Mehmet Altaş (Köşe Yazısı) YÜRÜYELİM ARKADAŞLAR - Tekirdağ Canlı HaberTekirdağ Canlı Haber

9 Haziran 2026 - 19:33

Mehmet Altaş (Köşe Yazısı) YÜRÜYELİM ARKADAŞLAR

reklam
Mehmet Altaş (Köşe Yazısı) YÜRÜYELİM ARKADAŞLAR
Son Güncelleme :

07 Haziran 2025 - 16:52

611 views

16 Mayıs 1919 sabahı Mustafa Kemal Paşa’yı Galata rıhtımına götürecek otomobil kapının önünde bekliyordu. Yakın arkadaşları uğurlamaya gelmişlerdi. Tam hareket edecekken Bahriye Nazırı Rauf Bey Mustafa Kemal’in yayına yaklaştı, kendisi ile görüşmek istediğini söyledi. İki arkadaş çalışma odasına girdiler. Rauf Bey “Öğrendiğime göre senin bineceği vapur izlenecektir. Ya vapurun İstanbul’dan hareketine izin verilmeyecek, ya da Karadeniz’de batırılacakmış” dedi.

Aynı haberi daha önce birkaç yerden duyan Mustafa Kemal, ”Gidersem tutuklayacaklar, ya da batıracaklar; Gitmezsem ne olacak? Gene tutuklayacaklar. Kim bilir neler yapacaklar. Fakat yurt ve ulus ne olacak? Ben gideceğim. Senin başın sıkışırsa hemen bana katıl.” Dedi.

Köhne vapur öğleden sonra demir aldı. Yıpranmış, yorgun Bandırma çıktığı kutsal yolculuğun, yeni bir ulusun doğumunun, kendisine bağlı olduğunu biliyormuşçasına denizi yutmaya başladı.               Bandırma  Kavaklar hizasında durdurulur. Bundan sonrasını Mustafa Kemal’in yaveri Muzaffer Kılıç şöyle anlatır: “Bandırma Vapuru Kız Kulesi açıklarını geçmişti. Kavaklar hizasına geldiğinde vapur durduruldu. Bir motorla tekneye yanaşan İtilaf Devletleri subayları güverteye çıktılar. Bizler, ne oluyor. Bunlar ne istiyorlar? Sorusuna cevap arar bakınırken Mustafa Kemal Kaptana sordu:

”Bu adamlar niçin gelmişler?”

“Efendim silah cephane arıyorlarmış”

“Görevinizi yapınız. Sonuçtan beni haberdar ediniz.” dedi.

Sonra da bize döndü. Dolmabahçe önündeki demirli bulunan yabancı zırhlıları göstererek dedi ki; “Bu sersem adamlar işte böyle.. Yalnız demire, çeliğe ve silah gücüne dayanırlar. Maddeden başka bir şey bilmezler. Bağımsızlık ve özgürlük uğrunda savaşa kararlı bir ulusun kudret ve gücünü anlamaktan acizdirler. Biz silah ve cephane değil. İnanç dolu kafa götürüyoruz.”

19 Mayıs 1919 Türk Kurtuluş Savaşı ve Türk Devrim Tarihinin önemli bir dönemeç noktasıdır. Mayıs 1919 Sabahı. Yer Samsun Merkez İskelesi.

Ne Damat Ferit, Ne İngilizler, ne de Karadeniz’in hırçın dalgaları Mustafa Kemal’in gidişini durdurabildi. Bandırma vapuru üç günlük tehlikeli ve tedirgin bir yolculukla, dalgalar ile boğuşa didişe yol almıştı. 19 Mayıs 1919 Pazartesi günü saat:06.00’da sabahın serinliğinde Samsun önünde demir atıldı.

Yolcular deniz vasıtasıyla iskeleye taşındılar. Kendisi de Aşık Rıza Kaptan sandalına binerek Samsun’un batı iskelesinde Anadolu toprağına saat sekizde, merkez iskelesinde karaya ayak bastı. “Artık bize karada ölüm yok arkadaşlar.” dedi.

Mustafa Kemal çevreyi, kendisini karşılayanları selamladıktan sonra, kendisine ayrılan Mantika Palas oteline yerleşti. Annesine sağ salim biten yolculuğu muştulayan bir telgraf kaleme aldı. “Samsun’a çıktım. Merak etmeyin.”

Samsun güvenli değildi. Bir an önce buradan ayrılmak için acele ediyordu. Ordunun deposunda otomobil parkından mevcut hurda bir otomobille ve maiyetide de iki otomobille Samsun’dan hareket ettiler. 25 Mayıs 1919

Havza yolunda, bir dönemeçte direksiyon Mustafa Kemal’in elindeyken otomobil birkaç kez fırladı, sarsıldı, titredi ve tamamen durdu. Şoför hemen davrandı. Aracın yanını kurcaladı, kolu çevirerek çalıştırmak için kan ter içinde kaldıysa da araç yerinden kımıldamadı. Yolun çevresi orman ile kaplıydı. En yakın köy tahminen yarım saat çekiyordu. Bu Karageçmiş köyü idi. Hepsi otomobilden inerek yolun kenarında beklemeye başladı. Havza’ya kadar başka bir araç ile gitmekten başka bir çare yoktu. Mustafa Kemal bu kanıya varmıştı. İncecik vücutlu, zayıf bir adam olan doktor Refik (Saydam) yaklaşarak; “Doktor Havza’ya kadar yürüyebilir misin? Diye şakalaştı. Sonra baş başa verip konuştular. Yarım saat ilerdeki Karageçmiş’e gidip oradan bir araba tutmayı kararlaştırdılar.

Yokuş yukarı yürümeye başladılar. Mustafa Kemal, daha Şişli’den ayrılmadan bir törende öğrenci gençlerin söylemiş olduğu ve duyduğunda çok hoşuna giden marşı anımsadı. Arkadaşlarına dönerek; “Size yorulmamanız için bir çare tavsiye edeceğim. ‘Dağ başını duman almış’ marşını biliyor musunuz? “ Hepsi birbirinin yüzüne baktı. Hiç birisi tam olarak bilmiyordu. Bunun üzerine kendi gür ve dinç sesiyle, notasını da tekrarlayarak söylemeye başladı:

“Dağ başını duman almış

Gümüş dere durmaz akar

Güneş ufuktan şimdi doğar

Yürüyelim Arkadaşlar”

Kaynaklar:

1-Erol Mütercimler/ Fikrimizin Rehberi s.507-508-509-510-523

2-Doğan Avcıoğlu/Milli Kurtuluş Tarihi Cilt 1 s.121

3-Atatürk’ün bütün eserleri 1915-1919 s.310

4-Ahmet İzzet Paşa/Feryadım Cilt2 s.215

5-Havza Kaymakamı Refik Necdet Aktaş Notlarım. 20.Mayıs 1964 Milliyet Gazetesi aktaran Şevket Süreyya Aydemir.

6-Alim Altaylı/Samsun Tarihi 1967.31 ve İlkadım Dergisi sayı 1/1981 s23. Aktaran Refik Baskın. Samsun 1919 s137-138

Güven Tekirdağ Gazetesi’nin 80. sayısından alınmıştır.

TEKİRDAĞ CANLI HABER

reklam

YORUM YAP

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

reklam-->
reklam