ŞEKER HASTALIĞI VARSA ÇÖZÜMÜ DE VAR! - Tekirdağ Canlı HaberTekirdağ Canlı Haber

25 Nisan 2026 - 18:34

ŞEKER HASTALIĞI VARSA ÇÖZÜMÜ DE VAR!

reklam
ŞEKER HASTALIĞI VARSA ÇÖZÜMÜ DE VAR!
Son Güncelleme :

19 Şubat 2023 - 12:05

1.189 views

Tekirdağ’ın bilinen ve sevilen doktorlarından Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Murat Yılmaz ile şeker hastalığı üzerine keyifli bir röportaj gerçekleştirdik. Özellikle şeker hastalığında doğru bilinen yanlışlar, meyvenin şeker hastalarına zararı olup olmadığı ile temel sağlıklı beslenme ile organik veya doğal beslenme arasındaki farklar hakkında Prof. Dr. Murat Yılmaz’dan kritik bilgiler aldık.

Tekirdağ’da çok tanınan ve sevilen bir doktor olmanıza rağmen sizi tanımayanlar için öncelikle bize kendinizden bahsedebilir misiniz?

2010 yılından itibaren Tekirdağ ‘da önce NKÜ Eğitim ve Araştırma Hastanesi ve daha sonra da Çorlu Reyap Hastanesi’nde Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları uzmanı olarak çalıştım. Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları uzmanı olmak için öncelikle 6 yıllık Tıp Fakültesi eğitiminden sonra ortalama 4-5 yıllık İç hastalıkları eğitimi ve sonrasında 3-4 yıl Endokrinoloji yan dalı yapmak gerekiyor.  2 Ocak 2023 tarihinden itibaren kendi kliniğimi açtım.

“TOPLUMUN %50’SİNDEN DAHA FAZLASINI İLGİLENDİREN HASTALIKLAR İLE MÜCADELE EDİYORUZ”

Peki Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı hangi hastalıklarla ilgilenir?

Toplumumuzda çok fazla görülen birçok hastalık var. Bunlar nelerdir? Örneğin şeker hastalığı, guatr, hipertansiyon, kan yağlarının yüksek olması, kemik erimesi-osteoporoz, obezite, kadınlarda adet düzensizliği ve polikistik over sendromu, paratiroid bezleri adını verdiğimiz tiroit bezinin arkasında yerleşen bezlerin az veya fazla çalışması, bütün vücudu kontrol eden hipofiz bezinin hastalıkları ve böbreküstü bezi hastalıkları gibi birçok hastalıkla mücadele ediyoruz. Aslında baktığınız zaman neredeyse toplumun %50’sinden daha fazlasını ilgilendiren hastalıklar Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıklarının konusuna giriyor.

“HER 7-8 KİŞİDEN BİRİ ŞEKER HASTASI”

Son yıllarda çevremizden şeker hastalığı konusunda fazlaca şikayetler duyuyoruz. Maalesef birçok tanıdığımız bu hastalıktan muzdarip. Konunun uzmanı olarak bu konuda bizi aydınlatabilir misiniz?

Şeker hastalığı günümüzde oldukça yaygın ve sık görülen bir hastalık. Yıllar içinde sıklığı arttı ve 2010 yılında yapılan bir çalışmada Türkiye’de diyabet yani şeker hastalığı görülme sıklığı yaklaşık %13,4 Sokaktaki her 7-8 kişiden birisinde şeker hastalığı var.

Şeker hastalığı sıklığı neden arttı?

Bunun en önemli sebepleri; hareketsiz yaşam, düzensiz beslenme ve strestir. Bu daha çok tip 2 diyabet dediğimiz insülin etkisine karşı bir direncinin görüldüğü bir durumdur. Biz artık her yere en kısa mesafelere bile bir ulaşım aracı ile gidiyoruz. Yürümeyi artık çok fazla yapmıyoruz. Zaten çocuklarımızda sokakta oyun oynamayı bıraktığı için artık birçoğunun elinde cep telefonu, tabletlerle sanal oyunlarla zaman geçiriyorlar. Biz sokakta futbol oynarken artık çocuklar sanal ortamda futbol oynuyor. Bununla beraber beslenmenin daha hızlı olması yani fast food tarzı atıştırmalık gıdaların daha ön planda olması ve stres gibi durumlar kilo almaya yol açıyor. Zaten tip 2 diyabetli olguların %85’i de normalden fazla kilolu insanlardır. Her şeker hastalığının %85-%90’ını da tip 2 diyabet oluşturur. Geri kalan kısmını tip 1 dediğimiz çocukluktan itibaren başlayıp 30 yaşına kadar görülen bir durumdur ve bu olgularda mutlak insülin eksikliği vardır. 15 sene öncesine kadar bu böyleydi. 50-60 yaşlarında tip 1 diyabet görmezdik. Ama son yıllarda ileri yaşlarda da tip 1 diyabet tanısı koyduğumuz hastalar oldukça fazla. Tip 2 diyabeti tanımlarken 40 yaşın üzerinde görülür derdik ama biraz önce bahsettiğim nedenlerden dolayı ergenlikten itibaren tip 2 diyabet görülebiliyor. Özellikle cipslerin ya da fastfood tarzı beslenmenin, sokakta futbol oynamak yerine sanal ortamda tablet telefon başından futbol oynamanın getirdiği hareketsiz yaşamın neden olduğu bir durum. Ergenlik çağındayken bu sebeplerden dolayı hem şişmanlığın hem de tip 2 diyabetin arttığını görmekteyiz. Bir de %5’lik bir kısım var. Daha çok ailesel geçiş gösteren çeşitli gen bozukluğuna bağlı olarak ortaya çıkan diyabet çeşitleri var.

