CHP’Lİ YÜCEER: “BU ÇIĞLIĞA KULAK VERELİM” - Tekirdağ Canlı HaberTekirdağ Canlı Haber

27 Mayıs 2024 - 12:20

CHP’Lİ YÜCEER: “BU ÇIĞLIĞA KULAK VERELİM”

reklam
CHP’Lİ YÜCEER: “BU ÇIĞLIĞA KULAK VERELİM”
Son Güncelleme :

15 Mart 2022 - 12:12

107 views
reklam -->

TBMM Genel Kurulu’nda CHP’nin “Sağlık çalışanlarının sorunlarının araştırılarak alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi” amacıyla verdiği önerge AKP ve MHP oylarıyla reddedildi. CHP Tekirdağ Milletvekili Dr. Candan Yüceer, “Türkiye’de tam bir sağlık krizi yaşanıyor. Tükeniyoruz, geçinemiyoruz.’ diyen hekimleri dinlememiz lazım. Hekimlerimiz ‘Bıçak kemikte’ diyorlar; bu sese, bu çığlığa kulak verelim” dedi.

CHP Grubu’nun, “Sağlık çalışanlarının sorunlarının araştırılarak alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi” amacıyla verdiği önergenin doğrudan gündeme alınması önerisi bugün TBMM Genel Kurulu’nda görüşüldü. Ancak CHP’nin önerisi AKP ve MHP oylarıyla reddedildi. Öneri üzerine CHP Grubu adına söz alan önerge sahibi CHP PM Üyesi, Tekirdağ Milletvekili Dr. Candan Yüceer, “Türkiye’de tam bir sağlık krizi yaşanıyor. Hastaların tedavi olamadığı, doktorların mesleğinin gereğini yeterince yerine getiremediği bir durum var. ‘Tükeniyoruz, geçinemiyoruz.’ diyen hekimleri dinlememiz lazım. Hekimlerimiz ‘Bıçak kemikte’ diyorlar; bu sese, bu çığlığa kulak verelim” diye konuştu.

“HEKİMLERİMİZ SADECE KENDİ HAKLARI İÇİN DEĞİL, TOPLUMUN SAĞLIK HAKKI İÇİN GREVDELER”

Dr. Yüceer, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Pandeminin ilk gününden bugüne büyük bir özveriyle, hayatlarını hiçe sayarak en önde mücadele eden hekimler, maalesef bugün de hak mücadelesi vermek zorunda bırakılmaktadır. Müteşekkir olunması, ahde vefada bulunulması, en azından kutlanılması gereken bir günde maalesef, Tıp Bayramı’na grevde girmişlerdir. Sağlık emekçileri en çok hastalanan, en çok ölen meslek grubu olmalarına rağmen, Covid-19’u meslek hastalığı saymayan, beş dakikada bir muayene yapmaya zorlayan ve ağır çalışma koşullarını, uzun çalışma koşullarını angarya dayatan, yıllardır sağlıkta şiddete karşı etkili bir yasa yapmayan, sağlığı değil ekonomiyi önceleyen ve maalesef toplumun sağlık hakkını, koruyucu sağlık hizmetini yok sayan, emeği değersizleştiren, maalesef, yine, mesleki değerleri tahrip eden, hekimleri hedef gösteren, yoksulluk sınırı altında kalan bir ücreti dayatan bir zihniyete, bir algıya karşı hak mücadelesi verdiler, veriyorlar. Evet, mutsuzlar; evet, yorgunlar, kırgınlar ama her şeye rağmen sistem hatalarını düzeltme ve daha iyi hizmet verme uğruna görevdeler. Yalnızca kendi hakları için değil; toplumun sağlık hakkı, yaşam hakkı ve ülkemizin geleceği için grevdeler.

