının üstüne başka kadını getirmesini, sahte gelinlerle dolandırılanları, düğün gecesi veya para için birilerini öldürenleri anlatıyor. Bizim köklerimizde olan aile kutsallığı yok edildi. Geleneklerimiz ortadan kaldırıldı. Çocuklarımızın çoğu sevgiden yoksun büyüyor.
Türkiye’de son 10 yılda karayolu trafik kazalarında 62 bin 761 kişi hayatını kaybetti. Bu kazaların meydana gelmesinde insan faktörü %56 oranında sorumlu olduğu halde yasaların yeterliliğinden söz edebilir miyiz? Yasalarda konulan cezalar caydırıcılıkta yeterli mi?
2002 yılında 200 gram ekmeğin fiyatı 0,25 lira iken bugün 200 gram emeğin fiyatı 15 liradır. 2002 yılında 100 lira ile pazara gidilirken bugün gidilemiyor çünkü en ucuz sebze veya meyve fiyatı zaten bu rakama yakın fiyatlardan alınabiliyor. 2002’de motorin fiyatı 1,10 lira iken bugün 57,32 liraya ulaştı.
Nasıl buralara geldik demeyin. Suçu öncelikle kendinizde aramalısınız. Bazı yörelerde babalar kızlarını başlık parası adı altında mal gibi satarken, oğlunuzu yetiştirirken kızınızdan önde tutarken, kocanızdan dayak yediğinizde onu şikayet etmeye utandığınız için susarken, kızları bunları yaşarken bunu bildiği halde ana babalar evlatlarına sahip çıkmazken, tecavüze uğrayan kızlar ve kadınlar öldürülürken ve bunları yapanlar töreye sığınırken, engelli çocuklarını utandıkları gerekçesiyle toplumdan saklayan ailelerle ilgili çalışma ve düzenlemeler yapılmazken, bugün engellilerle ilgili yasalardan çocuklarını kullanarak kazanç elde eden ve çok ilgileniyormuş gibi görünen baba ve annelere gerekli yasal kontroller yapılmazken, eğitimde eşitlik sağlanmamış ve eğitimde kalite her gün düşerken, ülkemize göçmen gelip vatanımıza sığınan ana bugün sayıları neredeyse bize ulaşan uzu n süreli misafirlerimizle ilgili yapılan çalışmaların yeterliliğini araştırmazken, “bana dokunmayan yılan bin yaşasın” mantığıyla hareket edip o yılanın bir gün sana da ulaşabileceğini düşünmemişsen; alkışı hak ediyorsun demektir. Evet, alkışlayınız… Alkışlayalım, kendimizi ve bunları yapanları alkışlayalım… Bu yapılanları, geldiğimiz noktayı hak ettiğimiz için, sustuğumuz ve bu yapılanları kabullendiğimiz için ellerimiz patlayıncaya kadar kendimizi alkışlamalıyız. Eminim yarın çocuklarımız ve torunlarımız da bizleri alkışlayacaktır.
Herkesin hak ettiği alkışı alması ve dileklerini gerçekleştirmesi dileğiyle. Buluşuncaya kadar esen kalın…
Güven Tekirdağ Gazetesi’nin 97. sayısından alınmıştır.
TEKİRDAĞ CANLI HABER

-->