
Katledilmeye doyulamayan canım Trakyam, yine büyük bir yıkımın eşiğinde…
Hem de bugüne kadar dillendirilenlerin en büyüğüyle.
Yıllardır kamuoyunda konuşulan, Kırklareli’nin İğneada ilçesinde Nükleer Santral kurulmasına yönelik yer onayı bilgisinin ardından, şimdi de sismik ölçüm ve meteorolojik veri toplama çalışmalarının başlatıldığı ortaya çıktı.
Yani süreç, sessiz sedasız ama kararlı adımlarla ilerliyor.
Şunun altını özellikle çizmek isterim; ülkesinin gelişmesini, çağdaş toplumlar arasında yer almasını isteyen; bilimi, teknolojiyi ve ilerlemeyi savunan biriyim.
Ancak bu anlatılan gelişim değildir.
Bu, Trakya’ya reva görülen açık bir ölüm fermanıdır.
Defalarca çevre felaketine maruz bırakılmış, Ergene başta olmak üzere doğası zehirlenmiş, sorunları yıllardır çözülememiş ve İstanbul’un arka bahçesi ilan edilmiş Trakya’ya şimdi de nükleer santral dayatılmaktadır.
Bu projenin hayata geçirilmesi demek; milyonlarca ağacın kesilmesi, ekosistemin geri dönülmez şekilde yok edilmesi, sayısız canlının yaşam alanını ve hayatını kaybetmesi, tabiat parklarının ortadan kaldırılması ve üstelik “mutlak koruma alanı” statüsündeki bir bölgenin göz göre göre talan edilmesi demektir.
Bugün için ÇED sürecine dair resmî bir açıklama yapılmamış olabilir.
Ama biliyoruz ki minareyi çalan, kılıfını da hazırlamıştır.
Bugüne kadar yaşadıklarımız, bu konuda zerre şüpheye yer bırakmamaktadır.
Trakya, Türkiye’nin nefesidir.
Toprağıyla, suyuyla, ormanıyla, tarımıyla ve yaşamıyla bir bütündür.
Ve bu bütünlük, masa başı kararlarla, kapalı kapılar ardında alınan onaylarla yok edilemez!
Bu sadece Trakya’nın değil, Türkiye’nin geleceği meselesidir.
Ve bu katliama sessiz kalmak, suça ortak olmaktır.
Buradan açık bir çağrıda bulunuyorum!
Trakya’nın toprağına, suyuna, ormanına, geleceğine sahip çıkmak zorundayız.
Bu mücadele ne yalnızca çevrecilerin, ne de yalnızca Trakyalıların mücadelesidir.
Bu, çocuklarımızın yarını, ülkemizin yaşam hakkı mücadelesidir.
Meslek odalarını, çevre örgütlerini, sivil toplum kuruluşlarını, yerel yönetimleri, bilim insanlarını ve vicdanı hala diri olan herkesi yan yana gelmeye, sesini yükseltmeye ve dayanışmaya çağırıyorum.
Trakya sahipsiz değildir.
Bu topraklar kaderine terk edilemez!
Saygılarımla…
Güven Tekirdağ Gazetesi’nin 97. sayısından alınmıştır.
TEKİRDAĞ CANLI HABER

-->