İYİ PARTİ’Lİ HAMŞIOĞLU ÇİFTÇİYE RANDEVU VERMEYEN TMO’YA VE İKTİDARA VERDİ VERİŞTİRDİ - Tekirdağ Canlı HaberTekirdağ Canlı Haber

8 Haziran 2026 - 02:44

İYİ PARTİ’Lİ HAMŞIOĞLU ÇİFTÇİYE RANDEVU VERMEYEN TMO’YA VE İKTİDARA VERDİ VERİŞTİRDİ

reklam
İYİ PARTİ’Lİ HAMŞIOĞLU ÇİFTÇİYE RANDEVU VERMEYEN TMO’YA VE İKTİDARA VERDİ VERİŞTİRDİ
Son Güncelleme :

07 Temmuz 2023 - 18:51

583 views

İYİ Parti Tekirdağ Milletvekili Selcan Taşçı Hamşıoğlu, çiftçinin çektiği sıkıntının sesi olurken düzenlediği basın toplantısında çiftçinin ürününü almayan Toprak Mahsulleri Ofisi ve iktidara verdi veriştirdi.

Konuyla ilgili TBMM nezdinde araştırma grubu kurulması talebinin AK Parti ve MHP oylarıyla reddedilmesine de tepki gösteren Hamşıoğlu, iktidarı vatandaşa şikayet etti.

İYİ Parti Tekirdağ Milletvekili Selcan Taşçı Hamşıoğlu düzenlediği basın toplantısında şunları söyledi:

“BUĞDAY ÜRETİCİSİNİ ORGANİZE BİR İFLASA TERK ETTİLER”

“Dün, bu salonda İYİ Parti Grup Başkanvekilimiz Erhan Usta ve Bursa Milletvekilimiz Selçuk Türkoğlu, AK Parti’nin memur maaş zamlarını içeren teklifini değerlendirirken, iktidara “Bu oranla emeklileri makarnaya, bulgura mahkûm ettiniz…” diye seslendiler. Oradan devam edeyim: Makarnaya mahkûm ettiler, yetmedi, bir de o makarnadan bile mahrum etmeye giriştiler. Muhtaç olduğumuz o makarnayı soframıza getiren zincirin ilk ve temel halkası olan buğday üreticisini organize bir iflasa terk ettiler!

Biliyorsunuz, Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) 10 yıldır olduğu gibi bu yıl da hububat alımını randevuyla yapacağını açıkladı. 3 Temmuz 2023 itibarıyla alıma da başladı. Randevulu sisteme geçişin bir amacı vardı;

Çiftçi, ürününü satıp satamayacağını bile bilmeden girdiği o ofis kapılarında oluşan uzun kuyruklarda, mağdur olmayacaktı. Gelin görün ki… Bu sefer de internet, telefon başında yaşıyor aynı perişanlığı; mağduriyet sona ermedi sadece şekli değişti, teknolojiye bağlı olarak modernleşti(!)

“AYNI ŞİKÂYETİ DUYMADIĞIM BİR KİŞİ BİLE ÇIKMADI”

Bayram tatilinde seçim bölgem olan Tekirdağ’daydım. Dolaştım. Köy dolaştım. Kahve dolaştım. Selam verip de aynı şikâyeti duymadığım bir kişi bile çıkmadı; TMO’dan randevu alamıyoruz!

Ankara’ya dönünce baktım, bu Tekirdağlı üreticinin teknolojiye ayak uyduramamasından filan kaynaklanmıyor; yani bize özel bir beceriksizlik durumu yok; Konya aynı sıkıntıyı yaşıyor… Amasya aynı… Şanlıurfa aynı… Çorum aynı… Mardin aynı… Çiftçiler cümbür cemaat maile telefonun bilgisayarın başında günlerce uğraşıyor. Sonuç: Ya “Günlük kapasite aşıldı”. Ya “Sezonluk kapasite doldu”. Bugün herhangi bir üreticinin TMO’dan randevu alabilme ihtimali, piyangodan büyük ikramiye kazanma ihtimali kadar düşük.

