EĞİTİM SEN ÜYELERİ İLE BULUŞTU SAĞLIK VE ÇEVRE SORUNLARINI KONUŞTU - Tekirdağ Canlı HaberTekirdağ Canlı Haber

27 Mayıs 2024 - 13:25

EĞİTİM SEN ÜYELERİ İLE BULUŞTU SAĞLIK VE ÇEVRE SORUNLARINI KONUŞTU

reklam
EĞİTİM SEN ÜYELERİ İLE BULUŞTU SAĞLIK VE ÇEVRE SORUNLARINI KONUŞTU
Son Güncelleme :

17 Mayıs 2022 - 8:03

179 views
reklam -->

Eğitim Sen Tekirdağ Şubesi düzenlediği toplantıda üyeleri ile buluşurken toplantıda Tekirdağ’ın Çevre ve Sağlık sorunları da görüşüldü.

Tekirağaç Cafe’de düzenlenen organizasyona üyeler yoğun ilgi gösterdi. Günün açılış konuşmasını Eğitim Sen Tekirdağ Şube Sekreteri Hülya Çakar gerçekleştirirken konuşmasında şunları söyledi:

ÇAKAR: “ZULME MEYDAN OKUMAKTAN SESİMİZ KISILDI AMA SUSMADIK, DİRENDİK, TÜKENMEDİK”

Evet, özel bir topluluk, çok özeliz! Çünkü bizler yıllardır örgütlenme bilinciyle her türlü baskı ve yıldırma politikalarına karşı sendikal hak ve özgürlük mücadelesi veren bu ülkenin yüz akı eğitim emekçileriyiz. Emeğe saygı için attı yüreklerimiz yıllar yılı. Yüzyılı aşkın bir mücadele geleneğinin sahibiyiz. Yıllardır nerede bir karanlık varsa oradaydık, aydınlatmak için. Her zorlukta bu halkın yanındaydık. En önde koştuk hep mücadelede. Gün oldu, Ankara Sokakları’nı arşınladık. Gün oldu parklarda sabahladık. Yine de yerimiz mahkeme kapıları oldu çoğu zaman. KHK’lar, sürgünler yaşadık ama yılmadık. Zulme meydan okumaktan sesimiz kısıldı ama susmadık, direndik, tükenmedik. Çünkü Eğitim Sen’li olmak direnmek demektir, bilime, geleceğe, yaşama inanmak demektir. Çünkü Eğitim Sen’li olmak, özgürlük için, barış için eşitlik ve adalet için mücadele etmektir. Yaşamı, doğayı ve evreni kucaklamaktır. Eğitim Sen’li olmak kolay iş de değildir. Herkesin harcı hiç değildir. Çünkü Eğitim Sen’li olmak insan olmak demektir. El ele, omuz omuza, inançla, umutla, kararlılıkla çıktığımız bu yolda, nice güzelliklere diyor; siz değerli Eğitim Emekçilerini saygıyla selamlıyorum.”

Eğitim Sen Tekirdağ Şube Sekreteri Hülya Çakar’ın ardından Eğitim Sen Tekirdağ Şube Başkanı Kamil Sarı bir konuşma gerçekleştirirken konuşmasında şunları söyledi:

SARI: “PANDEMİ TAMAMEN BİTMİŞ DEĞİL YİNE DE TEDBİRLİ OLMAKTA FAYDA VAR”

Bu gibi toplanmalar hepimize ayrıca bir enerji ve motivasyon kaynağı olmakta. Yaptığımız, sendika olarak yürüttüğümüz çalışmalarda basın açıklamalarında da Tekirdağ İl genelinde hep beraberiz. Sizlerle! Dostlarımızla! 15 gün önce 1 Mayıs’ta da alanlardaydık. Pandemi sürecinin sıkıntıları üzerine gerçekten uzun bir süre evlere kapanmak zorunda kaldık. İşlerimizi sosyal medya üzerinden yürütmeye çalıştık. Bizler öğretmeniz, eğitimciyiz. Derslerimizi yine sosyal medya üzerinden yapmaya çalıştık, inanın çok zor. Çünkü bizler, öğrencilerimizle yüz yüze, omuz omuza, kalp kalbe çalışmaya alışmış insanlarız. Gerçekten zor bir dönemdi. Hala daha da tabii Türk Tabipler Birliği’nin açıklamalarını takip etmekteyiz. Yani Pandemi tamamen bitmiş değil yine de tedbirli olmakta fayda var. Bunun vesileyle ben hepinize sağlıklı, mutlu ve üretken günler diliyorum.

“KHK’LAR GİDECEK BİZ KALACAĞIZ!”

