HAMŞİOĞLU: “ELEŞTİRDİKLERİMİZE BENZEMEYECEĞİZ!” - Tekirdağ Canlı HaberTekirdağ Canlı Haber

30 Mayıs 2026 - 13:26

HAMŞİOĞLU: “ELEŞTİRDİKLERİMİZE BENZEMEYECEĞİZ!”

reklam
HAMŞİOĞLU: “ELEŞTİRDİKLERİMİZE BENZEMEYECEĞİZ!”
Son Güncelleme :

08 Mayıs 2023 - 19:07

723 views

İYİ Parti Tekirdağ 1. Sıra Milletvekili Adayı Selcan Taşçı Hamşioğlu, Güven Tekirdağ Gazetemizi ziyaret ederek gündeme dair açıklamalarda bulundu.

Güven Tekirdağ Gazetemiz ve Tekirdağ Canlı Haber İnternet Haber Sitemizin Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Özlem Gürakar ile bir araya gelen Hamşioğlu, Gürakar’ın sorularını içtenlikle yanıtlarken gündem yaratacak cevaplarla dikkat çekip şimdiden TBMM’de çok ses getireceğinin sinyallerini verdi.

Artık herkes sizi biliyor, tanıyor ancak biz bir de sizden dinleyelim. Selcan Taşçı Hamşioğlu kimdir?

“Tekirdağ’da doğdum. Hayrabolu’da oturduk uzun bir süre. Tekirdağ Anadolu Lisesi mezunuyum. İstanbul Üniversitesi Sanat Tarihi mezunuyum. Kültür Politikaları Yüksek Lisansım var. Gazeteciliğe, televizyon ve radyonun en popüler olduğu yıllarda radyo programcılığıyla Tekirdağ’da Kanal 59, Radyo 59’da başladım. Gazetecilik alanında; muhabirlik, kameramanlık, haber müdürlüğü, genel yayın yönetmenliği görevleriyle mesleğimin her kademesinde yer alıp ilerledim. Yeniçağ Gazetesi’nde 20 yıl köşe yazarlığı yaptım. Çoğu Siyasi Araştırma, 1 tanesi röportajların yer aldığı 6 tane yayınlanmış kitabım var. Şimdilerde de bir kitap hazırlığım vardı ama seçim çalışmaları dolayısıyla ara verdim.”

Siyasete ne zaman nasıl girdiniz?

“Tekirdağ’da olduğum süre içerisinde Tekirdağ Ülkü Ocakları İl Yönetimi’ndeydim. Üniversite öğrenimim süresince de İstanbul Ülkü Ocakları İl Yönetimi’nde görev yaptım. Siyasi alanda da tabandan geldiğim doğrudur.”

Neden Selcan Taşçı Hamşioğlu?

“Genel Başkanı kadın olan ama Meclis’te kadın temsiliyeti konusunda yetersizlikler giderilmek üzere bu seçimde çok fazla kadın olacağı muhakkaktı. Kadın aday adayı olmam, mesleki anlamda mecliste gazetecileri temsil edeceğim düşüncesi, yapabileceklerimin çok öngörülebilir olması benim İYİ Parti Tekirdağ 1. Sıra Milletvekili adayı olmamda etkili olmuştur. ‘Selcan Taşçı Hamşioğlu siyasete atılırsa ne yapar?’ dediğinizde, A’dan Z’ye bellidir. Ne söyler, hangi kanun oylamasında hangi tavrı sergiler bellidir. Sürprizsiz bir isim olmamdan dolayı beni uygun gördüler. İYİ Parti Türkiye genelinde 9 ilde 1. Sırada, 10 ilde de 2. sırada olmak üzere tamamı seçilebilecek pozisyonda Meclis’te kesin görebileceğimiz kadın Milletvekili adayımız var. Büyükşehirlerde 3. 4. sıralarda ama seçilebilir yerlerde kadın adaylarımız var. Seçim sonucunda Meclis’te İnşallah kadınlarımızı da temsil edeceğiz. İktidarı değiştirmek evet çok önemli ancak isimleri değiştirirken zihniyeti de değiştirmek daha önemli. Eleştirdiklerimize benzememek konusunda tavır almak durumundayız. Bu benim en önemli motivasyonlarımdan bir tanesidir, bu doğrultuda basının özgür olmasından yana mücadelem de sonuna kadar devam edecek.”

