Özlem Gürakar (Köşe Yazısı) BEN HEP SUSTUM; ŞU ANA KADAR… - Tekirdağ Canlı HaberTekirdağ Canlı Haber

17 Nisan 2026 - 16:07

Özlem Gürakar (Köşe Yazısı) BEN HEP SUSTUM; ŞU ANA KADAR…

reklam
Özlem Gürakar (Köşe Yazısı) BEN HEP SUSTUM; ŞU ANA KADAR…
Son Güncelleme :

27 Haziran 2023 - 12:47

744 views

Şimdi yazacaklarım aslında çoğunuzun bildiği geçmiş ile geleceği kıyasladığım, aktörlerin değiştiği ancak yaşananların aynı kaldığı bir dönem.

Tarih: 03 Eylül 2019

Ben o günden beri hep sustum; şu ana kadar…

Yaklaşık 4 buçuk sene Süleymanpaşa Belediyesi’nde Kamera-Montaj alanında görev yaptım, Eşim Ahmet Gürakar ise 5 buçuk sene Foto-Haber Muhabirliği görevini başarıyla yürüttü.

Cüneyt Yüksel’in göreve gelmesinin ardından yoğun çalışma sistemimizden 1 dk bile azaltmayıp işimizi yapmaya devam ettik.

Kendisine yaranmaya çalışan bazı müdürlerimiz ve bazı mesai arkadaşlarımız tarafından hem kişiliğimiz hem de işimizle linç edildik.

O güne kadar hiçbir yeteneği olmayan arkadaşlarımız bizim yerimize göz dikti. Hoş sonrasında o koltuklar onlara da kalmadı…

O gün geldiğinde koltuğunu korumaya çalışan müdürlerimiz kendi çıkarları için bizleri kötü gösterdi. Sonrasında onlar da gitti…

Sonuç itibari ile Cüneyt Bey’in aklına girdiler ve yıllardır emek verdiğimiz işimizden KOVULDUK!

İşsiz kaldığımızda güvendiğimiz 2 şey vardı.

İlki mesleğimiz. Bizim gibi işine bu kadar sadık ve özverili insan bulmak zordu. Bu yüzden işsiz kalmayacağımızı düşünüyorduk.

Bir diğeri ise kimseye bir kötülüğümüzün olmaması, aksine birçok kişiye destek olmamız ve sevilen kişiler olmamızdı. Arkadaşlık, dostluk bağlarımız da çok kuvvetliy(MİŞ)di.

Şehrin önde gelen isimleri hatta siyasi parti temsilcilerinin birçoğu bizleri çok sever, sayardı.

Ta ki o güne kadar…

Tarih: 15 Eylül 2019 İKİMİZ DE AYNI ZAMANDA İŞSİZ KALDIK!

Önce kendi cenahımdan başlayayım, Basın Çalışanları… (Bazılarına Gazeteci dendiği için bile ben utanıyorum.)

Biz, dara düşen her meslektaşımızın yanında olduk. Yeri geldi onun için çalıştık, yeri geldi onu savunduğumuz için dara düştük, yeri geldi açıklarını kapatmak için onlar zarar görmesin diye biz zarar gördük.

Ancak en büyük hayal kırıklığımızı “Gazeteciler” vasıtasıyla yaşadık.

SAHİPSİZ KALDIK!

Koca şehirde herkes bizi konuşuyordu.

Meslektaşlarımız da üzüntülerini belirtiyorlardı sözlü olarak. Hatta bizler için Cüneyt Bey ile konuştuklarını söylüyorlardı ama kimse gazetesinde, sitesinde ya da sosyal medya hesaplarında bir tepki vermiyor/veremiyordu. (Bizler için mücadele eden birkaç kişiyi tenzih ederek yazıyorum. Bizim için yaptıklarını unutmayacağım, ölene kadar da onların yanında olacağımın buradan tekrar sözünü veriyorum.)

Bazı büyüklerimiz bizim için “sözde” mücadele ettiğini söylüyor, öbür taraftan Cüneyt Bey’e yaranmak için iyi yaptığını iletiyordu kendisine.

Bizleri çok sevdiğini iddia eden siyasi parti temsilcileri, şehrin önde gelen isimleri, sanki biz işten çıkarıldığımız gün ölmüştü.

Kimse bir şey yapmıyor, bize sahip çıkmıyordu.

O gün anladık. Koskoca şehirde biz neredeyse kimsesizdik.

Hukuki yoldan hakkımızı aramak istedik. Bir tek DİSK Genel-İş Tekirdağ Şubesi durdu yanımda ve Avukat Barış Aktaş. İşe İade Davasını kazandık ama İşveren “Kötü Niyet Tazminatı”nı ödeyip konuyu kapattı. Hala daha devam eden Alacak Davam var, neredeyse 4 sene geçti, Dosyam İstinaf’ta ondan da olumlu sonuç alacağım kanısındayım.

Bu süreçte eşim işe döndü, tekrar çıkarıldı, tekrar davasını kazanıp döndü, yine çıkarıldı ve bir kez daha davasını kazanıp işine geri döndü.

Her şey bu cümledeki kadar kolay değildi. Yapılan mobingler, hakkında tutulan tutanaklar, Şehir Hastanesi aracılığı ile verdirilen sahte Kurul Kararı ve dolayısıyla eşime sürekli ceza verilme çabası… Daha çok şey var ancak eski defterleri açmayacağım.