Ayrıca biliyorsunuz Eğitim Sen olarak KESK olarak konfederasyonumuz KESK bünyesinde 2017 yılında, haksız ve hukuksuz KHK’lara da maruz bırakıldık. Haksız yere mağdur edilen arkadaşlarımız oldu. Bunların çoğu görevine iade edildi. Bunun da onur ve gururunu taşıyoruz. O günden bugüne mücadeleyi ve dayanışmayı biz hiçbir arkadaşımızla bırakmadık. Bundan sonra da bırakmayacağız. Dosyaları hala daha OHAL İnceleme Komisyonu’nda bekleyen arkadaşlarımız var. Onların da kararları en kısa zamanda çıksın istiyoruz artık. Ben tüm Kara Yakalı dostlarımıza buradan bir kere daha selam gönderiyorum. KHK’lar gidecek, biz kalacağız! diyorum.

“BİRİMİZİN SORUNU HEPİMİZİN SORUNUDUR”

Çok değerli arkadaşlar, basın emekçilerimiz, Eğitim Sen olarak, sınıfsal ve mesleksel sorunlarınız, ekonomik sorunlarınız, hayat pahalılığı, öğretmenlik mesleğimizin, aday, ücretli, sözleşmeli, kadrolu, uzman ve başöğretmen olarak parçalara bölünmesi, ayrıştırılmamız, çalışma hayatımızın güvencesizleştirilmesi, okullardaki, iş yerlerimizdeki yönetimsel baskılar, zorlamalar, ifade özgürlüğümüzün kaybedilmesi, mesleki özerkliğimizin yitirilmesi, üzerimize oynanan itibarsızlaştırma çalışmalarına karşı mücadele, mobing, öğrenci ve velilerimizin sorunları, merkezi sınavlar ile baskı altında ve eğitimde eşitsizliklerle boğuşan öğrencilerimizin sorunları, birlikte çalıştığımız mesai arkadaşlarımızın, taşerona bağlı olarak çalışma zorunluluğunda bırakılan işçi arkadaşlarımız, emekçi arkadaşlarımızla hep okullarda bir aradayız. Bu açıklamalar bağlamında birimizin sorunu hepimizin sorunudur mantığıyla hareket ederek elimizden geldiğince müdahil olmaya, çözüm üretmeye, hukuksal baskı ve örgütsel mücadele hakkımızı yoğunca kullanmaya çalışıyoruz, çalışmaktayız, çalışmaya da devam edeceğiz. Bu zorlu süreç, hepimizin tahammül gücünü zorluyor, yoruyor, zaman harcatıyor ancak yılmıyoruz. Fiziken de psikolojik olarak da üzerimize yıpratma politikaları uygulansa da, bu yüzden diyoruz ki kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz! Güzel günler göreceğimize inanıyoruz. Bu sorunların çözümü inanın hepimizde sorumluluğumuz ve görevimizdir. Mücadeleye devam edeceğiz. Demokratik, bilimsel, laik, kamusal eğitim mücadelemiz vazgeçilmezdir.”

Eğitim Sen Tekirdağ Şube Başkanı Kamil Sarı’nın konuşmasının ardından Tekirdağ’ın çevre ve sağlık sorunları hakkında konuşmalarını yapmak üzere TMMOB İl Koordinasyon Kurulu Yürütme Başkanı Doktor Cemal Polat ve Tekirdağ Tabip Odası önceki dönem başkanı Gamze Varol kürsüye davet edildi.

Özellikle Trakya’da çevresel anlamda yaşanan büyük sıkıntılar olduğunu dile getirerek önemli noktalara değinen Cemal Polat; konuşmasında şunları ifade etti:

POLAT: “TOPRAKLARIMIZIN %56’SI EROZYONLA KARŞI KARŞIYADIR”

“Bu ortamda bir arada olmaktan dolayı TMMOB, Ziraat Mühendisleri Odası ve Tabipler Birliği Odaları adına hepinizi sevgi ve dostlukla selamlıyorum. Ülkemizin sahip olduğu doğal varlıkları bilmemizde yarar var. Yaşanan çevre felaketleri ve bunlara karşı olan Trakya Platformu olarak açtığımız davalardan sizlere kısaca bahsedeceğim. Ülkemiz coğrafi konum ve sahip olduğu yer altı ve yer üstü doğal varlıkları bakımından Dünya’nın en şanslı ülkelerinden biridir. Karadeniz, Marmara, Ege ve Akdeniz’in birleşme noktasındayız. Çok çeşitli tarımsal ürünlerin anavatanıyız. Ülkemiz tarım ve hayvancılıkta 1980 yıllarına kadar kendi kendine yeten yedi ülkeden biriyken şu anda tamamen ithalatçı bir ülke konumuna getirildik. Mercimeğin anavatanı olan Anadolu, bugün Kanada’dan mercimek ithal eder duruma gelmiştir. Sebebi Askeri ihtilaller neticesinde uygulanan Neo-Liberal uygulamalardır. 1800’lü yılların sonuna kadar Anadolumuz ve Trakyamızın 4’te 3’ü ormanken şu an maalesef 4’te 1’e kadar düşürülmüştür. Dünyadaki en yaşlı orman ağaçları bizde bulunmakta. Fakat özellikle 1971’deki Muhtıra ve 12 Eylül’deki Askeri darbeler sonucunda çıkartılan Anayasa değişiklikleriyle bu orman alanlarımızın en az 500.000 hektarlık kısmı orman vasfından çıkarılmıştır. Sulak alanlarımızın çoğunu da kötü muameleler yüzünden kaybetmiş durumdayız. Bugün topraklarımızın %56’sı Erozyonla karşı karşıyadır. Hükümetin bu konuda ne bir önlemleri ne bir çalışmaları var. Türkiye’nin 2050 yılında % 80 çölleşeceği konusunda öngörüler var.