Geçtiğimiz günlerde Tekirdağ Anadolu Lisesi’nin 12. Kez düzenlediği Üniversite Tanıtım günleri etkinliğinde Süleymanpaşa Belediyesi ve AK Parti’nin sosyal medya paylaşımlarında etkinliği tamamen kendi organizasyonuymuş gibi duyurması ve Anadolu Lisesi’ne yer vermemesi konusunda neler söylemek istersiniz?

“Ben, Tekirdağ Anadolu Lisesi mezunu aynı zamanda Tekirdağ Anadolu Lisesi Mezunları Derneği’nin Kurucu Başkanı olarak, haberi görünce gerçekten çok üzüldüm. Tekirdağ Anadolu Lisesi öğretmenlerimiz her zaman için eğitim kalitesini üst düzeyde tutmaya çalışırlar ve yine çok güzel bir iş yapmışlar. Öğretmenlerimiz tarafından yapılan bu kadar başarılı bir organizasyonun siyaset tarafından sahiplenilmesi beni çok üzdü. Kibar bir ifadeyle ‘vefasızlık’ demek istiyorum. Daha ağır ifadeleri hak eden bir durum aslında. Genelde de AK Parti zihniyeti bunu hep yapıyor. Eğitim, siyasetin asla bulaştırılmaması gereken bir alan. Yani bir üniversite tercihlerini belirlemede bir rehber olarak kullanılabilecek bir organizasyonda hangi siyasi partinin etkin olup olmadığının öğrenci açısından ne önemi var. Siyasetin eğitim gibi alanların yanından bile geçmemesi gerekiyor. Genel anlamda da çok kınanması gereken bir durum. Bu kadrolaşma o kadar insafsızca yapıldı ki kamuda, eğitim de dahil bütün alanlarda ve baskı o kadar yoğun ki öğretmenlerin de dahil olduğu kamu çalışanlarının üzerinde, maruz kaldıkları olumsuzluklara susmak zorunda kalıyorlar mecburen. Ben zannetmiyorum ki öğretmenlerimizin, öğrencilerimizin ve velilerinin de içine sinmiş olsun ama bu ‘susmak durumunda bırakılmayı’ bitirmeye talibiz. Konuşmak çok güzel bir şeydir. Tartışmak çok güzel bir şeydir. Karşı fikirlerin olması çok güzel bir şeydir. Dayatma ya da dayatmaya karşı biat değil de insanların kendi pozisyonları ve tabii ki kanunla sınırlanmış alanları çerçevesinde suç oluşturmayacak bir şekilde haklarını arayabilmeleri önemli. Bir eğitimcinin burası eğitim alanı siyaset dahil olmamalı diyebilmesi çok önemli. Ancak bu hakkı kullanamıyorlar. Siyasilerden, onların baskısından kaynaklı. Gerçekten çok üzüldüm. Bunların yaşanmayacağı bir iklimi samimiyetle vaat ediyoruz. Duyulmasına vesile olan Eğitim İş Şube Başkanını da ayrıca tebrik ediyorum. Çünkü böyle şeylere karşı susmamak lazım.”

Partili Cumhurbaşkanının devletin en üst noktasında yer almasıyla her yerde olması ve partisini de taşıması konusunda düşünceleriniz nelerdir?