Olayların diğer tarafında işten çıkarıldıktan sonra hamile kaldım. Dünyalar tatlısı bir çocuğumuz oldu. Bu güzellik olduğunda benim çalışmam mümkün değildi. Eşimin ise yaşadığı zorluklar, işten çıkarılmalar, kısacası hayat mücadelesi çok zorlaşmıştı.

Kendi ailelerimizin bile bilmediği sıkıntılar yaşadık. Boyun eğdik. Gidip iş istedik. Hem de kendi uzmanlık alanımız olan Basın değil, gerekirse mezarlıkta çalışabileceğimizi söyledik. Yeter ki çalışalım eve ekmek girsin diye.

Olmadı…

Malum Genel Sekreter, kapıyı yüzümüze kapatmadı ama bundan 3 yıl önce ben sizin işinizi ayarlayacağım biraz bekleyin dedi. (Buradaki biraz sanırım 20 – 30 yıl…)

Bu süreci atlatabilmek için ben çay bahçesinde Kasiyer olarak bir büyüğümüz sayesinde işe başladım. Gece gündüz demeden yeri geldi Kasiyer oldum, yeri geldi Çaycı, yeri geldi Temizlikçi…(Lütfen yanlış anlaşılmasın hiç kimseyi hiçbir mesleği küçültmek adına söylemiyorum bunu.) Tek derdimiz çocuğumuzun ve yuvamızın ihtiyaçlarını karşılaşmaktı…

Özetle biz çok zorluklar yaşadık.

Kimseden bir beklentimiz yoktu ama bu kadar sahipsiz kalacağımızı, bu kadar çok kişi tarafından hançerleneceğimizi de hiç düşünmedik…

Çevremize karşı kaybettiğimiz “Güven”i hem oğlumuza hem de Gazetemize isim olarak verdik.

Bir şekilde her şeyi yoluna koyduk. Sizlere ulaştığım Güven Tekirdağ Gazetemiz ve Tekirdağ Canlı Haber internet haber sitemizi aktif hale getirdik. Eşim işine geri döndü.

Gazetemiz ve internet sitemizin aktif olmasının ardından bizden çok büyük bir beklenti oldu. Herkes,“Şimdi Cüneyt Yüksel’den intikam alacaklar.” diyordu bizim için. Bizlere Cüneyt Bey’in sırlarını, açıklarını, hatta kendisiyle ilgili inanılmaz iddiaları, belgeleri ile ulaştırıyorlardı.

Biz Cüneyt Bey’e saldıracak, onun hakkında karalama haberleri yapacak ve itibarını zedeleyecektik onların hesaplarına göre.

YAPMADIK.

Tüm o belgeleri iade edip yazışmaları yok ettik. Çünkü Basın Sektörüne geri dönerken derdimiz kinci bir politika izlemek değil sadece işimizi yapmaktı.

Yapılan pozitif şeyler yok muydu Cüneyt Yüksel tarafından? Tabii ki vardı.

Biz onları da yazmadık.

Çünkü Süleymanpaşa merkezli kurulan Gazetemizi Süleymanpaşa Belediyesi tanımıyordu. Hatta yok saydığı tek Gazete bizdik. (Hala da öyle)

Hiçbir programa, hiçbir toplantıya, hiçbir açılışa kısacası hiçbir şeye davet edilmedik. Abonelik, reklam desteği, uçuk fiyatlı kesilen faturalar falan o taraklarda zaten bezimizin olmadığını tahmin ediyorsunuzdur…

Sadece birkaç kez yer verdik Gazetemizde Cüneyt Bey’e. Onlar da Ulusalda ses getiren ancak Yerelde kimsenin yazamadığı konulardı.

Bugüne döndüğümüzde ise Süleymanpaşa Belediye Başkanı Cüneyt Yüksel, hiç hak etmediği bir şekilde görevden alındı/görevinden istifa etti/ görevinden feragat etti/ görevden affını istedi vb. Siz, hangisini uygun görürseniz onu kullanın…

Şimdi her yerde Cüneyt Yüksel konuşuluyor. Tekirdağ’da birçok kişi üzgün!Rakip parti yöneticileri bile bu şekilde olmamalıydı diyor.

Fakat; Cüneyt Bey, neden bu durumda hiç düşündünüz mü?

Çünkü; O da bizim gibi SAHİPSİZ BIRAKILDI!

Her zaman yardımına koştuğu kişiler 2 satır yazı yazamadı!

Kendisinin bir yerlere getirdiği isimler, ölü taklidi yaptı!

Üyesi olduğu siyasi partide sanki farklı bir partinin mensubu gibi davranıldı!

Hatta yüzüne ağlayanlar arkasından iyi oldu bile dedi, hiç utanmadan!

Yahu hiç mi vicdanınız sızlamadı 215 Bin Nüfuslu İlçenin Belediye Başkanını kimsesiz bırakırken?

Çok değil 2 ay önce Kumbağ’daki depremzede konusunu dile getirip belki de Cumhur İttifakı’nın seçim kazanmasını sağlamadı mı bu adam?

Yazacağım çok şey var da…

Herkes biliyor herkes konuşuyor…

Ben çoğu gibi ikiyüzlü olmayacağım.

Sayın Cüneyt Yüksel, siz bunu hiç hak etmediniz.

Biz de hiç hak etmemiştik.

Dilerim, bundan sonra hiç kimse hak etmediği bir şeyi yaşamaz.

Saygılarımla…

Güven Tekirdağ Gazetesi’nin 34. sayısından alınmıştır.

TEKİRDAĞ CANLI HABER

reklam

YORUM YAP

Şükrü Metin 18 Temmuz 2023 / 17:35

Yüregine saglik guzel insan

reklam-->
reklam