
Emekliler Dayanışma Sendikası Genel Başkanı Mahinur Şahbaz ve Bölge Temsilcisi Mualla Arıcı Üstün, emekli maaşlarının açıklanması sonrası emeklilerin isyanı ile ilgili açıklamalarda bulundu.
MUALLA ARICI ÜSTÜN: “KAPİTALİST PATRON VE AĞALARA PASTA BÖREK, BİZ EMEKLİLERE KURU EKMEK”
“AKP’li Saray iktidarının biz emeklilere reva gördüğü emekli maaşları ortada…” diyerek açıklamasına başlayan EDS Bölge Temsilcisi Mualla Arıcı Üstün; “Değil yoksulluk sınırı, açlık sınırının bile altında kalan aylık ücretleri bize dayatmaya çalışıyorlar. Hem de büyük bir lütufmuş gibi. Hatta bir milletvekili çıkıyor “şükretsinler, bu kötü ekonomik koşullarda maaşlarını düzenli alıyorlar” diyebilme küstahlığını gösteriyor. Sevgili dostlar, bizler sadaka istemiyoruz, yıllarca harcadığımız emek, döktüğümüz alınteri karşılığındaki kazancımızdan ödediğimiz primlerin karşılığını istiyoruz. İşverenimiz devlettir. Devlet vatandaşına eşit ve hakkaniyetli davranmak zorundadır. Kapitalist patron ve ağalara pasta börek, biz emeklilere kuru ekmek. Hem de bizim sırtımızdan; bunu asla kabul etmiyoruz.” dedi.

MAHİNUR ŞAHBAZ: “SÖZÜMÜZÜ HAKLARIMIZ ÜZERİNDEN KURALIM!”
EDS Bölge Temsilcisi Mualla Arıcı Üstün’ün ardından açıklamalarda bulunan EDS Genel Başkanı Mahinur Şahbaz yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Açlık sınırını dillendiren emeklilere “abartıyorsunuz” diyenlere bir kez daha hatırlatalım: 2026 yılı için belirlenen asgari ücret 28.075 TL, dört kişilik ailenin aylık yalnızca gıda harcaması tutarı yani açlık sınırı 30.143 TL’dir. Bugün 10 milyon emekliye verdiğiniz en düşük emekli aylığı 19 bin TL’yi bile bulmuyor. Bu ücretle bir ailenin ev kirası, sağlık giderleri, zorunlu gıda ihtiyacı ve faturaları ancak 10 günlük yaşam masrafını karşılıyor. Ama iktidar, yıllardır sürdürdüğü “hep bana” düzeni yüzünden bu gerçeği görmüyor, görmek istemiyor. Gıda ile birlikte diğer tüm zorunlu harcamalar hesaplandığında bir hanenin yoksulluk sınırı 98.188 TL’dir. Emekli bu sınırda bir yaşam hakkı talep ediyor ama buna bile razı gelinmiyor. Çünkü yüksek maaşların birilerine “kardan zarar” yazılacağı düşünülüyor.
“SOSYAL GÜVENLİK REFORMU” ADI ALTINDA HAKLARIMIZ GASP EDİLDİ
Hukuku geriye doğru işleterek yaptıkları sözde reformlarla, emekli aylıklarını tamamen enflasyon zincirine bağladılar. Yetmedi, IMF ve Dünya Bankası politikalarını uygularken hayali enflasyon oranları yarattılar. Türk-İş bile mutfak enflasyonunu aylık %1,06, 12 aylık %43, yıllık ortalama %40,15 hesaplamışken, bu oranlar bile dikkate alınmadı. Esnek, kuralsız, güvencesiz bir piyasa yarattılar. Ve bu sistemde vermeden almaya, emekliyi ve işçiyi bilinçli olarak yoksullaştırmaya devam ediyorlar. Yılın ilk ayında emekli aylığı yine açlık sınırının altında kaldı.
“ÇALIŞIRKEN KAZANDIĞIMIZ HAKLARDAN ASLA VAZGEÇMEYELİM”
Sevgili Emekli Kardeşim, Unutma: Bugün yaşadığımız kayıplar, emeklilik hakkımızdan vazgeçtiğimiz için değil; hakkımızın elimizden alınmasına ses çıkarmadığımız için oldu. Sözde Sosyal Güvenlik Reformu yapılmasaydı bugün en düşük emekli maaşı 46 bin TL olacaktı. SGK bürokratlarının uydurduğu “intibak”, “kök aylık” gibi lafları diline dolama. Bizim aylık hesabımız prim + hizmet süresi + eğitim temelinde yapılır. Üstüne milli gelir artışı ve gerçek enflasyon eklenir. “En düşük emekli aylığı asgari ücret kadar olsun” diyenlere inanma. Bu söylem, emekliyi asgari ücret zincirine mahkûm etmek içindir. Oysa yıllar önce en düşük emekli aylığı asgari ücretin iki buçuk katıydı. 16 milyon işçiyi bağladıkları bu zincire 10 milyon emekliyi de bağlamalarına izin vermeyelim!
“SÖZ BİRLİĞİ YAPMALIYIZ!”
Bu gerçekleri dile getirerek, Sosyal Güvenlik Reformunun yeniden düzenlenmesini talep etmeliyiz. Bizi yalnızca seçmen ve tüketici olarak gören siyasi aklın çekim alanından çıkmalıyız. Emeklilerin insanca, onurlu yaşam hakkı; bilgiyle, cesaretle ve dayanışmayla, bağımsız bir mücadele hattı kurmaktan geçiyor. Bizlere reva gördükleri kırıntılar üzerinden değil; kazandığımız haklar üzerinden söz kurarak mücadeleyi büyütelim.
“KİM OLURSAN OL AYNI SORUNLARI YAŞIYORUZ”
Kime oy verdiğin, nasıl düşündüğün önemli değil. Emeklilik hakkın elinden alındı. Yıllardır sana yazıyla, sözle, susarak ya da baskıyla hep aynı yalan söylendi.
EYT’li, SSK’lı, BAĞ-KUR’lu, özel sandık emeklisi… Hiç fark etmiyor. Aynı çemberin içindeyiz. “Çemberin ya içindesindir ya da dışında.” Bizi yok sayanların kurduğu çemberin içinde olmayalım! Yoksullukla, ekonomik şiddetle, soykırıma varan politikalarla mücadele edelim. Yıllardır aynı yerde dönüyoruz. Artık yeter! Çemberin üzerinde dolaşmayı bırakalım. Hakikatin gücüne, doğru sözün etkisine sarılalım.”
Özlem Gürakar
GÜVEN TEKİRDAĞ GAZETESİ – TEKİRDAĞ CANLI HABER

-->