“TEKİRDAĞ’DA 2 BUĞDAY TARLASI KÜL OLDU”

TMO Genel Müdürü, sağ olsun, çiftçinin kaygısını gidermek üzere bir açıklama yaptı; “Çiftçilerimizin telaş yapmasına gerek yok”muş! “Son ürün alınana kadar alım yerleri açık olacak”mış! Çiftçi nasıl telaş yapmasın Müdür Bey! Borç gırtlakta… İcra kapıda… Önümüzdeki yıla ekim yapıp yapamayacağı meçhul! Efendim “Üreticiler ürünlerini hasat ettikten sonra TMO alım yerlerine götürüp teslim etmek istiyor muş; bütün sorun bundan kaynaklanıyormuş! Resmî açıklama bu; düşünebiliyor musunuz? Çok pardon da fantezi olsun diye mi istiyor bunu çiftçi? Çiftçi hasattan sonra elbette ve haklı olarak ürününü bir an önce verebilmek istiyor, çünkü; Ürünü biçse saklayabileceği yeri yok; biçmese… Buyurun, tarlada randevusu alınsın da biçilsin diye bekleyen buğdayların hali… Sadece bu hafta içinde, Tekirdağ’da bilgisi bize gelen iki buğday tarlası kül oldu… Biri Hayrabolu Delibedir’de, biri Süleymanpaşa Karaevli’de…

Çiftçi elbette ürününü bir an önce ve açıklanan fiyattan TMO’ya vermek istiyor. Çünkü, üç ay sonra o fiyatın da zaten çoktan erimiş olacağının farkında; bu ülkede, bu kur, bu enflasyonla Temmuz fiyatıyla Eylül’de doyabilme imkânı kalmadığının farkında. Çiftçi elbette ürününü bir an önce TMO’ya vermek istiyor 9.350’ye vereceği buğdayı 5 lira, 6 lira, 7 lira, 4,5 liraya alacak tüccar; geçen yılki fiyatın da altında vermek zorunda kalacağının farkında…

“FARKINDALIK SORUNUNUZ MU VAR ACABA?”

Çiftçinin sıkıştırıldığı yer şu: Emeğim pul mu olsun? Kül mü olsun? Bunun tercihini yapmasını bekliyorlar çiftçiden! Niye pul ya da kül olmak zorunda! Niye kâr olmasın? Niye evladının düğün parası, çeyiz parası olmasın? Niye evinin demir parası, beton parası olmasın? Neden torununun okul parası olmasın? Neden borcunu ödeyecek kaynağı olmasın?

Yine TMO Genel Müdürü diyor ki; “Tüm ürünü alabilecek şekilde depo ve personel planlamamızı yaptık”. Çok basit bir soru soruyoruz; Siz bütün planlamanızı yaptıysanız, depo sorununuz yoksa, personel sorununuz yoksa, sistem sorununuz yoksa neden böyle? Neden, “Sezon kapasitesi doldu” mesajı alıyor mesela üretici? Farkındalık sorununuz mu var acaba?

“BİRİKİMİ BULUNAN BAŞKALARI İTHAL BUĞDAY ÜZERİNDEN KÂR EDİYOR”

Dananın kuyruğunun nerede koptuğu, bu sistem kilitlenmesinin neden olduğu aslında hepimizin malumu:

BİR:

İyi ihtimalle hesapsız, kitapsız, plansız, kötü ihtimalle tam da Türk buğdayının bu şekilde değersizleştirilmesi öngörülerek uygulanan politikalar sebebiyle depolar Rusya ve Ukrayna’dan gelen buğdayla dolduruldu! Son 5 ayda 6,5 milyon ton buğday ithalatı yapıldı bu ülkeye; daha bizim çiftçimiz biçerdöveri tarlaya sürmeden! Depolara doldurulan Ukrayna ve Rusya buğdayının Türkiye’deki sahipleri kim? Doktor, mühendis, bankacı, esnaf… Türk çiftçisi ektiği üründen kazanamıyor; Türkiye’de alakasız herhangi bir mesleğe mensup olup da biraz birikimi bulunan başkaları ithal buğday üzerinden kâr ediyor… Reva mı? O zaman çiftçi niye uğraşıyor; o da bıraksın ekmesin, biçmesin, alın teri dökmesin; tarlayı tezeği satsın; ithal buğdaya yatırım yapsın… Oturduğu yerden kazansın… Biz de kura göre bir ekmeği 20-30 liraya yiyelim… Arzu edilen bu mu yoksa?

“TARLA İLE SOFRA ARASINDA “ÇOK KAZANAN” VE DE “HAKSIZ KAZANAN” BAŞKA BİRİLERİ VAR!”

