SELCAN TAŞÇI: “O ZEYTİNLER BAHÇELER TARLALAR BİR GÜN MUTLAKA İNTİKAMLARINI ALIRLAR" - Tekirdağ Canlı HaberTekirdağ Canlı Haber

18 Nisan 2026 - 13:08

SELCAN TAŞÇI: “O ZEYTİNLER BAHÇELER TARLALAR BİR GÜN MUTLAKA İNTİKAMLARINI ALIRLAR”

reklam
SELCAN TAŞÇI: “O ZEYTİNLER BAHÇELER TARLALAR BİR GÜN MUTLAKA İNTİKAMLARINI ALIRLAR”
Son Güncelleme :

21 Temmuz 2025 - 15:20

627 views

TBMM Genel Kurulu’nda görüşmeleri devam eden ve kamuoyunun büyük tepkisine yol açan zeytinlik alanların madencilik faaliyetine açılmasına  en sert tepkilerden biri de İYİ Parti Tekirdağ Milletvekili Selcan Taşçı’dan geldi. Taşçı özellikle zeytinliklerin ve tarım arazilerinin yok edilmesine yönelik düzenlemeleri hedef alarak, “Bu yasa, kanunileştirilmiş bir işgal metnidir!” dedi. Hükümetin “yatırım” adı altında doğal varlıkları talan ettiğini savundu.

Dinler Bahçesi’nden Zeytin Ağacı Dramına Uzanan Bir Köysüzleştirme Projesi

Konuşmasına “Ilımlı İslamcılık” döneminde Tekirdağ’a “köklü barışı simgelesin” diye İspanya’dan tonlarca parayla getirilen zeytin ağacı dikilmesi uygulamasını hatırlatarak başlayan Taşçı, aynı günlerde Foça’da 400 yıllık zeytin ağaçlarının kesildiğini hatırlattı. Milletvekili Taşçı, bu durumu “garabet bir uygulama” olarak nitelendirdi ve yatırımcıların 100-200 zeytin ağacının milyarlarca dolarlık yatırıma karşı ne hükmü olabileceği söylemini eleştirdi. Milletvekili, 1923-2002 yılları arasında yabancılara satılan 11 milyon metrekare tarım alanına karşılık, 2003-2012 yılları arasında bu rakamın 90 milyon metrekareye ulaştığını ve Büyükşehir Yasası ile kıyılar, meraların ranta açıldığını, sistemli bir şekilde “köysüzleşme” yaşandığını ifade etti. Bafa, Kaz Dağları, Murgul gibi yerlerde göllerin, derelerin ve dağların “çalındığını” belirterek, her şeye rağmen “koruyoruz” diye sunulan yasa değişikliklerinin talana yol açtığını söyledi. Bu tecrübeler ışığında “Zeytinlikleri Koruma Kurulu” oluşumuna bile ürpererek yaklaştıklarını belirtti.

“Gelişmişlik” Dedikleri! Köylünün Kıyameti, Köyün Kıyameti!

Söz konusu düzenlemelerin “gelişmişlik” adı altında köylünün ve köyün kıyameti anlamına geldiğini belirten Selcan Taşçı, İhtiyaçlar hiyerarşisine atıfta bulunarak, “İnsan, fizyolojik ihtiyaçlarını karşılamadığı müddetçe başka hiçbir şeye ihtiyaç duymaz. İnsan için en hayati olan ihtiyaç, bu kanunda varsayılan yatırım şekli değil; tersine zeytinlik ruhsatlı tarım alanlarını, meraları, yaylakları, bağları; velhasıl amacı dışında kullanılamaz şerhi olan ne kadar doğal zenginliğimiz varsa topunun kanunileştirilmiş işgali için yol verilen şirketlerce yok edilecek ağaçların verdiğidir; yani besindir!” ifadelerini kullandı.

Meclis koridorlarındaki gerginliklere de değinen Taşçı, köylülerin tek çırpınma sebebinin “yaşamak istemeleri” olduğunu ve bu yasaların onları öldürdüğünü dile getirdi. “Zeytin, aşı o insanların; ekmeği, suyu. Geçmişi ve geleceği!” diyerek zeytin ağacının köylüler için hayati önemini vurguladı.

“Kalkınma Adı Altında İşgal Ve Talan”

Taşçı, “Kalkınmayalım mı?” sorusunu sorarak, kalkınmaya karşı olmadıklarını ancak “yer üstünde bir tane ‘gelişmiş müstemleke’ gösterebilir misiniz? Müreffeh, bir tek işgali coğrafyası var mıdır?” diyerek bu tür yatırımların sömürüye yol açtığını ifade etti. Önümüzdeki 20-30 yılın en büyük tehdidinin su ve gıda güvenliğinin yok oluşu olduğunu belirten Taşçı, milyarlarca insanın açlık sınırında olduğunu ve paraları olsa bile gıda bulamayacak duruma gelebileceğini kaydetti. Türkiye’nin yarı kurak bir iklimde olduğunu ve yağıştaki milimetrik oynamalardan bile etkilendiğini dile getirdi. “2004’ten 2014’e kadar; 20 yılda 3.5 milyon hektar tarım arazisi kaybetmiş bir ülkeyiz…” diyerek tarım arazilerinin kaybına dikkat çeken Taşçı, 2005’te çıkarılan Toprak Koruma Yasası’na rağmen amaç dışı kullanıma izin verilen toprak miktarının arttığını örnek gösterdi.

“Güvenmeyeceğiz”

Taşçı, gölleri, dereleri, dağları çalındı milletimizin; tabii ki şüphe edeceğiz! Güvenmeyeceğiz!” diyerek bölgedeki çevre katliamlarına vurgu yaptı.

Mevcut yasa teklifinin Çevre ve Tarım Komisyonları yerine Sanayi Komisyonu’nda görüşülmesini “kötü niyet beyanı” olarak değerlendiren Taşçı, “Acele ÇED… Özel mülkiyeti acele kamulaştırma… Kamu malını acele özel mülke dönüştürme! Niye bu acele! Ne için? Kim için? Bunu soruyoruz?” diye sordu.

“Çed’e Rağmen Proje Devam Ederse: Bu, Hukuksuzluğun Resmileşmesidir”

Enerji arz güvenliği, yenilenebilir enerji teşviki ve yer altı zenginliklerinin millet refahına katkısı gibi hedeflere karşı olmadıklarını ifade eden Taşçı, asıl sorunun “yatırım neden istenir? Kazanç için! Biz ne kazanıyoruz? Garibanın sofrasına nasıl yansıyor bu yasa?” olduğunu dile getirdi. ÇED olumsuz sonuçlansa bile projenin devam ettirilmesini “kanunileştirilmiş usulsüzlük” olarak tanımlayan Taşçı, ekolojik, ekonomik ve sosyal sonuçları olumsuz olan bir projenin ülkeye ne kazandıracağını sorguladı. Hangi madenlerin topraktan ve sudan daha stratejik ve kritik olduğunu açıklayamadıklarını da belirtti. Konuşmasının sonunda çevredeki sağlık sorunlarına (kronik bronşit, amfizem, astım, kanser) dikkat çeken Taşçı, çarpık zenginleşmenin kimseyi kurtaramayacağını ifade etti. Afrika’daki kıtlık tehdidine atıfta bulunarak, “Talanın fıtratında kıtlık var; o zeytinler, o meralar, o yaylalar, o bağlar, bahçeler, tarlalar bir gün mutlaka intikamlarını alırlar” sözleriyle konuşmasını sonlandırdı.

TEKİRDAĞ CANLI HABER

reklam

YORUM YAP

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

reklam-->
reklam