“HEKİMLERİMİZ İLK DEFA HEDEF GÖSTERİLMİYOR”

Hekimlerimiz verdikleri emeğe ve özveriye karşın devletin en üst düzeyinden işittikleri cümle ise: ‘Giderlerse gitsinler’ Aslında hak etmedikleri ifadelerle ilk defa hedef gösterilmiyor hekimler, üstelik ilk kovulmaları da değil; bugünün Cumhurbaşkanı, on yıl öncenin Başbakanı gene greve çıkan hekimler için ‘Çalışmak istemiyorsanız çeker gidersiniz.’ demişti; ‘Ben doktorlara iğne yaptırmam. Doktorlar alimallah insanı felç eder. Doktor efendi dönemi de bitti.’ demişti. Dönemin Sağlık Bakanı ‘Doktorun eli hastanın cebinde’ demiş ve Sağlıkta Dönüşüm Programı‘na karşı olumsuzluklarını anlatan, hatalara, uygulama hatalarına dikkat çeken hekimlere de ‘Paracı doktorlar gürültü yapıyor’ demişti. Aslında bu açıklamalar, topluma, hekimleri tek istekleri paraymış gibi göstererek yaşanan krizin üstünü örtme çabasıdır.

“TÜRKİYE’DE TAM BİR SAĞLIK KRİZİ YAŞANIYOR”

Bugün gelinen nokta, ‘Sağlıkta Dönüşüm Programı’ adı altında koruyucu sağlık hizmetleri başta olmak üzere sağlık sisteminde adım adım yaratılan çöküşün bir sonucu. Türkiye’de tam bir sağlık krizi yaşanıyor. Hastaların tedavi olamadığı, doktorların mesleğinin gereğini yeterince yerine getiremediği bir durum var. Sadece ekmekte, yağda, akaryakıtta kuyruk yok; bugün sağlıkta da kuyruk var, polikliniklerde kuyruk var, ameliyathanelerde kuyruk var. Hastalar randevu alamıyorlar; hasta randevu sistemi çöktü, haftalar ya da aylar sonra randevu alabiliyorlar. Asistanlar eğitim alamıyorlar çünkü hoca yok. Şehir hastaneleri düzeni işlemiyor, şehir hastaneleri sağlık sistemimizi âdeta felç etti. İlçe hastanelerinde hekim açığı had safhada, artık hekimler hastane hastane dolaşmaktan yoruldu. En önemlisi, aile hekimleri; angarya ve son çıkardığınız -ve aslında ceza- ‘Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliği’ adı altında eziliyorlar. Haksız cezalar, sözleşme fesihleri, yoğun iş yükü altında, maalesef, birinci basamak sağlık hizmetlerinde çok yoğun aksamalar var.

“DOKTORLARIN ÖNCELİĞİ PARA DEĞİL”

Toplumun her kesiminde bıçak kemiğe dayandı ama beş dakikada bir muayene yapmaya zorlanan, otuz altı saat nöbet tutan, emeklerinin karşılığını alamayan, üstüne bir de şiddet ve tehdit gören hekimler, doktorlar gerçekten yoğun bir stres altındalar ve onlar da, maalesef, genç hekimler başta olmak üzere kurtuluşu başka ülkelere gitmekte buluyorlar. 2012 yılında sadece 59 hekim yurt dışına çıkmak için iyi hâl almış, 2021 yılında bu tam 24 kat artmış, 1.405 kişi bunu yapmış. Bir insan için ülkesini terk etmeye karar vermek, başka bir ülkede hayat kurmak bence hiç kolay değil, gerçekten çok önemli sebepleri olmalı. Yurt dışına gitmek isteyen sağlık çalışanlarının yüzde 51,6’sı daha iyi yaşam ve çalışma koşulları için gittiğini ifade etmiş. Yalnızca yüzde 1,8’i özlük haklarının eksikliğini ifade etmiş yani doktorların önceliği, Sayın Cumhurbaşkanının ifade ettiği gibi para değil. İstifa edenlerin yüzde 42’si diyor ki: ‘Tükenmişlik yaşıyorum, yorgunluk yaşıyorum, gelecek kaygısı yaşıyorum.’ Yüzde 25,8’i “Daha iyi yaşam ve çalışma koşulları arayışıyla gidiyorum.’ Ama bunu görmeyenler doktorları paragözlükle suçluyor.

“HEKİMLERİMİZ ‘BIÇAK KEMİKTE’ DİYORLAR”

Buradan ‘Tükeniyoruz, geçinemiyoruz.’ diyen hekimleri dinlememiz lazım. ‘Bıçak kemikte’ diyorlar; bu sese, bu çığlığa kulak verelim. Gelin, tekrarın gücüyle bu anlamda bu çalışmaları yapalım, sağlık sorunlarını tespit edelim, sağlık sistemimizin sorunlarını tespit edelim.”

TEKİRDAĞ CANLI HABER

reklam

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
reklam-->
reklam