İKİ:

Piyasayı ele geçiren menfaat çarkı… Öyle bir sistem kurmuşlar ki, bu arkadaşlar çiftçiden sadece buğdayını almıyor; ÇKS’sini de alıyor; çiftçiden ucuza aldığı buğdayı, çaresizliğinden yararlandığı çiftçinin ÇKS’sini kullanarak en az 2 lira, 3 lira fazlaya kendi işlem yaptırıyor LİDAŞ’larda. Şimdi… Üreticinin ürününü bu kadar zararına, yok pahasına sattığı bir ortamda ne beklersiniz? Tüketicinin o hammaddeden elde edilen ürünleri görece ucuzlamış olarak tüketebilmesini değil mi? Biz ekmeği ucuza mı yiyoruz? Makarnayı ucuza mı yiyoruz? Çiftçiden geçen yılın bile altında fiyatla alınan undan üretilen bu ürünlerin de fiyatı geçen yılın altına düşüyor mu? O zaman tarla ile sofra arasında “çok kazanan” ve de “haksız kazanan” başka birileri var!

Bakın farkındaysanız, konuşmanın başından beri açıklanan fiyata, prime dair hiçbir şey söylemedim; Onları da konuşmak lazım tabii ama şu koşullarda TMO 9 bin değil 19 bin lira açıklasın fiyatı, 29 bin lira açıklasın… Çiftçi ürününü bu fiyata satamadıktan sonra bir anlamı var mı? Açıklanan fiyat göstermelik kaldıktan, sadece bazı şanslı çiftçilerin yüzünü güldürdükten sonra anlamı var mı?

“NEDEN İNSANIMIZI KÖYDEN, BAĞDAN, BAHÇEDEN, AHIRDAKİ AĞILDAN SOĞUTUYORUZ?”

Herkes bu yılın bereketinden söz ediyor; son yılların en yüksek verimi elde ediliyor… Harika… Şahane… De… TMO, bu ürünü hangi oranda alabiliyor? Bu yüksek verim doğrultusunda çiftçinin karı mı yükseliyor, yoksa zarar ziyanı mı? Günlerdir dikkat çekmeye çalışıyoruz; Onca teşvikli, destekli, sözde müjdeli haberin perde arkasında Türk tarımı, alan alan, aşama aşama bitiriliyor. Bu tali değil hayati bir konu; kendi kendimize yaşayabilme kapasitemiz iğdiş ediliyor. Hayatın her alanında olduğu gibi tarım ve tarıma dayalı endüstride de muhtaçlaştırıyoruz. Biz, üreten bir ülke olmak istiyorsak, neden tarım politikamız çiftçimizi ürettiğine pişman ettirecek şekilde inşa ediyoruz? Neden insanımızı köyden, bağdan, bahçeden, ahırdaki ağıldan soğutuyoruz?

“İKTİDARI TÜRK MİLLETİ’NE TÜRK ÇİFTÇİSİNE ŞİKÂYET EDİYORUM”

Ben seçim kampanyası boyunca gittiğim her yerde yaptım bu uyarıyı; Bu kafayla giderse biz çok değil 15-20 yıl sonra masa sandalye kemirmeye başlarız… Şimdi tahıl ihtiyacı karşılamak için Ukrayna’ya koridor açtığımız o Afrika ülkelerinden beter oluruz. Bu hesapsız, plansız, manasız politikanın sonu Türkiye Cumhuriyeti’ni kendi kendine yetemeyen, beslenmeyi geçtim doymak için, kuru ekmek için dışarıya el açar hale getirir… Yapmayın! Bu aynı zamanda bir milli güvenlik sorunudur! Bu ciddiyete binaen; Ben, İYİ Parti Tekirdağ Milletvekili olarak bütün sosyal medya hesaplarımdan paylaştım… Genel Kurul’da “bir dakika”lık söz hakkı kullanarak aktardım… Dün, İYİ Parti Grup Başkanvekilimiz, partimizin grup önerisi olarak Genel Kurul kürsüsünden anlattı ve Meclis’i araştırmaya çağırdık… Ne oldu biliyor musunuz? AK Parti ve MHP oylarıyla reddedildi! Bunun bir mantığı var mı? Bazı meseleler partiler üstüdür! Adalet partiler üstüdür… Ekmek partiler üstüdür… Her birimizin ekmek davası ya sözünü ettiğimiz şey; O çoğu milletvekilinin seçim dışında gitmediği görmediği köylerde kalan bir avuç çiftçinin meselesi değil; sadece İYİ Parti’ye oy veren, sadece CHP’ye oy veren çiftçinin meselesi değil; her birimizin beka meselesi!

Ben sizin aracılığınızda; Her manada ekmeğimizle oynayan iktidarı Türk Milleti’ne şikâyet ediyorum Türk çiftçisine şikâyet ediyorum… Oyunu AK Parti’ye vermiş olan ama bayram günü gelip derdini benimle paylaşan Yağcı köyündeki çiftçi abime şikâyet ediyorum…”

TEKİRDAĞ CANLI HABER

reklam

YORUM YAP

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

reklam-->
reklam