“VERİMLİ TOPRAKLARIN MUTLAKA TARIMSAL SİT ALANI OLARAK İLAN EDİLMESİ LAZIM”

Ülkemizde kuru tarım yapılmasına rağmen verim ve kapasite çok yüksek seviyelerde olmasına rağmen Trakya’yı ele alacak olursak tarım arazilerinin amacının dışında istila edilmesi ve özellikle Hükümetin Politikaları yüzünden tehdit altındadır. İstanbul’a yakın olmak da bu durumda etkili olmaktadır. Verimli toprakların mutlaka tarımsal sit alanı olarak ilan edilmesi lazım. Buralarda tarımın dışında başka hiçbir şeye izin verilmemesi lazım. Gelecek nesillerin yaşam alanlarını yok ettiğimizin farkında değiliz. Bugün izlenen politikanın hiçbir yararı yok aksine doğal zenginliklerimiz tamamen yok etmekte. Özellikle 1970’lerde çarpık sanayinin gelişmesiyle beraber Trakya Topraklarının büyük bir kısmı maalesef kirlenmiş ve büyük tehdit altındadır. Bunlarla ilgili yapılan bir sürü dava çalışmaları neticesinde maalesef her hangi bir sonuç alınmamıştır.

“DENİZDEN YARARLANAMAYAN TEK ŞEHİR MERKEZİYİZ”

 Bu hükümetin Ergene’yi temiz yapacağız deyimleri maalesef iflas etmiş durumdadır. Bugün Ergene’yi temizleyelim derken yapılan derin deşarjla tüm atıkların, hiçbir arıtma yapılmadan Marmara Denizi’ne verildiği görülmektedir. Geçen sene yaşadığımız müsilaj olayının en büyük kaynaklarından biri de bu derin deşarja verilen atıklardır. Bu bölgede 300 km civarında bir kıyımız olmasına rağmen maalesef denizden yararlanamayan tek şehir merkeziyiz. Özellikle bir şehri gösteren panoramasıdır. Bugün sahilde CEYPORT, ASYAPORT gibi liman işletmeleriyle bu insanlarımızın denize ulaşması, denizden yararlanması maalesef söz konusu değildir. Çevre felaketlerine dur demek için TMMOB olarak haklı davalarımızın için yasal yollara başvurduk. ASYAPORT ve CEYPORT’a açtığımız davaları sürekli kazanmamıza rağmen maalesef plan değişikliği tadilatıyla yeniden gündeme geliyorlar ve maalesef bu konuda yerel yönetimler de görevini yapmıyor. Burada yerel yönetimlerin bu konuda hassas olup bu davalara sahip çıkması gerekirken maalesef yerel yönetimlerde bunu göremiyoruz. Ve bugüne kadar açtığımız otuzun üzerinde davamız var. Bir davanın maliyeti de şu anda 25-30 Bin Liradan başlıyor. Biz TMMOB’un bütün kaynaklarını buraya aktarıyoruz. Gelirimiz yok aidatlarla geçiniyoruz. Bu buluşmayı sağlayan Eğitim Sen’in değerli yönetici ve üyelerine içtenlikle teşekkür ediyorum iyi ki varsınız. EĞİTİM SEN ile birlikte TMMOB, KESK, TÜRK TABİPLER BİRLİĞİ ve DİSK her türlü mücadelemiz hep ortak devam etsin.”