Diyabetin tedavi yöntemleri nelerdir?

Diyabet tedavisinde aslında bizim 3 ya da 4 seçeneğimiz var. İlki temel sağlıklı beslenme. İkincisi egzersiz. Bunları biz yaşam tarzı değişikliği olarak adlandırırız. Üçüncü olarak ilaçlar. Dördüncü olarak da insülin tedavisi var. Bunların dışında son günlerde popüler olan ancak sıkıntılı sonuçlara da yol açabilen cerrahi tedavi yöntemleri var.

“TEMEL SAĞLIKLI BESLENME ORGANİK YA DA DOĞAL BESLENME DEMEK DEĞİLDİR”

Temel sağlıklı beslenme son yıllarda çok duyduğumuz organik beslenmemidir?

Diyabetli bir kişi temel sağlıklı beslenmesini yapmazsa, egzersiz yapmazsa tedavide ilaçlar herhangi bir yarar sağlamaz. Temel sağlıklı beslenme dediğimizde kafanız karışmasın. Günümüzde o kadar büyük bilgi kirliliği var ki; glutensiz beslenme var, organik beslenme var, aralıklı açlıklar, çeşitli diyetler var. Bilimsel olarak yapılan uzun süreli çalışmalarda etkisi kanıtlanan tek beslenme yöntemi kalori miktarı azaltılmış dengeli diyetlerdir.Ketojenik diyet olsun, aralıklı açılıklar olsun bunların uzun dönem sonuçları yok. Aynı zamanda bunlar bilinçsiz bir şekilse yapıldıkları zaman, ki bunlar daha çok bu işin eğitimini almayan kişiler tarafından yapılıyor, kısa dönemde yararlı gözükse de uzun dönemde kalıcı etki görülmemekte ve hastalara ciddi zararlar veren bir durumdur.

Temel sağlıklı beslenme dediğimiz zaman gözünüz korkutmasın. Organik beslenme olarak algılanmasın. Türkiye koşulları içinde organik ya da doğal beslenme söz konusu değil. Türkiye koşullarında organik gıda olarak satılanların tamamının Türkiye’de üretilmesi neredeyse olanaksız. Yaşadığımız bölgeye baktığımızda organik tarım yapıldığına siz inanıyor musunuz? Ben inanmıyorum. Çünkü bunun için birçok bileşenin bir arada olması gerekiyor. O kadar miktar organik ürün yetişiyor mu ki? Bence yetişmiyor. Bu insanlar arasında yanlış bir algıya neden oluyor. Temel sağlıklı beslenme dediğimiz zaman illaki organik beslenme ya da doğal beslenme algısı doğru değil ve olanaksız. Geçmiş yıllarda nüfus ne kadardı şu an ne kadar. Bu nüfusa organik ya da doğal beslen demek olanaksız. Hem gereksiz pahalılar hem de Türkiye koşullarında organik ya da doğal ürünler o kadar fazla yok.

Peki Glutensiz beslenmenin tedaviye pozitif etkisi var mıdır?

Glutensiz beslenmenin ise tip 2 tedavisinde herhangi bir rolü ve önemi yoktur. Çünkü oldukça pahalı bir beslenmedir. Dikkat ettiğiniz zaman glutensiz gıdalar normal gıdalardan 2-3 kat daha pahalı olarak satılmaktadır. Bu gıdalar sadece çölyak hastalığında ve tanısı kesin olarak konmuş çölyak dışı gluten duyarlılığı olan olgular da kullanılır. Onun dışında glutensiz beslenmenin herhangi bir yararı yoktur.

“ŞEKER HASTALARI DA MEYVE YİYEBİLİR”

Temel sağlıklı beslenmenin içeriği nasıl olmalıdır?

