Özlem Gürakar (Köşe Yazısı) SAĞLIKTA ŞİDDETE KARŞIYIM AMA! - Tekirdağ Canlı HaberTekirdağ Canlı Haber

27 Şubat 2024 - 16:55

Özlem Gürakar (Köşe Yazısı) SAĞLIKTA ŞİDDETE KARŞIYIM AMA!

reklam
Özlem Gürakar (Köşe Yazısı) SAĞLIKTA ŞİDDETE KARŞIYIM AMA!
Son Güncelleme :

21 Aralık 2023 - 7:24

266 views
reklam

Sitemizi takip edenler daha önce sağlıkta şiddete karşı paylaşım ve haberlerimizi mutlaka görmüştür.

“Sağlıkta şiddete HAYIR!” diyoruz, AMA…

Sizlerle sağlık sistemimizle ilgili başımdan geçen aslında psikolojik olarak hala geçmeyen bir durumu paylaşmak istiyorum.

Çok değil her şey geçtiğimiz hafta oldu…

Oğlum, 3 buçuk yaşındaki benim canım oğlum. Bir süredir uyumadan önce öksürmeye başladı.

Bu olay birkaç gece tekrar edince doktora gitmeye karar verdik. Namık Kemal Üniversitesi Araştırma Hastanesi’nden randevu almak istedik. Randevuyu kim kaybetmiş ki biz bulalım!

Yaklaşık 1 ay boyunca randevu bulmaya çalıştık ve sonunda 4 Aralık tarihinde randevumuzu aldık.

Randevu aldığımız doçent hocamız yerinde olmadığı için yanında görev yapan doktor arkadaşı kısa bir süre kontrolün ardından kan tahlili ve röntgen istedi.

Yaklaşık 4 saatlik bir süreç sonunda tahlillerimiz çıktı ve tekrar geri gittik.

Doçent hocamı yine yerinde bulamadık. Ameliyatı olabilir, klinikte başka hastalarla ilgileniyor olabilir, ders veriyor olabilir, kısacası birçok sebebi olabilir. Doktorlarımızın ne kadar yoğun ve özveriyle çalıştıklarını biliyorum, saygı duyuyorum.

Aynı doktor arkadaşı bizi çocuk acile sevk etti.

Çocuk acilde sonuçları inceleyen araştırma görevlisi hocasının oğlumun kliniğe alınmasını istediğini ifade etti. Üst solunum yolu hastalığı teşhisi koydu.

Maalesef araştırma görevlisinin talebi gerçekleşmedi. Sebebi klinikte yer olmamasıydı ve biz 24 saat boyunca çocuk acil bölümünde kaldık.

Bu süreçte 1 kez serum verilecekti 3 kez de hava. Yarım kiloluk serum bitene kadar (14 saat) 9 kez hava verildi. Ardından yeni bir serum takıldı ve bize ilk 1 serum verilmesini söyleyen kişiler 3 serum verilmesi gerektiği söyledi.

Bilgimiz olmadığı için sustuk. Yapılan işlemler ile ilgili de bilgi veren de olmadı. Sadece “Doktor hocamız gelip kontrol edecek” denildi çocuk acilde…

24 saatin sonunda klinikte yer boşaldığı söylendi ve bizi o kısma aldılar (Çocuk acil kısmında bizlerle yakından ilgilenen hemşirelerimize ayrıca teşekkür ederim). Oraya da eşim dahil kimsenin giremeyeceğini söylediler. Saygı duyduk.

Zor bir gece geçirdik. Yükselen ateş, sürekli maske ile hava verilmesi, neredeyse saat başı yapılan antibiyotikler… Ne oğlum ne ben doğru düzgün uyuyamadık.

Sabah henüz yeni uyumuştuk ki odaya giren asistanlar beni ve oğlumu uyandırıp “Hocamız kontrole gelecek, toparlanın!” dediler. Toparlandık ve beklemeye başladık. Gelecek, geliyor, geldi derken saat 13.00 oldu. Odadan çıkıp asistanlara sordum. “Öğleden sonra gelecek” dediler.

Bu süreçte oğluma damar yolundan birçok şey enjekte ettiler, etmeye devam ediyorlardı. Ne verildiğini, neden verildiğini sorduğumda “Hocamız bu şekilde uygun gördü.” cevabından başka bir şey duymadım.

Saatler 18.00 oldu ve sabah 09.00’da uyandırılmamız ve hocamızı beklemeye başlamamızın üzerinden tam 9 saat geçti. Çocuk acile sevk edilmemizi de katarsak yaklaşık 45 saat biz hoca bekledik!

