
İYİ Parti Medya Tanıtım Başkanı ve Tekirdağ Milletvekili Selcan Taşçı Hamşıoğlu, DEM Parti grup önerisinde TBMM Kürsüsü’nde“Kadın Yoksulluğu” üzerine bir konuşma gerçekleştirdi.
Ülkemizde Öğretmen maaşının yoksulluk sınırının çok çok altında; açlık sınırına daha yakın olduğu, yeni doktor maaşının yoksulluk sınırında olduğu… polis maaşının yoksulluk sınırının altında olduğu… İşçi maaşının açlık sınırının altında olduğu… sözleşmeli asker maaşının yoksulluk sınırının altında olduğu… öğretim görevlisi maaşının yoksulluk sınırının altında olduğu… hemşire maaşının, Kamuda avukat maaşının, Teknisyen maaşının, Vaiz maaşının, Mühendis maaşının, -cinsiyeti fark etmeksizin- yoksulluk sınırının altında olduğu bir ülkede, Yani milyonlarca insanın resmi olarak “aç” olduğu bir ülkede, Nüfusun kahir ekseriyetinin “yoksul” olduğu bir ülkede, kadın yoksulluğunun maalesef konuşulamaz hale geldiğini ifade etti.
“YOKSULLUĞA BAĞLI SOSYAL CİNNETİN FATURASINI BAZEN DAYAK, BAZEN CANIYLA ÖDEYEN KADIN”
İYİ Partili Hamşıoğlu, Günümüzde kadınının artık tenceresini kaynatamadığını, çocuğunu doyuramayıp, iniltisini göğsünde dindirmek durumunda kaldığını, zaruri hijyen ürünlerine erişemediği için türlü hastalık riskiyle karşı karşıya olduğunu ve bir lokma ekmeğin faturasını bazen bedeniyle ödemeye zorlandığını ifade etti.
“TÜRKİYE ARTIK ATANMAYAN ÜNİVERSİTE MEZUNU EV İŞSİZLERİ ÜLKESİ”
İYİ Partili Hamşıoğlu; İstihdam üzerinden, kadının işgücüne katılımı üzerinden uzun tartışmalar yapabilirdik burada; ama Türkiye artık “çalışan yoksullar” hatta “çalışan açlar” ülkesi; kadın yoksulluğunu, eğitime erişimde fırsat eşitliği üzerinden inceleyebilirdik; ama yazık ki eğitimde fırsat eşitliğini sağlayabilmiş dahi olsak; Türkiye artık atanmayan üniversite mezunu ev işsizleri ülkesi… diyerek Türk Kadının maruz bırakıldığı durumu eleştirdi.
“KADINI DÖVEN, SÖVEN KÜLTÜR BİZİM DEĞİLDİR”
Aylar önce TBMM Kürsüsü’nde kadına dair yapmış olduğu konuşmasını da hatırlatan Hamşıoğlu; “Tomris’ten Raziye Begüm’den, Terken’den, Hayme’den örneklerle, Türk kadınının genetik kodlarının itilmeye, kakılmaya, horlanmaya müsait olmadığını hatırlatmıştım; kadını ikinci sınıf gören kültür bizim değildir… kadını döven, söven kültür bizim değildir… kadını eve kapatan, baskılayan kültür bizim değildir… ne engizisyon, ne cahiliye bizim değildir… dolayısıyla, derin yoksulluğu yenmek bir ekonomik mücadeleyle, ancak kadın yoksulluğunu yenmek, kültürel dönüşümünün bertarafını sağlayacak bir sosyolojik mücadeleyle mümkündür! Türk kültürünün egemen olduğu bir sosyolojide “eşit işe eşit ücret” mücadelesi vermek zorunda kalmaz çünkü hiçbir kadın! Kaşık düşmanı sayılmaz; avuç açan değil, veren el mertebesinde olur!” dedi.
TEKİRDAĞ CANLI HABER

-->