“Biz uzun zamandır Türkiye’de maalesef iktidar kadrolarını göremiyoruz. Oy gelecekse oradan her şey mubahtır anlayışı hâkim. Her şey mubah değildir. Her şey çok geniş bir kavram. Dolayısıyla 3 tane oy için değmez. Çocuklarımızın geleceğine böyle bir gölge düşürmeye değmez. Bizim çocukluğumuzda da bazı okullarda Cumhurbaşkanının portesi olurdu. Ama şimdi biz tam da bu nedenle bu sisteme karşı çıkıyoruz. Cumhurbaşkanı sadece Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Cumhurbaşkanı değil ki. Aynı zamanda AK Parti’nin de Genel Başkanı. Şu anda AK Parti Genel Başkanı olarak da bir seçim kampanyası yapıyor. Yani siz okullara AK Parti Genel Başkanı’nın fotoğrafını asmış oluyorsunuz. Arızalı olan bu. Partili Devlet. Onlara bu hiç tuhaf gelmiyor aksine çok normal geliyor. Çünkü devlete ait ne varsa sahip olduklarını düşünüyorlar. Vatandaşlar yani bizler de dahil olmak üzere sahip olduklarını düşünüyorlar. Dolayısıyla her şeyin onlara hak olduğunu düşünüyorlar. Onlar için normal. Gerçekten Demokrasi olan ülkelerde bu normal değil. Olmaması gerekiyor. Yazık ediyorlar ülkeye. Neyse ki bizim sloganımızda olduğu gibi ‘Az kaldı’ Benim istisnasız sokak, köy, kahve tüm konuşmalarımda söylediğim bir şey var. Biz kesinlikle Recep Tayyip Erdoğan’a ait bütün gücün, bütün yetkinin, bu denetlenemez durumun aynı şekilde bizde, Kemal Bey’de olmasını istemiyoruz. Sistem değişikliği bu değil. Biz ‘Yeter artık 20 yıl siz kullandınız, biraz da biz kullanalım’ demiyoruz. Meral Hanım da dahil, Kemal Bey de dahil hiç kimse bu kadar sonsuz güçlü olmamalı. Bu kadar sınırsız yetkiye sahip olmamalı. Hepsi gerçekten denetlenelebilmeli ve hepsinden de hesap sorulmalı. Bu hepimizin geleceği ile alakalı bir konu. Kişisel olarak insanların siyasi yönleri, bulundukları alanlar zaman içinde çok değişiyor Türkiye’de. Kimse olduğu yerde durmuyor. Kimse ‘ben bundan tarafım. Güç buraya geçerse bende bundan sonra iyi yaşarım.’ diye düşünmesin. Öyle değil. Herkes bir gün mutlaka bir yerde adalete ihtiyaç duyacaktır. Hukuk, adalet hatta vicdan, akıl, fikir, mantık, bilimsellik, bazı şeyleri sakatlamamak gerekiyor. Onun için Allah bize şu an yaşadıklarımızı yapmayı nasip etmesin. Bunları yapacaksak iktidar da olmayı nasip etmesin. Çünkü bu hiç kimse için doğru değil.”

14 Mayıs sadece Türkiye’nin kaderini belirleyecek seçimlerin olacağı gün değil. Aynı zamanda Anneler Günü. Bir anne olarak bu süreçte yaşadıklarınız, düşünceleriniz, duygularınız nelerdir?

