
Tekirdağ Hayvan Hakları Koruma Derneği, 4 Ekim Dünya Hayvan Hakları Günü dolayısıyla basın açıklaması gerçekleştirirken sokak hayvanlarına yönelik yürütülmesi planlanan politikaya sert tepki gösterdi.
Tekirdağ Hayvan Hakları Koruma Derneği Yönetim Kurulu adıyla paylaşılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“HADİ KUTLAYIN BAKALIM, KUTLAYABİLİRSENİZ?”
1822 yılında İngltere’de kurulan Hayvanları Koruma Birliği ile hayvan dostlarımızın daha iyi şartlarda beslenmesi ve korunması amaçlanmıştır. Ülkemizde 1908 yılında Hayvanları Koruman Derneği kurulmuştur.
4 Ekim Hayvanları Koruma Günü resmi kutlamaları 1931 yılında evrensel olarak kutlanmaya başlamış. Günümüzde yetmişten fazla ülkede kutlanır hale gelmiştir. Hayvanların sahip olduğu haklar 15 Ekim 1978’de UNESCO evinde Hayvan Hakları Evrensel Bildirisi ile ilan edilmiştir. Toplam 14 maddeden meydana gelen bu haklara göre sadece 4 Ekim değil tüm günlerde hayvanlara koruyucu ve merhametle davranmak gerektiği belirtilmiştir.
TÜM BU ÇALIŞMALARA RAĞMEN HAYVANLARIN NESLİ TÜKETİLMEKTEDİR
Öncelikle, hayvanların yaşam alanları insanlar tarafından tahrip edildiğinden bir çok türün nesli tüketilmiştir. Tüm dünyada olduğu gibi, ülkemizde de iklim değişikliği, yapılan kaçak avlar, habitat kaybı, nedeniyle bir çok hayvan türünün nesli ne yazık ki tükenmek tehlikesiyle karşı karşıyadır. Ülkemizde nesli tükenen hayvanların sayısı tüm olarak bilinmemektedir. Ancak Anadolu Parsı, Akdeniz Foku, Kelaynak, Çengel Boynuzlu Dağ Keçisi ve Benekli Sırtlan gibi türler dahil olmak üzere birçok tür kaybolma tehlikesiyle karşı karşıyadır.
Ormanlarımız, maden ruhsatı verilerek tahrip edilmekte, insanların yerleşik yaşam alanları genişletilmekte, plastik denen canavarın her yerde yoğun kullanılması nedeniyle gerek karada, gerekse denizde yaşayan canlıların yaşamlarına son verilmektedir. Küresel verilere göre köpekbalıklarının insanlar tarafından öldürülme sayısı oldukça fazladır. Japonya’da her sene yüzlerce minke balinası öldürülür. Bunlara hamile olan dişi balinalar da dahildir.
Ayrıca Orangutan habitatının %90’ından fazla fazla yok olmuştur. Özellikle küresel ısınma ve ormansızlaşma çalışmalarının bu olumsuz durumda payı fazladır.
Kanada’da her yıl yumuşak kürkleri için binlerce bebek fok balığı katlediliyor. Derilerinin canlılığını koruması gibi akıl almaz bir bahaneyle kafatasları “hakapik” denilen Norveç menşeli bir aletle ezilerek ve yüzleri ölümüne dövülerek katledilen bu hayvanların bedenleri, küresel kürk endüstrisinin bir parçası.
Karagül koyunlarından elde edilen ASTRAGAN yüksek fiyat ve geniş pazara sahip olan bir kürk türüdür. Karagül koyunlarının gebeliklerinin son15-30. günlerinde hapsedildikleri yerden alınarak beyaz fayans kaplı ölümodalarına alınırlar ve yaşam hakları, yavrulu olmaları hiçe sayılarak gırtlakları kesilir, hemen doğmayı bekleyen yavru karından alınır ve yüzülür bir tek nefes dahi alamadan.. Neden? ASTRAGAN KÜRK giymek için…
ÜLKEMİZDE YASA DEĞİŞİYOR!!!