Son olarak konuşan Tekirdağ Tabip Odası önceki dönem başkanı Gamze Varol yaşadığımız sağlık sorunlarına dikkat çekerken yaptığı konuşmada şunları ifade etti:

“YAPILAN MÜCADELELER ÇOK KIYMETLİ”

EĞİTİM SEN ile birlikte TMMOB, KESK, TÜRK TABİPLER BİRLİĞİ ve DİSK ile yerelde her alandan birlikte mücadele etmeye gayret gösteriyoruz. Çevre bu mücadelemizin çok önemli bir boyutu, çevre mücadelesi demek yaşam mücadelesi demek. Son dönemlerde iklim kriziyle ilgili çalışıyorum. Buraya gelmeden önce de bir makale okudum orada bir genç bir pankart tutuyor, orada diyor ki: “Anne babalar çocukları için her şeyi yapıyorlar sadece Dünya’nın geleceği için hiçbir şey yapmıyorlar, oysaki çocukların gerçek geleceği; dünyanın sağlıklı olmasında, dünyanın geleceğinde.” Hepimiz çocuklarımızın eğitimini düşünüyoruz ama bunu hangi ortamda hangi iklimde yapacağını düşünmüyoruz. İnsanlık İçinde bulunduğu ortamda soluduğu havanın içtiği suyun kıymetini bilmiyor belki de hakikaten altıncı yıkımı Antroposen Çağı yaşayalım da insanlık yok olsun düzelelim, daha iyi bir duruma gelelim gerçekten düzelecekse. Bizler bu durum düzelsin diye yaptığımız mücadelelerin daha çok kişi katılımıyla olmasını istiyoruz. Yapılan mücadeleler çok kıymetli.

“BİZİM ŞUAN SİLKİNİP KENDİMİZE GELMEMİZ LAZIM”

Bugün niye bu kadar insan Kanser, Hipertansiyon Hastası, Şeker Hastası diye düşünüp tek kendimizi suçlamayalım, sadece kilolu olduğumuz için değil. Yapılan bilimsel çalışmalar gösteriyor ki hava kirliliği; Tansiyon, erken ölüm, Alzaimer, Diyabet, çocuklarda dikkat eksikliği gibi rahatsızlıklara neden oluyor. Son tahlilde bizler Tıp Fakültesinde Diyabetik Hastaya Diyabet ilacı veriyoruz, Diyabeti tedavi etmiyoruz ki, sadece kan şekerini dengeliyoruz. Ya da Hipertansiyon Hastasının tansiyonunu düzenliyoruz sürekli ilaç veriyoruz. Esas yapmamız gereken şey şu; içinde yaşadığımız, sağlığımızı etkileyecek, yediğimiz gıda, içtiğimiz su, soluduğumuz havaya sahip çıkmak temelde yapmamız gereken bu aslında. Biz neden Akciğer Kanseri oluyoruz sadece sigara içtiğimiz için değil ki kirli hava soluduğumuz için. Hava kirliliğinin kadınlarda Meme Kanserini, Mesane Kanserini arttırdığına yönelik çok ciddi çalışmalar var. Bu hasta bize geldiğinde biz erken taramanın öneminden bahsediyoruz evet erken teşhis çok önemli ama bu insanlar önce hasta olmasın biz bunu sağlamak için elimizden ne geliyorsa bunun mücadelesini veriyoruz. Bizim şuan silkinip kendimize gelmemiz lazım.

“TEMELDE ÇEVRE KİRLİLİĞİNİ OLUŞTURMAZSAK BU DOĞRULTUDA ÇÖZÜM ÜRETMEMİZ GEREKMEYECEKTİR”

Biz ne yapıyoruz önce havayı kirletiyoruz, sonra temizlemeye çalışıyoruz bu durumdan hasta olanları tedavi etmeye çalışıyoruz. Ancak temelde çevre kirliliğini oluşturmazsak bu doğrultuda çözüm üretmemiz gerekmeyecektir. Biz insanlara hasta olduktan sonra tedavi etmek değil hasta olmamaları için neler yapmaları konusunda bilinçlenmelerini sağlamak için mücadele ediyoruz. Bunların en başında da çevre bilincini öğretmeye gayret gösteriyoruz ama bu kadar zamanımız yok inanın. Acil, hemen, şimdi hepimizin bir birey olarak, bireysel ve örgütsel anlamda çevre sorunlarıyla mücadele etmemizin zamanı geldi de geçiyor. Bu bizi ilgilendirmeyecek bir şey değil. Çocuğumuzun geleceğini, işini, eğitimini düşünüyorsak alacağı sağlıklı havayı, içeceği sağlıklı suyu, tüketeceği sağlıklı gıdayı düşünmek mecburiyetindeyiz. Bunun için kendi yaşam standardımızdan ödün vermemiz gerekiyorsa vereceğiz ve mücadeleye devam edeceğiz.”

Konuşmaların ardından Eğitim Sen Tekirdağ Şubesi tarafından düzenlenen organizasyon sona ererken üyeler hem birlikte hem de dolu dolu bir gündemle bir arada olmanın mutluluğunu yaşadıklarını ifade ettiler.

Özlem Gürakar / TEKİRDAĞ CANLI HABER

reklam

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
reklam-->
reklam