Artık sinirlerim yıpranmıştı. Tekrar odadan çıkıp sormaya gittim. Eşimde kapı dışında bir çözüm arıyordu. “Biz niye buradayız? Ne tedavi uygulanıyor? Bu hoca neden saatlerdir gelmiyor?” sorularına yanıt bulmak için…

Sordum! “Biz saatlerdir bekliyoruz neden hala doktor gelmedi?” diye. Aldığım yanıt “Hocamız geldi, size uğramayı unutmuş olabilir.” Aklımdan şaka mı yapıyor diye düşünsem de hayatım boyunca unutmayacağım o alaycı tavır şaka değildi. Üstüne “Siz niye söylemiyorsunuz bize hocamızı yönlendirirdik” dedi genç doktor ya da doktorluk eğitimi almış ama insanlık adına cahil kalmış kişi…

O an karar verdim. “Biz burada daha fazla hapsedilmemeliyiz” dedim ve çocuğumu alıp çıkmak istedim. Eşyaları toplayıp çocuğumu aldım ve aynı yere giderek çıkış yapmak istediğimi söyleyip çocuğuma ne tedavisi yapıldığını, hangi ilaçların neden verildiğini söylemelerini istedim.

Aynı kişi bana bilgi vermek zorunda olmadığını, hocaları ne dediyse onları yaptıklarını, tedavi ve ilaçlar ile ilgili hiçbir bilgi vermeyeceğini söyledi.

Artık sinirlerimi kontrol edemez bir hal almaya başladım. Tamam dedim. Çıkış için ne yapmam gerekiyor yapalım. Bir belge doldurdum. Sorumluluğun bana ait olduğuna dair.

Tam çıkacaktık ki doktor olduğunu söyleyen aynı kişi kollarını bağlayıp alaycı yüz ifadesi ile bana; “Çocuğunuzun kucağınızda ölmesinden siz sorumlu olursunuz!” dedi.

İşte o an başımdan aşağı kaynar su döküldü. Bu ne demekti? Dünyadaki en değer verdiğim şeyin yok olmasından bahsediyordu ve öyle bir durum var ise buna sebep olacak şeyi benle paylaşması gerekmiyor muydu bu tıp eğitimi almış ama insanlıktan nasibini almamış şahsın?

Bu cümleyi siz duysanız böyle bir beden dili, alaycı bakış ve konuşma ile ne yapardınız?

Çok zor da olsa hakim oldum sinirlerime, kendime ve eşime. Hayır dedim biz bu oyuna gelmeyeceğiz.

Şiddet isteyen şahsa cevap vermeyeceğiz!

Hastaneden çıktık. Çok şükür çocuğumuzun durumu şu an iyi. Ancak bizim yaşadığımız travma devam ediyor.

Hep haberlerini yapıyoruz ya “Sağlıkta şiddete hayır!” diye, şimdi bir kez daha haykırmak istiyorum; SAĞLIKTA ŞİDDETE HAYIR! AMA…

Bu şiddette sadece sağlıkçıya değil, arkasına yasayı almış, bizim gibi binlerce insana psikolojik olarak şiddet uygulayan sağlıkçılara da hayır!

Sağlık Bakanım Sayın Dr. Fahrettin Koca, Tekirdağ Valim Sayın Recep Soytürk, Süleymanpaşa Kaymakamım Mustafa Güler, Namık Kemal Üniversitesi Rektörüm Sayın Prof. Dr. Mümin Şahin, Tekirdağ İl Sağlık Müdürüm Sayın Dr. Ali Cengiz Kalkan, Namık Kemal Üniversitesi Araştırma Hastanesi Başhekimim Sayın Prof. Dr. Şeref Alpsoy, Tekirdağ Tabip Odası Başkanım Dr. Şenol Özcan ve bu sistemin herhangi bir yerinde adını yazmayı unuttuğum kim var ise size sesleniyorum.

Evet biz bunları yaşadık. Geçecek, gidecek…

Gazeteci olduğum için şimdi dile getirebiliyor ve bu konunun binlerce insana ulaşmasını sağlayabiliyorum. Ancak bu ve bunun gibi sağlıkçı tarafından psikolojik şiddete uğrayan binlerce, on binlerce kişi var.

Sesleri çıkmıyor, çıkamıyor!

Sağlıkta şiddetin durdurulabilmesi için sağlıkçının da psikolojik şiddetinin durdurulması gerekiyor. Lütfen bu konuda eğitimler verin, yaptırımlar uygulayın, gerekirse fiziksel şiddet uygulayanlara yaptığınız gibi cezalandırmalar yapın.

Sağlıkta şiddeti bitirin! Şiddet bizleri bitirmeden…

Saygılarımla…

Güven Tekirdağ Gazetesi’nin 47. sayısından alınmıştır.

TEKİRDAĞ CANLI HABER

reklam

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
Özcan BÜYÜKOGLU 24 Aralık 2023 / 07:36 Yanıtla

Büyük geçmiş olsun.Benim bir süre önce aynı hastahane de Kardiyolojı polikiliği böiümünde bir profösörün

sadece bana değil poliniklik bölümünde en az 100 muayene için bekliyen yaşlı kalp hastalarına da benzeri uygulanmışdı.Bu profösör hemen hemen her hastaya stend takmasıyla meşhurdu.İl sağlık müdürlüğüne yazılı ş,ikayet etmişdim.Meğer Sağlık bakanlığı ün,iversite hastahanesine karışamıyormuş.Hıç bir işlem yapılamamışdı.Tekrar geçmiş oisun

reklam