Temel sağlıklı beslenmeden kastım şudur: Özellikle beyaz undan, beyaz ekmekten kaçınmaları gerekmektedir. Şarküteri ürünlerinden sosis, salam gibi ürünlerden kaçınmaları önemlidir. Bunun dışında günde 1 öğün mutlaka sebze yemeği yemeleri çok önemli. Diğer öğünlerde de olanaklı ise en fazla haftada 1 veya 2 defa kırmızı et, bir defa balık, bir iki defa balık dışı beyaz et, 2-3 defa da kuru baklagil tüketilmelidir. Beyaz ekmek yerine tam buğday, tam tahıl ve kepekli ekmek tüketilmelidir. İllaki temel sağlıklı beslenme her gün kırımızı et yemek değildir. O zaten sağlığa olumsuz etki eden bir durumdur. Bunları yaparken de daha çok zeytinyağı ya da bitkisel yağlar kullanımı önemlidir. Hayvansal yağlardan, katı yağlardan ve margarinlerden uzak durulmalı. Kızartmalardan uzak durmak, et, tavuk ve balık haşlama ya da tüketilmelidir. Onun dışında fruktoz, glikoz, mısır şurubu içeren bisküvilerden, gofretlerden, keklerden uzak durulmalıdır. Kolalı içeceklerden, fast food tarzı ürünlerden ve hazır dondurmalardan uzak durmalı. Hazır dondurma yerine kendi dondurmasını yapan bir esnafın yaptığı dondurmayı yiyebilirsiniz. Onun dışında paketli dondurmalardan hangi marka olursa olsun tüketmemenizi tavsiye ediyorum. Bunlara ek olarak meyveli soda, meyve suyu, gazoz diyet bile olsa onlardan kaçınmak gerekiyor. Şeker hastalarına meyve suyu yasak, peki meyve yasak mı? Hayır, meyve asla yasak değil. Şeker hastaları meyve yiyebilir ama miktarınca.

Temel sağlıklı beslenmede meyve de olmalı mı?

Birçok hasta ben hiç meyve yemiyorum diyor. Bu çok yanlış. Çünkü meyvenin içinde de birçok vitamin var, mineral var. Ama meyve suyu ile meyve arasında büyük fark var. İster taze sıkılmış portakal suyu olsun ki hiçbir besleyici değeri olmamasına rağmen. Onu da yüksek ücretlere satıyorlar.Çünkü siz, sadece portakalın suyu ile onun şekerini alıyorsunuz ama portakalın kendisini yediğiniz zaman lifini de alıyorsunuz. Portakal, meyve suyu olarak tüketildiğinde şeker hızlıca emilip kana geçer ve sizin için sorun yaratırken meyve olarak yediğiniz zaman lifi ile birlikte tükettiğiniz için onun içindeki şeker yavaş emilir. Yani meyveden aldığınız fruktoz ile meyve suyundan aldığınız fruktoz aynı değil. Asıl yanıltıcı olan bu. Bir insanın günlük gereksinim duyduğu kalorinin yaklaşık %10’unu alması gerekmekte. Bu metabolizmanın iyi çalışması için de lazım. Bu %10’dan fazla olursa o zaman sağlık sorunları ortaya çıkıyor. Ancak siz meyveyi haddinden fazla yerseniz tabii ki sıkıntılar olur. Fazla alının fruktoz karaciğerde ve diğer iç organlarda yağa dönüşür, yağlanmaya neden olur. Ama günde 2 veya 3 defa doktorunuzun önerisiyle yiyebilirsiniz. Tabii hepsini aynı anda değil, gün içine yayarak. Bunun size herhangi bir zararı olmaz. Altını tekrar çiziyorum kararınca!

Temel sağlıklı beslenme için hangi gıdalar seçilmeli?

Temel sağlıklı bir beslenmede süt, peynir, yoğurt da önemli ancak bunlar da miktarınca tüketilmelidir. Biz, bunları anlattık ama bizim amacımız şeker hastalarında beslenmeyi anlatırken hemekonomik olarak hem de zaman olarak pahalı bir beslenme modeli önermiyoruz. Çünkü zaman da oldukça değerli. Beslenme programı olgunun günlük çalışma hayatında ve ev yaşamında bulabileceği gıdalardan seçmek gerekiyor. Bunu yaparken de hastanın damak zevkini de öldürmemek lazım. Öbür türlü yapay beslenmeler hastanın tedavisinde kalıcı olarak yarar sağlamaz. Çünkü hasta o yapay beslemeyi 2-3 ay yapar. Ondan sonrasında yapamaz.

Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Murat Yılmaz hocamıza keyifli sohbeti ve verdiği hayati bilgiler için teşekkür ederiz. Umarız bu yönde sorun yaşayan kişilerin kafa karışıklığını giderebilmek adına katkımız olmuştur. Daha detaylı bilgi için Güven Tekirdağ Gazetemiz ve Tekirdağ Canlı Haber internet sitemiz üzerinden iletişime geçebilirsiniz.

Röportaj: Özlem Gürakar

Güven Tekirdağ Gazetesi’nin 1-15 Şubat 2023 tarihli 26. sayısından alınmıştır.

TEKİRDAĞ CANLI HABER

reklam

YORUM YAP

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

reklam-->
reklam