Gelelim birlikte yaşadığımız evcil hayvanlara… Bir çok kişinin minicik bir bebekken satın aldığı, ama biraz büyüdüğünde eğlenceli olmaktan çıktığı zamanlarda sokaklara terk edilen canlara… Yani kedi ve köpeklere…
5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu,
Madde 1- Bu Kanunun amacı; hayvanların rahat yaşamlarını ve hayvanlara iyi ve uygun muamele edilmesini temin etmek, hayvanların acı, ıstırap ve eziyet çekmelerine karşı en iyi şekilde korunmalarını, her türlü mağduriyetlerinin önlenmesini sağlamaktır.
Peki öyle mi? Öyle olsa, her gün katledilen köpekler, canlı canlı posete konup denize veya çöpe atılan kedi ve köpek yavruları haberlerini alır mıydık? Tüm yaşam alanlarını ellerinden aldığımız, üstelik evcilleştirdiğimiz kedi ve köpeklerin evlerimizi bırakın sokakta bile yaşamasına tahammül edemeyen insanlar olur muyduk? Sokaklarımızda kedi ve köpek görmek istemiyoruz diye bağırır mıydık? Toplayın bunları, doldurun barınaklara diye bağırır mıydık? Alt tarafı önüne bir kap su, bir kap mama koyacağınız sevgi yüklü canları, barınaklara gönderip, bir daha buraya getirmeyin diye bağırır mıydık?
BATI ÜLKELERİNDE OLDUĞU GİBİ DAVRANACAKLARMIŞ!
Sokak canlarına batı ülkelerinde olduğu gibi davranacakmışız. Çözüm ancak böyle olurmuş. ABD’deki hayvan hakları savunucusu derneklerinin derlediği verilere göre, barınaklara her yıl 6,5 milyon civarında kedi ve köpek getiriliyor, bu hayvanların yaklaşık 3 milyonuna, eğer barınakta uzun süre kalırsa ötenazi uygulanıyor. Fransa, Almanya gibi ülkelerde de barınağa bırakılan kedi ve köpeklerin akıbeti böyle…
Bir tek Hollanda’da başıboş köpekler için “topla, kısırlaştır, aşıla, geri bırak” uygulaması yapılıyor. Aynı bizde olduğu gibi… Biz 5199 sayılı Hayvan Hakları Yasasında olduğu gibi, sokaklarda yaşayan canların yerel belediyelerde bulunan barınaklar tarafından “topla, kısırlaştır, aşıla, geri bırak” uygulamasına devam etmesini istiyoruz. Öyle talimatlarla çok büyük barınaklar yapıp sokaklardaki tüm canların toplanıp, hapse atılmasını istemiyoruz. Çok yeni yaşadık, barınakta kafasına kürekle vura vura bir köpeğin öldürüldüğünü!
Mesele sokak canlarını toplayıp itlaf etmek olmamalı. Barınağa alınsın diyorsunuz, tamam alınsın. Ama aynı batılı ülkelerde olduğu gibi… Batıda barınaklardan yerel yönetimler sorumlu ama, barınağın yönetimi hayvan koruma derneklerinde. Batıya ayak uyduracaksanız, 5199’a bu maddeyi koyun. Gönüllü derneklerin barınakların yönetiminde olmasını sağlayın. İşinize geleni alıyorsunuz, gelmeyeni iteliyorsunuz.
Yok öyle topla, yok et!!! Yok öyle, topla ne yaptığınızı bilmeyelim!! Sokak hayvanlarının, sağlıklı bir ortamda yaşaması için yerel yönetimlerle gönüllü derneklerin birlikte aynı barınakta çalışması gerekli! Öyle haftada iki gün sınırlı saatlerde ziyaret olmaz! O barınaklarda gönüllülerin mutlaka çalışması gerekli… Sokaklarımızda yaşayan çocuklarımızı kimselere vermeyiz! Hele akıbeti ötenazi ise hiç vermeyiz bilesiniz!!!!”
TEKİRDAĞ CANLI HABER

-->