Özlem Gürakar (Köşe Yazısı) DENİZLERİMİZİN İMDAT ÇIĞLIĞI - Tekirdağ Canlı HaberTekirdağ Canlı Haber

18 Temmuz 2026 - 08:34

Özlem Gürakar (Köşe Yazısı) DENİZLERİMİZİN İMDAT ÇIĞLIĞI

reklam
Özlem Gürakar (Köşe Yazısı) DENİZLERİMİZİN İMDAT ÇIĞLIĞI
Son Güncelleme :

16 Temmuz 2026 - 10:45

46 views

Son günlerde Tekirdağ kıyılarında denize bakan herkes o acı gerçekle yüzleşiyor.

Su artık sadece su değil.

Rengi bulanmış, dokusu ağırlaşmış, taşıdığı yaşam ise günbegün çekilmiş durumda.

Balıkçıların nasırlı elleri artık boş ağları toplarken, vatandaşın “denize girelim” cümlesi, yerini “acaba güvenli mi?” endişesine bıraktı.

Kumbağ’dan Barbaros’a hatta Marmaraereğlisi’ne uzanan kıyı şeridimiz, durumun vahametini haykırıyor.

Kıyılarımız, denizden ziyade bir ot yığını ve kirliliğin vurduğu bir atık sahası gibi.

Son günlerde artan deniz anası yoğunluğu, özellikle “zehirli” olarak nitelendirilen kahverengi türlerin sahile vurması, sadece bir doğa olayı değil; denizin artık “yeter” deme biçimi sanki…

Bugün kumsallarımızda, serinlemek yerine sadece uzaktan bakıp hüzünle dalgaları izleyen insanlarımız var.

Bir zamanlar yazımızın başrolü olan deniz, şimdi yas tutulan bir anıya dönüşüyor.

Peki, nasıl bu hale geldik?

Bu tablo bir günde oluşmadı.

Yılların ihmalkârlığı, evsel atıkların kural tanımazlığı, sanayinin denetimsiz yükü ve arıtma tesislerinin kapasite sorunu.

En kötüsü ise, zihinlerimize yerleşen o bencil anlayış; “Nasıl olsa deniz taşır.”

Hayır, Marmara artık taşımıyor.

Deniz aslında konuşmaz ama gösterir.

Bugün Marmara’nın bize gösterdiği şey çok net.

“Ben artık bu ekolojik yükün altında eziliyorum.”

Tekirdağ için deniz bir manzara değil, bir varoluş meselesidir.

Balıkçının sofrası, esnafın bereketi, çocuğun yaz anısıdır.

Deniz kirlendiğinde sadece su kirlenmez; şehrin geleceği, kentsel hafızası ve insanımızın yaşam kalitesi de kirlenir.

Artık kendimize “Marmara’yı ne zaman kaybettik değil, onu geri kazanmak için bugün neyi feda ediyoruz?” sorusunu sorma vakti gelmedi mi?

Kağıt üzerindeki projeler, günü kurtaran temizlik seferberlikleri veya birkaç günlük çevre hassasiyeti artık bu sorunu çözmüyor.

Mesele geçici değil, mesele yapısal.

Belki birkaç güne kirlilik azalacak, deniz anaları içlere doğru kaçacak, biz de denize girebileceğiz ama!

Eğer bugün atılacak köklü adımları yine ertelersek, yarın konuşacak bir deniz, kıyısında oturacak bir sahilimiz kalmayacak.

Ve o gün yazılacak köşe yazıları, bir çevre uyarısı değil, bir şehrin vicdanına yazılmış bir pişmanlık metni olacaktır.

Saygılarımla…

Güven Tekirdağ Gazetesi’nin 107. sayısından alınmıştır.

TEKİRDAĞ CANLI HABER

reklam

YORUM YAP

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

reklam-->
reklam