“Zor. Ben, ilk defa oğlumla bu kadar ayrı zaman geçiriyorum. Bizim mesleğimiz çok yoğun ama tam Pandemi dönemine denk geldiği için 2-3 yaş süreçleri, doğal olarak mecburen evde olduğumuz için çok beraber zaman geçirdik. Hiç de uzun süreli ayrılık yaşamadık. 1 geceliğine bile şehir dışına gittiğimde ya onu da yanıma aldım ya da en fazla 1 gecedir ayrı geçirdiğimiz. Ama sabah uyandığında yanında olmuşumdur. Bu süreç herkes için zor. Şu an 5, 5 buçuk yaşında. Sokakta onun yaşlarında bir çocuk görünce gözlerim hemen doluyor ve hemen de ağlıyorum. Çocuğum seneye 1. sınıfa başlayacak. Bu sistemde onun eğitim görmesini istemiyorum. Korkuyorum. Ne kadar iyi bir okula verirsem vereyim mesele sadece okul değil; müfredat. İçerikle ilgili kaygım var. Zaten fırsat eşitliği falan yok, onlar ayrı sıkıntı. İçerikle ilgili gerçekten ben şu anda Milli Eğitim’in uyguladığı müfredata zerre güvenemiyorum. Ders kitaplarını elimize aldığımızda öyle şeyler görüyoruz ki! Dolayısıyla bu mücadeleyi onların geleceği için de veriyorum ve İnşallah hep birlikte düzelmiş bir sistem hediye edeceğiz çocuklarımıza buna inanıyorum. Benim en büyük hediyem de bu olacak. Korkutmayın insanları diyorlar bazen. Cumhuriyet’in 100. yılındayız. Ancak biz bu seçimi kazanamazsak Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’nin 101. yılını görüp görememekle ilgili benim kaygılarım var. Biz Cumhuriyet’in 2. yüzyılını inşa etmek istiyoruz. Yeni bir Cumhuriyet ya da ikinci bir Cumhuriyet istemiyoruz. Ben, çocuğumu Atatürk’ün kurduğu, 1923’te kurduğu, gerçek anlamda Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından yönetilen ülkede büyümesini, yaşamasını istiyorum. Ama şimdi gidişat biz bu seçimi kazanamazsak böyle olmayacağını gösteriyor. O yüzden kazanmak zorundayız. Bundan sonra bu ülkede can güvenliği ile ilgili, asayiş ile ilgili, eğitim sağlık onları zaten saymıyorum. Endişeliyim! Biz, Cumhuriyete sahip çıkmalıyız. O seçim bu seçim! Türkiye Cumhuriyeti’ne, Atatürk’e, emanetine, milliyetçiysek, vatanseversek sahip çıkmak zorundayız. Yoksa çocuklarımız, torunlarımız bizi affetmeyecek. Bu ülke Ortadoğululaşmayı kaldıramaz. Toplumsal yapımız bunu kaldıramaz. Çok büyük, çok sıkıntılı, çok acı çekeceğimiz bir süreç yaşarız. Bu riski almaya gerek yok. Tek kişinin makamını koruyup koruyamaması uğruna koskoca bir milletin geleceğini tehlikeye atmaya gerek yok.”

Siyasette de kadınların daha çok yer alması sizin de desteklediğiniz bir durum. Sizce 14 Mayıs seçimleri kadınlar için neleri değiştirecek?

“Ben, siyasete girmeyi düşünmediğim günlerde bu seçimle ilgili yazdığım bazı yazılar var. Bu seçim kadınların seçimi olacak diyordum. Birçok örnek verdim. O kadınların çoğu da aday adayı oldu. Bu seçim Mısra Öz’ün seçimi olacak. Bu seçim Nilüfer Tatar’ın seçimi olacak. Bu seçim geride kalan yüzlerce, binlerce mağdur kadının, acılı, yaralı kadının da seçimi olacak. Bu kadar çok şiddet gören, 8 Mart’ta yerlerde sürüklenen, hedef gösterilen kadınların yani tüm kadılarımızın seçimi olacak. Çünkü toplum gibi bizim genetik kadın kodumuz da bu muameleye alışık değil. Ağırlıklı olarak İslam İnancına sahip bir ülkede yaşıyoruz ama Türk Kadını en nihayetinde özgür ruhlu. Mümkün değil bunlara katlanabilmesi. Milattan Önce devlet yönetmiş kadınlar var bizim kültürümüzde. Milattan önce ordu yönetmiş kadınlar var. Bu kadın modelini alacaksınız ve diyeceksiniz ki ‘Karnından sıpayı sırtından sopayı eksik etme’ modeline dönüştüreceksiniz. Olmaz! AK Parti’nin kendi içindeki kadınlar bile isyan noktasına geldi, Hüda-Par ile Yeniden Refah’ın eklenme sürecinde. Kendi kadınlarına yaptıkları baskıyı da gördük bu süreçte hep beraber. Önümüzdeki dönem bir kadın olarak parçası olmaktan çok gurur duyacağım bir süreç olacak. İnşallah da başarılı olacağız.”

Ziyaretiniz ve sorularımıza içtenlikle verdiğiniz yanıtlar için Güven Tekirdağ Gazetesi ve Tekirdağ Canlı Haber İnternet Haber Sitesi adına teşekkür eder, çıktığınız yolda başarılar dileriz.  

Özlem Gürakar

GÜVEN TEKİRDAĞ GAZETESİ – TEKİRDAĞ CANLI HABER

reklam

YORUM YAP

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

reklam-->
reklam