
Tekirdağ’a yerleşeli neredeyse 10 yıl oldu.
Daha önce hiç gelmediğim, hiç görmediğim topraklardı.
Ne de olsa Avrupa’ydı ve Avrupa’daki tek büyükşehirimiz…
Nasıl mıydı hayallerimiz?
Tabi ki adı gibi büyük, hem iş hem hayat anlamında imkanlarla dolu, tarihi yerleri, kültürel etkinliklerinin birbiri ile yarıştığı bambaşka bir şehir.
Gerçekler ise hepinizin bildiği gibi.
Hayaller nerede yaşadığımız hayatlar nerede…
İlk geldiğim zamanlar anlayamıyordum neden böyle? Bu şehir niye gelişmiyor? Geliştirmek için neden adımlar atılmıyor?
O kadar imkan içinde neden Anadolu’nun küçük kasabası gibi kalmış gerçekten anlamıyordum.
Bu sırada Anadolu’nun küçük kasabası dediğimiz yerler bile Tekirdağ’ı çoktan geçmiş kimisi 10 kimisi 20 yıl ileri gitmişti bile…
Önce şehri inceledim.
Hükümet politikalarının Tekirdağ üzerindeki etkisine.
Uzun yıllardır yapılmak istenene odaklandım.
Ve gördüm ki Tekirdağ’ın gelişimine ilk fren hükümet politikalarında yer alıyor.
Vergi vermede hep ilk 10’da olan Tekirdağ yatırım almada ise hep sonlarda…
Değişmedi, değişmiyor bir türlü bu.
O da ne!
Çorlu, Çerkezköy,Kapaklı,Ergene ülkenin sanayisinin kaydığı her geçen gün daha da büyüyen ya da farklı açıdan bakarsak İstanbul’un yükünün azalması için her geçen gün daha da çok katledilen ilçelerimiz..
Gelişimden kastım yapılan koca koca binalar değil. Zaten gelişimi o şekilde düşünüyorsanız yazının devamını da okumayı düşünmeyin.
Evet ekonomik olarak katkı çok büyük fakat gelişim?
Muhteşem limanlarımız oldu bu süreçte.
Binlerce kişiye iş imkanı sağlayan ancak yaşam alanlarının tam ortasında neredeyse evimizin salonunda…
Denizi bile doğru düzgün göremez olduk!
Sonra döndüm coğrafik yapısına baktım Tekirdağ’ımın.
Denizi, konumu, doğası, insanıyla gerçekten mükemmel bir yer.
İyi de böyle bir yer nasıl gelişemez?
İlk geldiğim zaman yapılan çalışmalarla özellikle kültürel etkinliklerle dolu dolu işlerin gerçekleştiği her geçen yıl kötüye giden bir Tekirdağ gördüm.
En son insanlara çevirdim yüzümü.
Sene olmuş 2016 “Süleymanpaşa mı diyeceğiz Tekirdağ mı?” Sene olmuş 2020 hala daha “Tek yön mü olsun çift yön mü?” Sene olmuş 2024 “Orada bira satılır mı?” sene olmuş 2028 “Yürüyüş yollarına patikalara asfalt atılsın mı atılmamasın mı?” tartışmaları.
Arkadaş bir kafanızı kaldırın artık.
Başka şehirlerde hiç mi tanıdığınız yok? Hiç mi gezmiyor hiç mi görmüyorsunuz? Hiç mi duymuyor araştırmıyorsunuz?
Alem neredeyse Niğde’den aya gidecek biz hala yaya gidiyoruz.
Aptal saptal tartışmaları bırakma zamanı gelmedi mi?
Küçük hesaplarınız hala bitmedi mi?
Bu şehrin geleceği, çocuklarımızın yarınları için elini taşın altına koyacak kimse yok mu?
Şehri savunan insanların etrafında birleşmek, hep birlikte Tekirdağ için kenetlenmek yerine neden o insanlara çelme takmaya çalışıyorsunuz?
Uzaktakiler gelişmemizi istemiyor bu çok açık; burada yaşayan sizlerde mi istemiyorsunuz?
Yahu sanatta zaten yokuz ki zaten sanat düşmanımız hayli çok. Sporda neden yokuz bari bunu düşünün!
Neden bu kadar Tekirdağ düşmanısınız?
Artık takkemizi önümüze koyup düşünme vakti gelmedi mi?
Gündem olmasa da kulak verecek, bir şeyler yapmak isteyecek insanlar olduğuna eminim.
Tekirdağ için benim son çağrım.
Siyaset üstü bir çağrı bu.
Dilerim çocuklarınızın hayalleri günlük mücadelelerinizin üstesinden gelir.
Bir kez de onların geleceği için bir şey yaparsınız.
Saygılarımla…
Güven Tekirdağ Gazetesi’nin 60. Sayından alınmıştır.
TEKİRDAĞ CANLI HABER

-->